04.12.2016 15:50:51
Okunma: 3148
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Tunç Soyer'e kötü haber!!!

 
Yazımın başlığında yer alan, "Tunç Soyer'e kötü haber" aslında olayı kısa ve öz anlatıyor.
 
Lakin bir dosyanın nasıl yıllarca sürdüğü ve sıkı bir takiple, eninde sonunda yürümeye başladığının hikasi bu.
 
Seferihisar Belediyesinin yapmış olduğu, kiralamalarla ilgili önce İzmir Valiliği şikayetimin üzerine, İçişleri Bakanlığı Müfettişine, elimdeki ayrıntılı 4 klasör dosyayı sundum.
 
2014 yılının yaz ayları idi.
 
Yapılan inceleme sonrasında, 
 
Seferihisar Belediyesine, "soruşturma izni" verilmedi.
 
Tarih 23 Haziran 2014 
 
Soruşturma izni verilmeyen raporda;

“..,eksik kira tahsilatı yapılmak suretiyle kamu zararına neden olunduğu” yazıldı.

“Bu bağlamda oluşan kamu zararının giderilmesine yönelik olarak Güneş Turizm A.Ş. adına 1.601.736,04 TL kira bedeli farkı ile 237.053,54 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 1.838.789,58 TL, Yeni Atlantis A.Ş. adına da 1.668.060,43 TL kira bedeli farkı ile 374.323.65 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 2.042.384,08 TL yeni kira tahakkuku yapıldığı ve tahsilat sürecinin başlatıldığı,”
 
“Kamu zararı oluştu ama tahsilat süreci başladı.” denildi.
 
Bu karar üzerine Danıştay 1. İdare Başkanlığına yapmış olduğum itirazda;
 
"İçişleri Bakanlığınca yapılan Ön İnceleme sonucunda; her ne kadar şikayet edilenlerin kamu zararına neden oldukları tespit edilmiş olmakla; soruşturma açıldıktan sonra; ilgililerin ikrarına da havi bu kamu zararının tahsil sürecinin başlatıldığı ve bu nedenle soruşturma izni verilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle; diğer ihbar konularının ise yasal mevzuata herhangi bir aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle soruşturma izni talebinin reddedilmiş olması adalet duygusunu zedeler nitelikte İPTALİ gereken bir idari tasarruftur. " 
 
DANIŞTAY, itirazımı haklı gördü!
 
Tarih; 12 Ocak 2015.
 
Danıştay dosyayı, Seferihisar Cumhuriyet Savcılığı'na yolladı.
 
Aradan bir buçuk yıl geçti. 13 Mayıs 2016 tarihinde, Seferihisar Savcılığı “kovuşturmaya yer yoktur.” dedi.
 
Hemen süresinde itirazımı yaptım.
 
Ağustos ayında, Seferihisar Adliyesine bir gideyim, bakayım dosya ne olmuş dedim.
 
Kalemde bulunanlara sordum dosya ne durumda diye.
 
Cevap “dosya kapalı”
 
Nasıl olur dediğimde, zabıt katibi “unutmuşum dosyaya koymaya” dedi.
 
Zabıt katibini savcıya şikayet ettim. Hemen oracıkta yazılı ifademi sundum. 
 
Savcı beye de ifademi verdim.
 
Şikayetim ne oldu derseniz eğer, “kovuşturmaya yer yoktur.” kararı çıktı.
 
Elbet HSYK şikayetimi yaptım.
 
2014 yılından başlayan bir soruşturma hikayesinde 2017’ye günler kaldı. 
 
Elbet dosya sonuçlanacak, oluşan kamu zararı tanzim edilecek.
 
Ya dosyama sahip çıkmasaydım, dosya hala kapalı konumda olacaktı.
 
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ. 
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları