04.06.2017 15:58:11
Okunma: 3167
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
İzmir’de akıl almaz olaylar oluyor!

 
Yıllardır, Temiz İzmir Derneği, İzmir adına, hak adına mücadele veriyor.
 
Her ay meclis gündemlerini tarıyor, imar planlarına itirazlarını yapıyor, yasa ve yönetmelikleri okuyor, gerektiği hallerde dava açıyor.
 
Tüm bunları, kimin için yapıyor? İzmirliler ve yarınlarımız için yapıyoruz.
 
Tüm bu çalışmaları, kamu adına yaparken,
 
Birileri çıkıyor, “ŞANTAJ YAPIYOR” diyor.
 
Şantaj nedir? Kimsenin bilmediği bilgiyi, bak para ver yazmayım, demektir.
 
Bizler yazmadan evvel, önce ilgili yerlere yazıyoruz, imar planında ne olarak görülüyor, ruhsat eklerine uygun mu, ruhsat tarihi, yapı kullanma belgesi vb detayların hepsini soruyoruz.
 
Sonrasında kaleme alıyoruz. 
 
Sizler hiç gördünüz mü, "ŞOK HABER, birazdan yayınlayacağız" diye yayınlamadığımız bir tek haberimizi.
 
Ben anlayamıyorum, önce yazıp, sonra nasıl para istenir?
 
Reklam istedi diyorlar, biz reklam almıyoruz.
 
Bu algı operasyonudur, bizleri itibarsızlaştırmaya yöneliktir.
 
Geçtiğimiz hafta gazetelerin Ege eklerinde, “İşadamlarına şantaj iddianamesi tamamlandı, 14. Asliye Ceza Mahkemesinde kabul edildi”
 
Kabul edilen bir iddianame yok ortada!
 
Avukatımız 14. Asliye Ceza Mahkemesine gidiyor ve soruyor, aldığı cevap “kabul edilmiş bir iddianame yok”
 
Gazetelere bakıyorum, “iddianame kabul edildi”  
 
Kabul edilmeyen bir iddianamenin, detayları nasıl basına servis edilmiş. İşte orası, tam bir muamma!
 
Yazıyı ilk kaleme alan yayın organını arıyorum, e devlette hakkımda açılmış bir dava yok diyorum.
 
Telefonda, İddianameyi hazırlayan savcının sicil numarasına kadar söyleniyor.
 
Böyle bir şey olabilir mi?
 
Keşke, iddianame kabul edilse de, hakim karşısında ispata davet edebilsek. 
 
İddia sahipleri kim derseniz, ruhsat eklerine aykırı, hatta ruhsatsız faaliyet gösteren, seçkin işadamları.
 
Aslına bakarsanız, devlet bizleri korumalı, korumalı diyorum, onlar adına bila bedelle hizmet yapıyoruz.
 
İsterseniz şöyle bir üstünkörü yazayım.
 
TANSAŞLAR’I kamu arazilerinden çıkardık,
 
CARREFOUR SA Mavişehir yıkıldı.
 
Bostanlı’daki Benzin istasyonu yıkıldı.
 
Karabağlar’daki BATI BETON yıkıldı.
 
Mavi Bahçe Alışveriş Merkezi ÇED Sürecini yapmadığı için 3 Milyon TL’ye yakın bir bedel devletin kasasına girdi. Yargılanmalar ise devam etmekte.
 
Onlarca ÇED Süreci şikayetlerimiz oldu.
 
Belediyelerin kasalarını doldurduk.
 
Moloz dökümlerinden, Milyonlarca TL devletin kasasına girdi.
 
Optimum Alışveriş Merkezi yapılırken, Yapı Tatil Zaptı tutuldu.
 
ÖZBÜKER Hafriyatı defalarca şikayet ettik.
 
Neden onlar bizler hakkında, şikayette bulunmadılar?
 
Herkesi aynı kefeye koymak olmaz, elbette onlara gittiler. Olumsuz yanıt aldılar.
 
İftiranın bedeli önce Allah karşısında, sonra da kanunlar önünde büyük suçtur.
 

Bizler yola çıkarken, bunları göz önüne almıştık, ama bu kadarını da beklemiyorduk inanın. 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları