19.06.2013 12:29:16
Okunma: 5166
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Kimse farkında değil...

Günlerdir gezi parkı eylemleri artarak sürmekte, TV kanalları, ulusal ve yerel basında, face ve twitlerde, günlük konuşmalarda hep gezi parkı eylemleri.

 
Ben şimdi sizleri gözlerden kaçan, ya da dile getirilmeyen bambaşka bir olaydan söz etmek istiyorum.
 
Yıllardır Avrupa, Avusturya ve benzeri ülkelerin havayollarının dergilerindeki haritalara hiç dikkat ettiniz mi? 
 
Türkiye’nin Güneydoğusunu KÜRDİSTAN olarak gösteriliyordu. Benim gibi duyarlı vatandaşlar bu ülkelerin havayollarına ve büyükelçiliklerine müracaatta bulunarak bu haritaların ısrarla, düzeltilmesini istiyorlardı.
 
 
Şimdi gözlerden kaçan bir konferanstan söz etmek istiyorum. Bu konferansı herhangi bir ulusal basında görmedim, yerel basında da görmedim. Tamamen tesadüfü bir Facebook'ta gözüme ilişti.
 
“Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı” 15-16 Haziran'da diye, yaklaşık iki hafta önce güncellenmiş
 
Tarihleri yazarak, konferans yapılmış mı diye kontrol ettim, evet konferans yapılmış. 
 
Peki, ulusal basın neden bu konferansı dikkate almadı, Aziz Kocaoğlu’nun Diyarbakır’a yaptığı gezi neredeyse haftalarca yayınlandı, yorumlar yapıldı. Bu konferansa ilişkin neden tek satır yok?
 
“Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı Sonuç Bildirgesi”nin tam metnini yazımın en altında yayınlayacağım.
 
Şimdi bu yapılan konferansta, Türkiye’de adı “ Kuzey Kürdistan” olarak yapılan bir toplantıya hükümetin nasıl izin verdiğini merak etmekteyim. 
 
Bu çözüm sürecinin bir adımı mıdır?
 
Tüm Türkiye Gezi Eylemleri’ne kilitlenmişken böyle bir konferansın Türkiye’de yapılması ve ulusal basımımızda hiçbir yer almaması düşündürücüdür.
 
Gezi Eylemleri’nin ilk başlangıcına gittiğimizde, BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in kendisini kepçenin önüne atarak, ağaç katliamını önleyen tavrı ile ulusal ve uluslar arası basında yer almasını sağlayan önemli bir kıvılcımdı.
 
İlk günlerde, Gezi Eylemine destek veren BDP Genel Başkanı daha sonraki tavırlarıyla kafalarda şu soruyu bıraktı, acaba hükümetle anlaştı mı, ya da niye geri adım attı diye kamuoyunda tartışılmaya başlanılmıştı.
 
Acaba, “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı” bu eylemlerle bağlantısı var mı bilemiyorum. Hadi ben bilemiyorum, sokaktaki insan bilemiyor. 
 
Peki, Ulusalcı CHP ile Milliyetçi MHP yöneticileri de bilmiyor anlamış değilim.
 
Zaten bu tür konular benim iştigal alanım değil, ancak çevremde olup bitenler beni ilgilendirmekte olduğundan araştırıyorum, inceliyorum. 
 
Bu konuyu yazmaya başlamadan önce, Süleyman Gencel’i telefonla aradım, Ağbi Facebookta gezinirken, Kuzey Kürdistan Konferansı olmuş diye bir yazı okudum sen biliyor musun diye sordum. Cevap gayet netti. “Ben bütün gün neyi takip ettim sanıyorsun” Benimki de laf işte, Süleyman Gencel elbet bu konunun tüm ayrıntılarını sizlerle paylaşacaktır. 
 
“Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı Sonuç Bildirgesi”nin tam metni şöyle:
 
15-16 Haziran 2013 tarihinde değişik siyasi, etnik, inanç gruplarının temsilcileri olarak Amed’de gerçekleştirdiğimiz konferansımız, tarihi önemde kararlar alarak başarıyla sonuçlanmıştır. Kürdistani tüm renklerin buluşmasıyla, iki günlük yoğun tartışma ve değerlendirmeler ışığında elde ettiğimiz sonuçları, tüm Kürdistan ve dünya halkları ile paylaşıyoruz.
 
Türkiye Cumhuriyeti, resmi kurucu ideolojisiyle tekçi ulus-devlet anlayışının en ağır örneğini yaşatmıştır. Kuzey Kürdistan’da Kürt Halkı ve Kürdistani tüm toplulukları baskı ve sömürüyle yok etmeye-göç etmeye ve Türklük içinde eritmeye zorlamakla kalmayıp, Anadolu’daki farklılıklara da yaşam hakkı tanımamıştır. Bu bağlamda, Asuri-Süryani, Ermeni, Laz, Gürcü, Alevi, Hristiyan, Musevi, Arap, Çerkez, Türkmen, Mıhallemi, Ezidi, Romanlar gibi halklar ve kültürler ile İslami grup, cemaatler ve özellikle kadınlar inanılmaz bir baskı ve yıldırma mekanizmasının mağdurları olmuştur.
 
Son yüzyılımız tekçi sisteme karşı Kürdistan ülkesinde başkaldırı ve özgürlük mücadelesi ile geçmiştir. Her defasında yok edilme politikalarına karşın, bugün bu tarihi buluşmayı gerçekleştirmemizde büyük bir öneme sahiptir. Konferansımız, bu serhıldanlarda hayatını kaybetmiş ve şehit olmuş herkesi minnet ve saygıyla yad eder, rahmetle anar.
Bu serhildanlar geleneğinin bir parçası olan PKK öncülüğündeki Kürt başkaldırısı son 30 yıldır sürmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin bu dönemde de tüm imha, inkar ve baskı uygulamalarına rağmen Kürt halkının direnci kırılamamıştır.
Barış ve özgürlük özlemi içinde, Kürdistani kimliklerin katılımıyla toplanan konferansımız, Kürdistan ve tüm bölgenin özgür geleceği için anlamlı bir adım atmış ve tarihi kararlara ulaşmıştır.
Konferansımızın aldığı kararlar şu şekildedir:
 
1- Sn. Abdullah Öcalan Kürt Sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için tarihi bir fırsat yaratmıştır. Kürt hareketi sorunun barışçıl ve demokratik çözümü için samimi ve ciddi adımlar atmıştır. Konferansımız hükümetin aynı ciddiyetle ve samimiyetle adımlar atması gerektiğini ifade etmiştir.
Delegasyonumuz, bu aşamada, hükümetin hala kullanmakta olduğu dil ve üslup, yeni karakol yapımları, koruculuğa yeni kadroların açılması ve askeri hareketlilik gibi uygulamalardan kaygı duymaktadır. Kamuoyunda güven yitimine ve samimiyetin sorgulanmasına yol açan bu uygulamaların derhal sonlandırılması çağrısında bulunur.
Konferansımız, bu bağlamda, müzakere sürecini sağlıklı ve güvenli bir biçimde sürdürülmesi için demokratik çözüm sürecinin başat aktörü Sn. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep eder.
2- Kürdistan halklarının kendi tercihleriyle statülerini (özerklik-federasyon-bağımsızlık gibi) belirleme hakkına sahip olduğunu, Kürdistan halklarının kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması Konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir. Konferansımız Kürdistanın bir statüsü olmadan Kürt sorununun nihai olarak çözülemeyeceğini karar altına almıştır.
3- Delegasyonumuz, çağdaş demokratik bir anayasa yapılmasını talep eder. Kürdistan Halklarının kendi kimliği ile örgütlenme özgürlüğü, anadilde eğitim ve Kürtçenin resmi dil olarak kabulü, anayasal güvence altına alınmalıdır.
4- Yoksulluk, göç, işsizlik, ekolojik tahribat gibi devasa toplumsal sorunlar, Kürdistan’da tüm yoğunluğuyla yaşanmaktadır. İçerisinde siyasetin-sivil toplum örgütlerinin-yerel yönetimlerin ve farklı grupların da olduğu bir mekanizma kurularak, kamu kaynaklarının pozitif ayrımcılık ilkesi temelinde Kürdistan'a aktarılmasının sağlanması gerektiğini önemle vurgular.
Konferansımız Kürdistan'ın geleceğinin inşasında gençliğe olan inancını ifade eder ve iradesini önemser.
5- Başta hasta ve çocuk tutsaklar olmak üzere cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Faili meçhullerin aydınlatılması ve toplu mezarların ortaya çıkarılması için devlet sorumluluklarını yerine getirmelidir.
6- Konferansımız 21. yüzyılın en temel sorunlarından birisinin cins çelişkisi olduğu tespitinden hareketle, toplumsallığın en dinamik parçası ve kurucu aktörü olan kadının durumunun toplumdan ayrı ele alınamayacağına dikkat çeker. Kadına yönelik her tür müdahale aynı zamanda topluma yapılan bir müdahaledir. Konferansımız kadına yönelik her türlü saldırının karşısında olduğunu ilan eder. Kürt kadının Kürdistan mücadelesinde oynadığı rol tüm dünyaya örnek olacak şekildedir. Kadının, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde, özgün ve özerk yapısıyla, karşı cinsle eşit boyutta toplumsallığın her kademesine eşit katılma kararlılığını benimser.
7- Kürdistan coğrafyasında yaşayan Ermeni, Asuri-Süryani, Arap, Mıhallemi ve Türkmen gibi birçok halk ile Müslüman, Hristiyan, Musevi, Ezidi ve Aleviler gibi inanç grupları hem devletin politikaları nedeniyle hem de bu politikaların yol açtığı yanlış bilinç nedeniyle önemli zorluklar yaşamaktadır. Öncelikle tüm bu geçmişle yüzleşerek, yeni, eşit bir yaşam kurmak gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle kimliklerin özgürce ve inançları doğrultusunda yaşayabilmeleri ve gereken koşulların sağlanması için Konferansımız etkin çaba içinde olacaktır. Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı 20.YY. boyunca tekleştirici politikalar nedeniyle kendi topraklarından kopmuş tüm kesimleri geri dönmeye çağırır.
8- Konferansımız, Rojava parçasında kendi özgücüyle ve kendi özgün siyasetiyle gerçekleşen halk devrimininin yanında olduğunu belirtir. Kürt Yüksek Konseyi şahsında, birliğini ve ittifakını büyük ölçüde sağlamasını önemli görür. Rojava’da elde edilen kazanımların her Kürdistanlı tarafından korunması gerektiğine işaret eder. Diktatörlük rejimi ve Suriye muhalefetinde yer alan kimi çeteci grupların Rojava’ya yönelik tüm saldırılarını kınar. Konferansımız Rojavanın, sınır kapılarının açık tutularak tüm Kürdistanlıların Rojavaya yardım yapması çağrısında bulunur. Uluslar arası camiayı Suriye ile ilgili mekanizmalara Rojava Kürdistanı'nı resmi olarak dahil etmesini talep eder.
9- Ulusal Konferansın toplanmasının yaşamsal önemde olduğunu ifade eden konferansımız, Kuzey Kürdistan Konferansı olarak bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceği iradesini beyan eder. Irak Cumhurbaşkanı Sn Celal Talabani, Kürdistan Federe Bölgesi Başkanı Sn Mesut Barzani, KCK Başkanlık Konseyi ve tüm diğer Kürdistani güçleri, Ulusal Konferans’ın bir an önce toplanması için girişimde bulunmaya çağırır.
10- Konferans delegasyonu, Kürdistan davasına katkı sunmuş her siyasi şahsiyet ve yapının emeğine saygı ve minnetle yaklaşır.
11- Konferansımız BM, İKÖ, AB ve dünya halklarını Kürdistan halkının adalet, özgürlük, eşitlik için verdiği mücadelesine karşı sorumlu davranmaya davet eder.
Konferansımız tüm uluslar arası örgüt ve devletlerden PKK’nin terör listesinden çıkarılmasını talep eder. 
12- Konferans delegasyonu Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı’nın iradesini temsil edecek “Birlik ve Çözüm Komitesi” oluşturma kararı vermiştir. Bu mekanizma, yeni katılımlara açık bir şekilde konferansın aldığı tüm kararları takip etme, uygulama ve ihtiyaç duyduğu alanlarda komisyonlar kurma ve daha sonraki dönemlerde Konferansı yeniden toplama iradesine sahiptir. Bu komite demokratik müzakare sürecinin etkili organı olma misyonuyla çalışmalarını yürütür. 
13 - Konferansımız; Türkiye halklarını, Konferansımızda açığa çıkan iradeyi tanımaya, esas almaya ve Türkiye Cumhuriyeti devletini Kürt halkının haklarını tanıması için baskı kurmaya çağırır. Aynı zamanda Konferansımız demokratik ve meşru mücadelesini destekler.
Konferansımız ve birliğimizin tüm Kürdistan halkına hayırlı olmasını diliyoruz.  Selamlar ve hürmetler.
Kaynak: http://www.haberdiyarbakir.com/kuzey-kurdistan-birlik-ve-cozum-konferansi-sonuc-bildirgesi-aciklandi-59067h/#ixzz2WbSNCiPf
 
    
 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları