07.11.2013 16:56:11
Okunma: 5649
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Bu dosya kapandı mı?

Bugün sabah saat 06.00 da kalktım, yağmur eşliğinde otobüsü bekledim ve İzmir Bayraklı Adliyesine 08.30 da vardım.

17. Sulh Ceza Mahkemesi kapısında beklemeye koyuldum, karşımda meclis üyeleri, kendi aralarında seçimlere yönelik konuşuyorlardı.
 
Mahkeme saat 09.00 da başlaması gerekirken, 09.25 civarında, mahkeme salonuna girdik. Gözüm Aziz Kocaoğlu ya da avukatını aradı ama gelmemişti. Karabağlar belediye başkanı ya da avukatı da yoktu. İçimden böylesine bir yargılama olayında en azından niye avukatları gelmedi diye düşünürken duruşmaya başlanıldı.
 
Duruşmaya katılanlar arasında; Hamdi Yapıcı, İsmail Kandemir, Mevlüt Hepseven, Fikret Kaner, Mustafa Çalışkan’ın vekili, Hüseyin Şengül’ün vekili, Mehmet Ali Çalkaya’nın vekili vardı.
 
Duruşmanın konusundan evvel, katılanların vekillerine soruldu, bir kısmı “müştekinin suçtan zarar görmesi söz konusu değil” derken, bir kısmı da; “bu konuda bir diyeceğimiz yoktur” demekle yetindiler.
 
Duruşmaya katılan meclis üyeleri ise; "takdiri mahkemeye bırakıyoruz” dediler.
 
Bu sırada ben söz istedim; “katılma talebimi yineliyorum” dedim.
 
Mahkeme Başkanı; “ iddianamedeki suçun niteliğine, eylemlerin tarif ediliş biçimine, müştekinin katılma gerekçesine göre suçtan doğrudan doğruya zarar görmemesi nedeniyle katılma talebinin reddine karar verilerek tefhimle açık duruşmaya devam olundu”
 
Müşteki sıfatımla tekrar söz istedim:”İçişleri Bakanlığına şikayet dilekçesi verdiğimde suçtan zarar görüp görmediğim sorgulanmadı, ama suç duyurumu kabul edip bir iddianame düzenlendi. Bu olayda meclis üyelerinin kesinlikle ve kesinlikle bir suçu olduğuna inanmıyorum, inanmak istemiyorum, ada ve pafta numaralarına göre ilgili kişinin kim olduğunu bilmeyebilirler, kaldı ki meclis gündeminde de bununla ilgili bir şikayetim oldu. Eskiden meclis gündemleri toplu olarak sadece madde numaraları belirtilerek, okunup oylanıyordu. Meclis üyeleri gurup kararına karşı geldiklerinde, disiplin suçu işleyeceklerinden ya da oylamaya katılmıyorlardı, ya da mecburen olumlu oy kullanıyorlardı. Bununla ilgili İçişleri Bakanlığına yaptığım şikayetten sonra artık meclis gündemi gündeminde oylamalar tek, tek yapılıyor. Başdanışmanın planında meclis komisyon başkanının, üyelerinin ve belediye başkanının sorumlu olduğunu düşünüyorum, zira bu planın kime ait olduğunu bilmeleri mümkün değildir. Bu şahıs planın % 10 ortağıdır. Bigin Erünal’ın belediye başkanının başdanışmanı olduğu meclis kararında bellidir, mahkemenize sunmuştum. Israrla katılma talebimi tekrarlarım. Kent Vatandaşı olma sıfatıyla basın mensubu olma sıfatıyla artı konunun şikayetini ve takibini yapan kişi olarak anayasal hakkım olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu planın alınış aşamasında TMSF’den alındığı sırada Bilgin Erünal’ın %10 ortağı olup olmadığını merak ediyorum. Başka bir diyeceğim yoktur.” Dedi
 
Ben davanın devam edeceğini umarken bir anda karar denilip, kamu davasının düşürülüp beraatlarına diye karar çıktı.
 
Tutanaklara geçmeyen ancak orada bulunan tüm kişilerin duyduğu bir konuyu hakimden söz isteyip dile getirdim." Hakim bey; TMSF den alınan taşınmazda, Bilgin Erünal ortaklığı var mı yoksa sadece iki kişinin üzerine midir diye sordum."
 
Mahkeme Başkanı; “Bu konuyu Cumhuriyet savcılığı incelememiş, bizde incelemedik”dedi.
 
Savcılık makamı incelememiş olabilir, mahkeme olarak incelenmesi gerekmezmiydi, bu konu ile ilgili dilekçede sunmuştum. Savcılık makamı iddianameyi hazırlar, mahkeme konu ile ilgili hertürlü dökümanı değerlendir meye alacağını düşünmüştüm.
 
Evet yıllarca süren araştırma, meclis üyelerinin ifadeleri derken beraat kararı çıktı.
 
Bana bu ihbarları yapan kişilerden çok özür diliyorum, ben elimden gelenin çok daha fazlasını yaptım. Peki bu karar nihaiyi karar mı? Bence değil bunun temyizi var daha sırada.
 
Asıl merak ettiğim, İçişleri müfettişi konuyu incelemiş ve ortada usulsüzlük görmüş ve ilgiler hakkında soruşturma izni vermiş. Bu soruşturma iznine karşılık belediye başkanları ve meclis üyeleri Danıştay’a itirazlarını yapmış Danıştay itirazı yerinde görmemiş ve ceza mahkemesine sevk etmiş.
 
Mahkeme başkanı, İçişleri müfettişlerinin gördüğü suç unsurlarını soyut kavram olarak nitelendirip beraat kararını vermiş.
 
Ben hiçbir zaman kanunlara karşı gelmem onların verdiği kararların doğruluğunu ya da yanlışlığını söyleyemem. Bu kararları değerlendirecek Yüksek mahkeme veya kurullar vardır. Ancak, onların vereceği karar doğrultusunda dosya kapanır.
 
İmar planları, kamuya açıktır, alenidir, herkesin bilgisi dahilinde olduğuna göre toplum yararına yapılan planlardır. Toplumu meydana getiren bireylerin yaşadığı ilde yapılan plan tadilatlarını sorgulamaya, incelemeye KENT VATANDAŞI olarak hakları olduğuna inanıyorum..
 
Madem vatandaşın sorgulamasına izin verilmiyor, o halde bu planları aleni yapmayın, hatta kimin planı yapılıyorsa askılara çıkmasın, boşuna gazete ilanıda yapılmasın. Planı yapılan kişiye iadeli taahhütlü postayla yollansın.
 
Bunca zahmete ne gerek var değil mi?
 
Soruşturmaya konu olan bu plan; TMSF ait taşınmazken plan kararları farklı idi, kamunun tasarrufundan çıkan taşınmaz bir anda plan tadilatı ile milyonlarca lira değeri arttı.
 
İlk duruşmada, Aziz Kocaoğlu ifadesinde; " her plancının bir ekolü vardır" Demek başkan haklıymış.
 
Bu karardan sonra herkes rahat bir nefes aldı, demek oluyor ki, plan onamaktan ceza alınmıyormuş. Herkes istediği planı geçirebilir, hele başdanışmanın planı ise....
 
Son sözüm Bilgin Erünal’a bu taşınmaz TMSF den alınırken siz ihaleye katıldınız ve tapu devri yapılırken sizin isminizde yazıyor muydu, yoksa sonradan mı tapuya dahil oldunuz? Bu sorunun cevabını çok merak ediyorum.
 
Benim için bu dosya, burada kapanmadı, ya sizce? 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları