Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde

13 Eylül 2019 Cuma , 14:05
Okunma: 2790
0 Yorum

Eski İl Müdürü ve Eski İl Müdür Yardımcısı hakkında..,

 

Soruşturma İzni verilmedi!

Sorumluluğumuz gereği, itirazımızı sizlerle paylaşıyoruz!

Konuyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na da ileteceğiz.

 

T.C

İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİNE

SUNULMAK ÜZERE

İZMİR VALİLİĞİ’NE

 

İL İDARE KURULU MÜDÜRLÜĞÜNÜN 02/09/2019 TARİH VE 139 SAYILI KARARI HAKKINDA

 

AÇIKLAMALARIM;

 

·         3194 Sayılı İmar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten günümüze çeşitli mevzuatlar kapsamında dönemsel olarak bir takım idarelerin ruhsat verme yetkisine haiz olduğu bilinmekte olup; yapı ruhsatları, ekleri olan mimari, statik, elektrik, mekanik, betonarme vb. projelerle bir bütün olarak onaylanmakta ve bu belgeleri “inceleyen” ve “düzenleyen” disiplin alanlarından ilgililerin süzgecinden geçmeden “kontrol” ve “onay” aşamalarına geçirilmeleri pozitif bilimlerin mantığına aykırı olduğu gibi, idari işlemin bir takım dayatmalarla oldubittiye getirilme çabası ile açıklanabilir.

 

·         Bu bağlamda, Yapı Ruhsatı belgelerinde “düzenleyen” kısmının boş olduğu, “kontrol eden” kısmında Mehmet Ali ARSLAN’ın, “onaylayan” kısmında ise Selahattin VARAN’ın isim ve imzalarının bulunduğu belirtilerek, İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünde görevli aklıselim hiçbir teknik elemanın (Mimar, mühendis, şehir plancısı vb.) açıkça yasalara aykırı olarak bir takım kişi ve çevrelere yüksek rant sağlama amaçlı bu idari işlemin bir parçası olmak istememeleri ile açıklanabilir.

 

·         Dönemin İl Müdürü Selahattin VARAN, ilk olarak anılan alanda “emsal aşımı yoktur” demiş, ardından da sicilleri temiz, konusunda uzman Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mimarlarının hazırlamış olduğu “bilirkişi raporlarının” ilkinin yanlış olduğunu iddia etmiş; ikincisinin de eşiyle arasında husumet olduğundan bahisle yanlı bir rapor olduğundan bahsedecek kadar bilimsellikten ve nesnel değerlerden uzak bir savunma gerçekleştirmiştir. Yaptığı savunmada, İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünde mimar olarak çalışan Hazal YAŞACAN’ın eşinin yine aynı kurumda çalışan eski Kentsel Dönüşüm Müdürü Erkan YAŞACAN olduğu, söz konusu kişinin kendisi tarafından görevden alındığı, disiplinsiz davranışları nedeniyle hakkında idari soruşturmalar açıldığı ve bu suretle eşinin (Hazal Yaşacan’ın) bir hesaplaşma içerisine girdiği ve yanlı rapor hazırladığını iddia etmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından da öğrenileceği üzere, Kentsel Dönüşüm  Müdürlükleri Bakanlık Makamınca lav edilmiş ve bu suretle Erkan YAŞACAN’ın görevi Bakanlık Makamının tasarrufu ile ortadan kalkmış olup; yine İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünden resmi yazı ile sorgulanabileceği üzere, Selahattin VARAN tarafından Erkan YAŞACAN hakkında açılmış olan tek bir idari soruşturma bulunmadığı da görülebilecek olup; İl Müdürü görevi yapmış bir kişinin çeşitli Makamlar nezdinde yaptığı savunmalarında bilimsellik ve nesnellik bir tarafa, Makamları ve İdareleri yanıltmaya çalışan “yalan beyanları” bile tek başına söz konusu kişinin işlemiş olduğu suçtan kurtulabilmek adına ne tür menfi bir dil geliştirebildiğini göstermesi açısından son derece önem arz etmektedir. Esasen eski İl Müdürü Selahattin VARAN’ın yasalara ve mevzuatlara aykırı olarak düzenlenen yapı ruhsatlarındaki korkusuz, kamu yararını ve Devletimizin denetim mekanizmalarını yok sayan tutumu, vermiş olduğu savunmalarındaki söylemlerle de büyük bir tutarlılık arz etmekte olup; aynı ruhsat belgelerindeki korkusuz, denetim mekanizmalarını yok sayan tutum ve bakış açısının, idareleri ve makamları yanıltmaya yönelik yalan beyanlarla birebir örtüştüğü de görülmektedir.

