23.10.2013 11:28:29
Okunma: 4917
2 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Vatandaş ben seçtim sanacak.

İzmir seçim atmosferine girdi girmesine de, aday adaylarında bir patlama söz konusu, meğer ne kadar çok başkanlık özlemiyle yanıp tutuşanlar varmış.

Meclis üyelerinin neredeyse yarısının hayallerinde, başkanlık varmış ne diyelim, hayırlara vesile olsun.
 
AK Parti, daha başkan adaylarını açıklamadı, elbet onların adayları da meclis üyelerinden olacaktır.
 
CHP Genel Merkezden sürekli milletvekilleri sırasıyla İzmir’e geliyorlar. Sanırsınız ki seçimler sadece İzmir ilinde yapılacak. Başka iller neden ilgilerini çekmez ki?
 
Kalenin ellerinden çıkma düşüncesi mi, yoksa başka neden mi?
 
Her zaman söylerim ben siyasetten anlamam ama gözlemlerim iyidir. Şaşkınlıkla olup bitenleri izlemekteyim.
 
Aziz Başkan kendini naza çekiyormuş gibi bir görüntü sergilemeye çalışıyor, ancak gönlü bir dönem daha diye yanıp tutuşuyor. Lakin halk ve CHP Genel Merkez kendilerine bir dönem daha vermek istemiyor.
 
CHP İl Başkanı Ali Engin ise Aziz Kocaoğlu’nun tekrar aday yapılmaması durumunda Karşıyaka Belediye Başkanlığı hayalleri bir başka bahara kalacağını bildiğinden Aziz başkan için caba sarf ediyor, aslında tüm çabaları kendi adına. Aziz Başkanın “çete davası” henüz sonuçlanmadığı beklide ceza alacağı kaygısıyla genel merkez temkinli davranıyor.
 
Bu nedenden dolayı Ali Engin, Aziz Başkan için basın açıklamalarında; “10 yıldan beri görevini başarıyla sürdürmüş, Bütün AKP baskılarına rağmen hayali dosyalardan aklanmış, aklanmakta olan bir belediye yönetimi var.”  Diye defalarca söylemekte, ancak ortada ciddi bir iddianame var ve henüz sonuçlanan bir şeyde yok. Cumhuriyet Savcıları ortada bir şey yok iken böylesine bir iddianame hazırlayabilir mi?
 
Ya ceza alınırsa ne olacak? İşte bu sonucu da değerlendiren CHP Genel Merkezi temkinli davranıyor.
 
Ali Engin, her ne kadar adaylığının parti lehine olacağını iddia etse de, aday adaylığı konusunda eğilim yoklamasında % 60 üzerinde bir oy alacağını iddia etse de durum farklı gibi geliyor bana.
 
Ali Engin CHP’nin il başkanı başarılıdır yada başarısızdır, bunu ben bilemem ancak seçime giderken ben gideyim, Karşıyaka Belediye Başkanı olayım demek son derece rahatsız edici bir durum. Seçim öncesi bir de il başkanı mı seçeceğiz şimdi. 
 
Eğilim yoklaması, anket demişken neye göre yapılacak bu anketler, halka mı sorulacak, objektif olacak mı? Bu soruların cevabını bulamıyorum
.
Genel Merkez üst yönetiminden buraya geliyorlar, lüks otellerde kalıyorlar, lüks otellerde yemekler yiyorsunuz da sonuç alıyor musunuz?
 
Diyelim ki anketler yapıldı, sonuçlar doğru olacak mı? Göle maya çalmak gibi!
 
Yeri geldiğinde Avrupalıyız da, Avrupa da, Amerika’da seçimler böylemi yapılıyor? Hayır, böyle olmuyor, onlarda ciddi bir ön seçim yapılıyor, bizde ise genel merkeze kim şirin görünüyorsa yada genel başkanın iki dudağının arasından çıkan başkan olur.
 
Genel Başkan, X kişiyi atadım, atadın da neye göre atadın bunu hangimiz bilecek. Genel başkanın, sosyal yaşamında kim var, hanımına kim ulaşmış, MYK Üyelerine kim yakın?
 
O zaman “Gezi Parkı” eylemlerini neden hayranlıkla izlediniz? Gökhan Günaydın, Adnan Keskin, Umut Oran sürekli İzmir’de de ne yapıyorlar? Adnan Keskin’e İzmir Belediyeleri hakkında bir bilgi verdiğimde bana “siz hafiye misiniz” dedikten sonra söylenecek pek söz bulamıyorum. Şimdilerde Adnan Keskin gidici de deniliyor, neye göre gidici kim biliyor? Kimse bilmiyor
.  
Seçimlerde parası olan, broşür bastıracak, billboardlar hazırlayacak, belediye başkan adayını kim seçti kimse bilemeyecek.
 
Vatandaş yine kendim seçtim sanacak.
 

Etiketler:

Misafir - 26.10.2013 10:17:31

  • Elbirliği Ile Yolsuzluk ve Gaze-Temiz Farkı
  • Aslında bu yazı ile doğrudan ilgili yok ama Ahmet Hakan ın bugünkü yazısını okuyunca bu yorumu göndermeden duramadım. Yazıda, arsası 237 bin m2 inşaat alanlı olarak Devlet tarafından satılan, sonrasında kolektif(!) çabalar ile 628 bin m2 inşaat alanlı bir yapı olarak ortaya çıkan İstanbul Beşiktaş’daki Zorlu AVM ile ilgili. İnşaat birmiş ama hazırladıkları imar kılıfı biraz kısa kalmış, kellik tam kapanamamış. Bu durumda fazlalıkların yıkılması gerekiyor. İşin ilginç yanı, bugünlerde açılacak olan AVM ile ilgili pek çok haber içerisinde bu imara aykırılık boyutunun hemen hiç gündeme gelmemiş olması. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24983803.asp Aşağı yukarı Nivent Kurtuluş’un yıllardır dikkatlerimize sunmaya çalıştığı irili ufaklı imar yolsuzluklarından çok büyük ölçekli olanı. Ancak İzmirdeki imarsız ya da imara aykırı yapılarla Zorlu AVM nin ve pek çok benzeri imara aykırı yapı arasında önemli bir fark var, Nivent Kurtuluş ve onunla birlikte Gaze-temiz ve Temiz İzmir Derneğinin yarattığı bir fark. İzmir de belirlenen ve buralara iletilen imara aykırılık bilgileri gazetede duyurulmakta, bunlar için ilgili mercilere duyurular, yasal başvurular yapılmakta, konu sonuna kadar izlenilmeye çalışılmakta, gelişmeler de duyurulmaktadır. Üstelik bütün bu çabalar karşılıksız olarak sadece toplumsal duyarlılık adına yapılmaktadır. Yolsuzlukları gören, bilen ama bu konularda ne yapacağını bilemeyen vatandaşlarımıza yol gösterici olunmakta, bir ilk başvuru kapısı açılmaktadır. Toplumsal duyarlılığın geliştirilmesine dönük önemli çabalar verilmekte, sonuçlar alınmaktadır. Bütün bunların değerinin bilinmesini diliyorum.
  • Misafir - 25.10.2013 16:00:01

  • Aydınlığa Doğru
  • Nivent Hanım’ın ve Süleyman Bey’in yazıları aslında aynı gözlem ve eğilimleri yansıtıyor. Süleyman Beyin yazısında ayrıca bir umudun müjdesini de var gibi. Bir yorumcu, yani bizlerden birisi de anlaşılan bu yazılardan heyecanlanmış, doğru okursak hepimize bir çağrı yapıyor. Ortalığa biraz saçılan bu umutun şimdilik kırıntısından heyecanlanmış bir İzmirli olarak konunun can alıcı iki noktasını vurgulamak istiyorum. - Her düzeyde, esas olarak kendi pozisyonunu, birçoğu çıkarlarını kollayan politikacı tipinden artık bu ülkenin kurtulabilmesi, bilgili, dürüst, görevini en iyi şekilde gerçekleştirmekten başka derdi olmayacak kişiliklerin görevleri devralması, bizlerin ve en üst düzeydeki parti yöneticilerinin gözetecekleri en temel husus olması gerekiyor. Parti üst yönetimlerinin de, her ne kadar demokratik görünmese de, bugünün oluşmuş, kokuşmuş yapısında bu konudaki insiyatifi ellerinde tutarak konuyu menfaat kliklerinden kurtarmaları önem kazanıyor. - Çağdaş ve demokrasiden yana herkesin, herbir sivil toplum oluşumunun, kusur aramaksızın, bu geçici dönemin yaşamsal bir gerekliliği olarak CHP nin etrafında kümelenmesinin önemini kavraması ve buna göre davranması yaşamsal önemde bulunuyor. Gaze-temiz’e de bu konunun öncülerinden olması nedeniyle teşekkürler.
  • Yazarın Diğer Yazıları