19.01.2014 17:53:42
Okunma: 5053
1 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Sn Kılıçdaroğlu istifa mektubunu okumanızı öneririm.

Dün manşetten verdiğimiz, "Eski danışman Yılmaz'ın şok İstifası" başlıklı haberimizin yorumlamasını yapmadan edemedim.

10.04.2006 tarihinde, Yrd Doç Dr Fikret YILMAZ, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı istifa mektubunu yazmakla kalmayıp tam 9 sayfa Aziz Kocaoğlu’na hitaben neden ayrılmak zorunda olduğunu anlatan bir mektup yazmış.

Yrd Doç Dr Fikret Yılmaz daha o günlerde, yani yedi yıl öncesinden bugünleri görmüş, demek oluyor ki daha o günlerde filizlenen tohumlar şimdilerde, çürümeye yüz tutmuş diyebilir miyiz?
 
Gelelim mektubun ayrıntılarına.
 
“Sizde çok iyi biliyorsunuz ki, Büyükşehir Belediyesi çalışmıyor, iş üretemiyor. Bunun müsebbibi, sizi benimsemediğinden dolayı çalışmadıklarını düşündüğünüz ve hatta sürekli olarak sizi yanlış yönlendirdiğinden şüphelendiğiniz, yaygın tanımıyla Piriştina’nın kadrosu diye nitelenen bürokratlar değildir. Doğrudan doğruya ne yazık ki uygulamaya çalışılan idari anlayıştır. Çünkü eldeki kadroyu uyum içinde çalıştırmak herkesten önce sizin görevinizdir. Ancak yine kendi elinizle klikler yarattığınızdan ötürü hiçbir iş üretilememektedir, sıradan rutin işler bile yürümemektedir. Hükmetmek ile yönetmek arasındaki fark kaybolmuştur.”
 
Yedi yıl öncesinden geleceği gören başkan danışmanını canı gönülden kutluyorum. O günden günümüze değişen pek bir şey yok yine yöneten değil, hükmeden bir başkan görüyoruz karşımızda.
 
Devam ediyoruz aynı sayfadan, “Siz birkaç kişi dışında kimseye, onlar dışında hiçbir bürokrat size güvenmiyor. Atamış olduğunuz görevliler sizin adamınız olarak tanımlanmakta, önceki dönemden kalanlar ise sizi yanıltan, altınızı oyan, şüpheli kişiler olarak yaftalanmakta. Oysa böyle bir durum yoktur, söz konusu bile değildir. Bu durumun önüne geçmenin tek yolu şikâyet ve dedikodu dinlemeyi acilen terk etmenizdir.”
 
Bir başkan makama geldiğinde ne yapar, elbet dedikodu dinlemez diye bilirken meğer Kocaoğlu ne yaparmış. Önce kahveler sonra kim ne dedi ne demedi meğer işler ondan bitmezmiş.
 
Aynı başlık altındaki konulardan biride çok dikkatimi çekti. “ Bir diğer önemli konu özellikle metropol sınırları içindeki ilçe belediye başkanları ile ilişkilerinizdir. Belediye başkanlarının hepsi seçilmiş, sorumlulukları olan hizmet üretmek durumunda görevlerdedir. İlçe belediyeleri, Büyükşehir Belediyesi’nin şubeleri başkanlarda sizin maiyetiniz değildir. Birlikte çalışmak zorunluluktur. Sizin onlara lütfunuz olamaz. Belediye başkanları susuyorsa, kanımca kavga çıkartan imajınıza davet etmek istemediklerindendir. Acilen dozu giderek artan rekabet duygusundan kurtulmanız son derece yararlı olacaktır. Çünkü ilçe başkanları sizin rakipleriniz değil."
 
Danışman ne güzel gözlemlemiş kavga çıkaran bir başkan olduğunuz, ya Milletvekili Mehmet Ali Susam’la kavgasına şahit olsaydı arkasına bakmadan giderdi ve bu mektubu okuyamazdık.
 
Kimi insanlar akademik kariyerlerini makam uğruna heba etmez ve sessizce çeker giderler. Kimileri de ….,
 
Mektupta dikkatimi çeken ana başlıklardan bahsetmeden geçemeyeceğim. “Her şeyi bilme iddianızdır”, “ başarılı yöneticiler, başkalarının, birikimi ve aklını kullanabilen insanlardır. Sözü boş değildir, ancak geçen zaman boyunca gözlemlediğim kadarıyla siz her şeyi düşünen, bilen ve uygulayan olmak istiyorsunuz.”, “gelinen noktada İzmir Büyükşehir belediyesi kilitlenmiş bir kurumdur. Bu gidişle daha da kötü olacağından hiç kuşku duymuyorum.”
 
Ne aydın ve geleceği gören bir danışmanmışsınız, dediğiniz gibi belediye kilitlendi işler gecikiyor diye bürokratları suçluyorduk meğer suçlu kimmiş!
 
Basınla ilişkileri de kaleme alan danışman; “ Basınla mutlaka iyi ilişkiler geliştirmek gerekir fakat basın organlarını etkilemeye çalışarak olumlu bir imaj yaratmayı tercih etmek beyhude bir gayrettir, diyeti vardır. Basın son derece toleranslı davranmaktadır. Basında yer alanlara bakarak telaşa kapılmaya gerek yoktur.”
 
Mektubun en can alıcı noktası ise; “Haddim olmayarak size Piriştina Kompleksinden acilen kurtulmanızı ve sağlıklı düşünmeyi önermek istiyorum."
 
Eğer ben belediyede görev yapmış olsaydım ve sayın ileriyi gören danışman gibi bu kadar uzun uzadıya ders verir nitelikte bir mektup yazmak yerine, sadece bence yoruldunuz bir an önce uzun bir tatile çıkmanız ve Büyükşehir Belediyesinin önünün açılması bakımından en önemli icraat bu derdim.
 
Kimbilir belki bu istifa mektubunu, Kılıçdaroğlu İzmir’e dayattığı başkan olmadığını anlayacaktır diyorum. Hatanın neresinden dönerseniz kar kardır diyenlerdenim. 
 

Etiketler:

Misafir - 21.01.2014 21:02:34

  • kral çıplak...
  • Nihayet bu yürekliliği biri gösterdi. Tebrik ediyorum kendisini. Kral çıplak diye bağıran(sadece O'nun için değil, tebasından başka yöneticilere de)herkesi pasifize eden davranış modeline karşı bir dik duruş. Ve gözlemleri, tespitleri ne kadar da doğru. Burnundan kıl aldırmayan, ben yaparım olur diyen bir çok yöneticisi var. Bizler bunların epeydir farkındayız Sayın Danışman gibi ve hep söyledik ama kötü olan yine biz olduk. Artık Sn. Kılıçdaroğlu olanları görmeli ve gidişatı toparlamalı. Haklısınız zararın neresinden dönülse kardır. Sevgilerimle.
  • Yazarın Diğer Yazıları