 

·         Selahattin VARAN tarafından yapılan savunmada “sonradan düzeltilebilecek eksikliklerin bilirkişi raporlarında sanki esaslı hatalarmış gibi ele alınmasından da husumet temelli bir yaklaşım olduğunu” anladığını beyan etmiş olup; yapı ruhsatları/ yapı kullanma izin belgeleri imar hukukunda pek çok içtihat kararına da konu edildiği gibi, “kişilere özel haklar oluşturan/sağlayan idari işlemlerdendir” ve bu yönüyle “müktesep hak oluşturmaktadır”. Dolayısıyla, bilimsellikten ve ulusal mevzuatımızdan uzak bir şekilde sadece bir Müdür Yardımcısı ve bir İl Müdürü tarafından imzalanıp onaylanan bu tür bir idari işlemin “sonradan düzeltilebilecek” işlemlerden sayılıp, oldubitti mantığına konu edilmesi yasalara aykırı olduğu gibi kamu yararını da ortadan kaldırmaktadır.

 

·         Selahattin VARAN yaptığı savunmalarda “… vatandaş odaklı anlayışla sorunun çözümüne katkıda bulundum…” demiş olup; esasen aynı ulusal mevzuatlarla çalışan İlçe Belediyesince yasalara aykırı bulunarak verilmeyen yapı ruhsatlarını teknik eleman incelemesinden muaf tutacak şekilde düzenletmesi, bu suretle 32 adet bağımsız bölüm fazlalığı elde edilmesinin sağlanması, anılan parsellerin bulunduğu kıymetli alan da göz önüne alındığında, bölgede yeni yapılan bir konut fiyatının yaklaşık 700.000 - 1.000.000 Türk Lirası arasında değişen fiyatlarla satılabiliyor olması, kabaca bir hesapla maliklere yaklaşık 20 - 30 Milyon Türk Lirası fazladan kazanç sağlanmış olması “vatandaş odaklı sorun çözme temelli” bir yaklaşım değil, yasalarımızı ve kamu yararını yok sayan ve bir takım çevrelere rant sağlayan süreçlerin sonucudur.

 

·         Eski İl Müdür Yardımcısı Mehmet Ali ARSLAN yapmış olduğu savunmalarda, kendisinin esasen Çevre Mevzuatına hakim olduğu, imar mevzuatı hakkında bilgi birikimi olmadığı, zaten bu alanlarda hiç çalışmadığını beyan etmiş olup; aynı eski İl Müdürü Selahattin VARAN gibi Mehmet Ali ARSLAN’da idareleri ve makamları yanıltmaya yönelik bir çaba içerisinde yalan beyanda bulunmaktadır. Kendisi Aydın İlinden Selahattin VARAN tarafından İzmir İline getirilmiş olup; söz konusu kişi yıllarca 2863 sayılı Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında iş ve işlemleri yürüten Tabiat Varlıklarını Koruma 1 No’lu ve 2 No’lu Şubelerin (Sit Alanlarının Yönetimi, Planlanması, Ecrimisil, Kıyı Alanlarının Kiralanması, Koruma Amaçlı İmar Planları vb konularda faaliyette bulunulan şubeler)  Müdür Yardımcılığı görevlerini yürütmüş, yüzlerce evraka imza atmıştır. Soruşturma kapsamında biyolog olduğunu bu konulardan hiç anlamadığını iddia eden bir kişinin mesleği dışındaki Tabiat Varlıklarını Koruma Şubesi iş ve işlemlerine ilişkin görevleri neden kabul ettiği hem büyük bir çelişki hem de yalan bir beyandan öteye gidememektedir.

 

·         Mehmet Ali ARSLAN 31.07.2017/13.08.2017 tarihleri arasında asıl İmar Müdür Yardımcısı Murat TENDAR’a vekalet ettiğini, İmar ve Planlama Şube Müdürü Zühre ÇAM tarafından kendisine iletilen belgeleri sorgulamadan onlara güvenerek imzaladığını beyan etmiş olmasına rağmen, soruşturmaya konu tüm yapı ruhsatlarının onay tarihleri 16.08.2019’dur.

