KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM..,

28 Mayıs 2019 Salı , 22:39
Okunma: 1597
0 Yorum

EDİYORUZ!

 

İlçe belediyelere çok ufak kira bedelleri ödeyerek değerinin belki 20 katı olan ana arterlere ve sınırsız sayıda billboard koyuyorlar. 

Ve hiç kimse denetlemiyor ya da denetlemek istemiyor. 
 
İzmir’in billboardlar ve direklerle birlikte reklam mecrasına boğulması bundan 3 yıl kadar önce başlamış, ve aynı dönemlerde yönetmelikteki ve belediye denetimindeki boşluktan yararlanan firmalar duvar reklamlarını söktürmeye başladı. 

Sektörün sorunu billboard ihaleleri 

Gelişmiş şehirlerde genel bir billboard ihalesi yok sadece estetik açıdan bütünlük olması için otobüs duraklarında var. 

Şehirde reklam ünitesi koyulmuyor mu koyuluyor ama dengeli dağılım ve bölgesel ihale ile ve tabi denetimli olarak,
.  
Metro içlerini bile tek firmaya vermiyorlar. Rekabet olsun diye bütün metroyu parça parça ihaleye açıyorlar.

Ama bizde ve gelişmemiş ülkelerde parası ve ilişkisi olan birisi gelip şehirde billboard ihalesi düzenletiyor ve kendini bütün şehirde Açıkhava rRklamı yapabilecek tek kişi olarak görüyor. 

Sorun şu ki belediye de bu firmadan para aldığı için bunu normal görüyor. 

Ancak bu bir medya mecrası ve bu şekilde tekelleşiyor. 

Maalesef yöneticiler tekelleşmenin sonunu öngörebilecek vizyona sahip değiller. 

Açıkhava sektörünün çok güzel olduğu şehre değer kattığı yerlere baktığınızda bir biriyle rekabet içinde olan 6-7 firmanın olduğunu görürsünüz. 

Ve bunlar ya duvar reklamcısıdır ya da vatandaştan kiraladıkları mülklere reklam mecrası koyan firmalardır. Tabi bunu yapabilmek için de çok sıkı denetlenebilen ve yoruma açık olmayan bir ilan reklam yönetmeliğiniz olması gerekir. 

Yoksa yine ortalık çöplüğe dönüşür.
 
Bugün İzmir’in geldiği noktada, billboard ihaleleri hepten kaldırılsa ve doğru bir ilan reklam yönetmeliğiyle Açıkhava Reklamcılığı sektörünün önü açılsa hem belediyenin kasası bu işten daha karlı çıkar hem de güzel bir şehrimiz olur.

Eğer şimdiki gibi kent estetiği kaygısı olmadan hareket edilecekse de İzmir Büyükşehir Belediyesi  ana arter ihalesi açsa en az 50 milyon kasasına girecekken ilçe belediyelerin usulsüz ihalelerine göz yummaya devam ediyorlar mı?
 
Tabi böyle bir ihale ilk etapta belediyenin kasasına para soksa da yine tekelleşmeye sebep olacak.
 
Bu esnada ilan reklam yönetmeliğinin yetersizliğinden kaynaklı tek sorun yaşayan reklamcılar değil, esnafın sorunu daha da büyük.
 
Belediyenin o kadar vatandaşı mağdur eden haksız uygulamaları olmuş ki, Kıbrıs Şehitleri Caddesinde geçtiğimiz yıl bütün yönetmeliğe aykırı tabelalar zabıtanın söküm ekibi aracılığıyla iki hafta içerisinde temizlendi, 
 
Yapılan doğruydu ancak kısa bir süre sonra cadde girişinde Sevinç Pastanesinin yerine Arçelik açıldı ve tepesine ilan reklam yönetmeliğinde hiçbir şekilde yeri olmayan dev bir LED Ekran yapılmış,

Ve kısa bir süre sonra aynı ekrandan Vestel’de karşısına yapmış,.
 
Şimdi Kıbrıs Şehitleri esnafının ne düşünmesi gerekir? 

Anayasa'nın 2. Maddesi’ne istinaden toplanıp dava mı açmaları lazım? 

Devam edeceğiz.

 


Kaynak: