Erol Yaraş Davası Sonunda..,

2 Ağustos 2018 Perşembe , 22:29
Okunma: 1367
1 Yorum

Manevi Tazminatla sonuçlanan davada..,

 
Hakkımızda hükmedilen "Manevi Tazminat" davası kararından sonra,
 
Dün Resmi Gazete’de yayınlanan karar, dikkatimden kaçmadı,
 
Defalarca okudum, karardan alıntıları sizlerle paylaşma gereği duydum, 
 
Resmi Gazete’de yer alan, Anayasa Mahkemesi kararında,
 
BAŞVURUNUN KONUSU

“Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan köşe yazısı nedeniyle aleyhe tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.”
 
“Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.
Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.
Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir."
 
Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin (Sözleşme) 10. maddesi şöyledir:
 
Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar...
 
Değerlendirme
 
İddianın değerlendirilmesinde Anayasa'nın ifade ve basın özgürlüklerinin korunduğu 26. ve 28. maddeleri dayanak alınacaktır. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
 
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
 
Anayasa’nın “Basın hürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
 
Basın hürdür, sansür edilemez...
 
Esas Yönünden
 
Başvurucunun ulusal bir gazetede yayımlanan köşe yazısı nedeniyle 3.500 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulduğu belirlenmiştir.
 
Gazetecilerin kamuoyunun ilgisini çeken ve görevleri nedeniyle tanınmış kamu görevlilerinin sözlerini ve davranışlarını takip etmeleri, onlar hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye ve hatta yönlendirmeye çalışmaları demokratik bir toplumda kaçınılmazdır. Rahatsız edici de olsa siyasilere ve tanınmış kişilere ilişkin olarak yapılan bilgilendirme ve eleştirilerin cezalandırılması “caydırıcı etki” doğurarak toplumdaki ve kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılma korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir.
 
Başvurucu, ihlalin tespiti ile ödediği miktar kadar manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
 
Anayasa Mahkemesi başvurucunun söz konusu köşe yazısı nedeniyle mahkeme tarafından 3.500 TL tazminat ödemesine karar verilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı 
 
Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olan başvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Üstelik ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmekle birlikte başvurucunun muhatap olduğu yargısal süreç devam etmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
 
Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186.10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
 
HÜKÜM
 
Açıklanan gerekçelerle;
 
İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
 

Bu kararı da, Erol Yaraş’ın kazandığı davaya itiraz etmek için, İstinaf Mahkemesi’ne sunacağım. 

 


Kaynak:



  • Yorum yazmak için üye girişi yapınız. veya
  • Misafir - 2.8.2018 23:08:34

  • Cesamin Özkan
  • Ben onu bunu bilmem, yargı daimdir mutlakada hakimdir. Adalet mülkün temeli ise bu ülkede yıkılmayacak ise yargı önünde gerçek anlamda yargılanması gerekenlerin adaletin tecellisinden yana hiç bir şansları yoktur. Birde ilahi adalet vardırki bazen bizim yargımızdan daha hızlı davranabiliyor...