 

 

·         Söz konusu eski Müdür Yardımcısı, mevcut İmar ve Planlama Şube Müdürünün imza atmak istemediği, üzerinde hiçbir teknik elemanın imzasının olmadığı, mevcut Müdür Yardımcısının da büyük bir ihtimalle İl Müdürünün baskılarına dayanamayarak senelik izne çıktığı bir dönemde, hiç anlamadığını, eğitimini almadığını iddia ettiği konularda, hem de yapı ruhsatı gibi nihai bir idari işleme sorgulamadan apar topar imza atmış olması, ruhsatların onay tarihlerine bakıldığında asıl Müdür Yardımcısının da senelik izinden döndüğü 16.08.2017 tarihine karşılık gelmesi birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu savunmanın hayatın olağan akışına aykırı ve çelişkilerle dolu olduğu rahatlıkla algılanabilmektedir.

 

·         Mehmet Ali ARSLAN yapmış olduğu savunmalarda, Ulusal Bürokrasi literatürümüze girecek bir kavram geliştirmiş olup, anılan eski Müdür Yardımcısı yapı ruhsatı gibi, kişi ve kurumlar açısından hukuki sonuçları olacak belgelere “usulen imza attığını” ifade etmiştir. Bilindiği üzere, gerek hukuk kurallarımız, gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gerekse de yerleşik bürokrasi temayüllerimiz kapsamında “usulen imza atmak” gibi bir söylem bulunmamakta olup; atılan imzalardan müteselsilsen her kademedeki teknokrat ve/veya bürokrat sorumluluk taşımaktadır.

 

·         Eski Müdür Yardımcısı Mehmet Ali ARSLAN kendisinin yerel bir gazeteci ile görüştüğünü, yasalara aykırı durumlar var ise bu gazeteci tarafından dava açılması gerektiği, kendisinin sonuna kadar gazetecinin arkasında olduğunu beyan etmiş olup, (Mehmet Ali Aslan yerel gazeteci dediği kişi şahsımdır) kendisi tarafından da imzalanmış idari bir işleme ilişkin eğer ortaya çıkan yasa ve mevzuatlara aykırı bir durum fark edildiyse Müdür Yardımcısı unvanı ile çalışan bir bürokratın konuyu ilgili mercilere bildirmesi, incelemesi/incelettirmesi gerekirken, yerel bir gazetecinin dava açmasını destekliyor olmak, bunu savunmasına yazacak kadar çelişkili, kamu yararından uzak bir yaklaşım içinde bulunması bile başlı başına görevi ihmal ve/veya kötüye kullanma hususlarındaki iddiaları destekler niteliktedir.

 

·         Yine söz konusu eski Müdür Yardımcısı kendisinin biyolog olduğunu, şehir ve bölge planlama, mimarlık vb. meslek alanları hakkında hiçbir bilgi birikimi ve eğitimi olmadığından bahsederek attığı imzanın hukuki sonuçlarından kurtulmaya çalışırken; öte yandan yaptığı savunmalarda Sığınak Yönetmeliği, Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ve Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik gibi direk imar mevzuatı kapsamındaki yasal düzenlemelere ilişkin derinlemesine yorum ve değerlendirmeler yaparak hem en başından beri geliştirdiği kişisel söylemlerini çürütmekte, hem de yazdıklarını okuyan Makam ve İdarelerin aklıyla alay etmektedir.

 

 

SONUÇ

 

Yukarıda açıkladığım, konular Yüce Mahkemeniz tarafından incelendiğinde, soruşturma geçiren Eski İl Müdürü Selahattin Varan ve Eski İl Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Aslan’ın ifadelerinin incelendiğinde yıllarca mevzuata hakim olmadan, il müdürlüğündeki kişilerle husumeti soruşturma konusuna dahil ederek konunun özüne inmeden yaptıkları suçu örtme çabalarıdır. Söz konusu ruhsatta teknik elemanların hiçbir imzası bulunmadan il müdürü ve il müdür yardımcısının imzalaması başlı başına yasalara aykırıdır. Soruşturma konusu olan inşaata yönelik bir takım imtiyazlar verdikleri de ortadadır. İl müdür yardımcısı ile telefonla konuşmamdan sonra vicdanları sızlatan durum karşısında, kamu adına bu suç duyurumu yaptım. Valilik tarafından verilen “soruşturma izni verilmemesine” kararının kaldırılmasını talep etmekteyim.

 

Temiz İzmir Derneği Başkanı

Nivent Kurtuluş

  


Kaynak: