22.01.2021 21:07:23
Okunma: 2957
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
İnsanlara kötülük yapmak en kolay yol

 

Dün akşam yayınladığım köşe yazımı,
 
Ben herkesin eşit olduğuna inanlardanım, 
 
Gün 24 saat, bir yılda 12 ay var değil mi?
 
O koskoca dediğiniz adamlar 24 saate bir salise ekleyemez,
 
12 ayı 13 ay yapamazlar,
 
Ve onlar baklava börek de yese, sizler soğan ekmek te yeseniz,
 
Her birimiz sabaha aç kalkıyoruz, buna inanın,
 
Devamını yarın kaleme alacağım. 
 
Şeklinde bitirmiştim,
 
Kaldığım yerden devam ediyorum,
 
İlk duruşma 4,5 saat sürdü,
 
Mesut Sancak 4,5 saat duruşma salonundaydı,
 
Özellikle bu detayı yazıyorum,
 
Çünkü şahsıma yaptığı hakaretler nedeniyle yargılandığı davaya,
 
Bir dakikalığına bile gelmeyen aynı kişi, 4,5 saat duruşma salonunda oturdu,
 
Mesut Sancak'ın yargılandığı davada, avukat hanım hakime aynen şu ifadeyi kullanmıştı,
 
“Müvekkilim saygın bir işadamı, müvekkilim mazeretine ilişkin uçak biletini dosyaya sunduk. Müvekkil resmi bir toplantı için il dışına çıkmak durumunda kalmıştır..,”
 
Bana söz geldiğinde, resmi toplantısının ismi bildirilmemiştir. Ayrıca sanığın il dışına çıktığına ve havaalanından uçağa bindiğine dair biniş kart tutanağının istenmesini istediğim halde,
 
Hakim talebimi uygun görmedi. Her duruşmada, Sanık Mesut Sancak’ın duruşmaya gelmesi talebimi yinelerken, eğer burada ben sanık olsaydım, ellerim kelepçelenmiş bir şekilde getirilirdim. Dedim,
 
Bu durumdan dolayı, REDDİ HAKİM istemi yaptım,
 
Ne yazık ki kabul görmedi,
 
Dava gereksiz olarak uzamaktaydı, çünkü bizim yargılandığımız dava bir türlü sonuçlanamıyordu, Sonuçlanmış olsa Şantaj yaptı bende hakaret ettim diyecekti,
 
Bir gün mahkeme kalemine ek bilgi yazısı vermeye gittiğimde,
 
Dosyamın 25. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiğini öğrendim,
 
Hemen 25. Aslye Ceza Mahkemesi Kalemine gittim, 
 
İki dosyanın birleştirilmesi için 1. Ağır Ceza Mahkemesine dosyaların yollandığını öğrendim,
 
İnanılmaz bir durum yaşanmaktaydı,
 
Evime dönüp hemen 1.Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe hazırladım,
 
Ertesi gün 1.Ağır Ceza Mahkemesi kalemine gittim ve hakim beyle görüşmek isteğimi ilettim,

“Hakim beyin görüşme talebimi kabul etmeyeceğini” kalem bana söyledi,
 
Dışarı çıktım, Ağır Ceza Hakimliğinin kapıları şifre ile açıldığı için içeri girmem mümkün değildi,
 
Beklemeye başladım, kapalı holden birileri çıkıyordu, kapı kapanmadan hemen içeri girdim, kapılardaki mahkeme numaralarına baktım, 1. Ağır Ceza Hakimi yazısını görünce kapıyı çalıp içeri girdim,
 
Öyle heyecanlıydım ki, hakimde şaşırdı, hemen konuya girdim,
 
Taramalı tüfek gibi anlatmaya başladım,
 
Hakim “nedir konu anlamadım yavaş anlatın” deyince,
 
Sakin sakin konuyu anlattım dosya numarasını verdim, dosya masasının üzerindeydi, dosyayı eline aldı şöyle bir karıştırdı,
 
“Kızım ben anladım konuyu” deyince içimden bir ohh çektim,
 
Ya zamanında yetişmeseydim, ya iki dosya birleşseydi?
 
Siz haklı olduğunuzda, inanın görünmez bir el sizi yönlendiriyor, buna emin olun ve asla vazgeçmeyin,
 
Haklı olduğunuz konunun üzerine gidin,
 
Mesut Sancak’ın yargılandığı dava garip bir şekilde,
 
Hakaret Davası olarak tutanaklara geçti,
 
Şimdi sizlere soruyorum,
 
 “Şantajcı hanım bu iyi günlerin sonu olabilir, sen şantaj yapıyorsun İzmir işadamlarına yaptığın şantajları toparlıyorum.”

” ..,seni içeri atmazlarsa”

“..,hele bir tane daha yazı yaz her türlü hesap vereceksin anladım mı cahil”

“..,olmadı bunun hesabını vereceksin vallahide vereceksin billahi de hele bir yazı yaz”
  
Tehdit midir, Hakaret midir?
 
Dava sonuçlandı, Mesut Sancak ceza aldı, Hükmün Açıklaması Ertelendi,
 
Ben İstinaf Mahkemesine başvurdum,
 
Hala sonucunu beklemekteyim,
 
İnsanlara kötülük yapmak kolay,
 
Hakkın Rahmetine kavuştuğunuz da,
 
Nasıl hesap vereceksiniz?
 
Doğrusu çok merak ediyorum,
 
Pazar günü son yazımı yazacağım,
 
 
 
 
 
 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları