09.08.2015 21:06:13
Okunma: 3135
1 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Vicdanen çok rahatım ya siz!

 

Ulaşım sorunu neden hala tam anlamıyla çözülemiyor, ortada mahkeme kararları var, ihaleyi alan firma hala açıklamalar yapıyor.

 

Peki, bizlere her şey doğru yansıtılıyor mu?

 
Aziz Başkan her platformda hukuka saygılı olduğunu söylüyordu, insanları adliye önüne davet ediyordu ancak daha önceleri yazdığım gibi 1999 yılından beri başarı ile yürüyen dünyada ve Avrupa’da ödül alan İzmir’in ulaşımdaki bilet toplama sistemi (KENTKART) uygulaması 2015 yılında görevde bulunan ESHOT üst yönetimi ve Aziz Başkanın iş bilmişliği sayesinde  devre dışı bırakılarak, KARTEK adlı bir firmaya hukuka aykırı bir şekilde ihale verildi.
 
Böylece İzmirliler olarak biz 1970 yılların uygulaması olan kâğıt bilet uygulamasına 2015 Haziranında yeniden tanıştık. Belki Aziz Başkan nostaljiyi seviyor, onun için fuarda bir hafta, fuarın eski gazino günlerini anımsatmak adına, ünlü sanatçıları bir haftalığına sahneye çıkartıyor.
 
Bu iyi bir uygulama ama yeniden kâğıt bilete dönmek, böyle bir nostaljiyi yaşamak doğru mu?
 
Doğru ise, Aziz Başkana bir önerim olacak, altındaki lüks çift camlı paha biçilmez Mercedes yerine 70’li yılların gözde arabası Murat 124 ya da Renault marka bir arabaya binmeli.
 
Yok, buna hayır diyorsa, önce Rahmetli Bülent Ecevit’in Renault marka arabaya bindiğini hatırlatmak isterim. Sonrada biz İzmirlilere bütün büyük kentlerde uygulanan kartlı sistemin sorunsuz çalıştırmasını isterim.
 
Adalet Hukuk diye bağıran büyük başkan Bölge İdare Mahkemesi’nin kararına rağmen niçin İhale Kanunun emrettiği yasal düzenlemeyi yerine getirmiyor?
 
Mahkeme kararlarını niçin tanımıyor?
 
Bu bir kibir, bu bir inat, bu bir benim dediğim dedik anlayışı olmamalı!
 
Sonuçta İzmirlinin trilyonlarca parası her gün, her hafta, her ay kayboluyor.
 
Sevgili Başkanım size soruyorum;
 
1-Neden mahkeme kararını uygulamıyorsun, bu bir suç değil mi?
 
2-Şu anda uygulanmaya çalışan sistemde, her gün toplanamayan para miktarı ne kadar?
 
3-Binişlerden toplanan paralar sisteminizde, tam olarak görülüyor mu, karşılıklı bir kontrol yapabiliyor musunuz? Yoksa sadece, muhasebenizde cari hesap üzerinden toplama çıkarmamı yapılıyor?
 
Sevgili Başkanım siz iktisatçı belediye başkanı olarak, sadece cari hesaptan toplama çıkarma yapılarak parasal denetimin yapılamayacağını benden çok daha iyi bilirsiniz! Lütfen bu konuyu araştırın yoksa bürokratlarınız, size bu konu da bilgi vermiyor mu?
 
Ben size nasıl değer veriyorum ki uyarıyorum.
 
Bakın ben sizin için kaba bir hesap yaptım. Sevgili Başkanım lütfen sizde bir hesap yapın, Üçkuyular – 9 Eylül arasında yapmayı düşündüğünüz METRO İnşaatı maliyeti ESHOT’UN bu dönemde uğradığı zararı karşılaştırın.  
 
Elde ettiğiniz rakam karşında, bunun hesabını kimden sorarsınız bilmem!
 
İnanıyorum ki Sayıştay Denetçileri ve İçişleri Bakanlığı Müfettişleri bu konuları araştırıyordur. 
 
Umarım siz ya da bürokratlarınız, bu konuda kamuoyuna bir açıklama yaparsınız.
 
Dikkat ederseniz, KARTEK Firması demiyorum, çünkü mahkeme kararı ile Sevgili Başkanım, KARTEK Firmasının bu ihaleden hiçbir yasal muhatap olma durumu söz konusu değil.
 
Benden uyarması yoksa sizin başınızın ağrımasını hiç istemem.
 
Sevgili Başkanım bir sözümde Sendikacılara, en ufak bir olayda işçi haklarını savunduğunu söyleyen DİSK’İN değerli yöneticileri on yılı aşkın süredir, şoförlerin değişim zamanı  direksiyona geçtiğinde, şoför kartını okutarak mesaisi başlayan şoför kardeşlerimiz, şimdi garajda kart basarak mesai başlangıçlarını puantaja başlatıyorlar. 
 
Bundan belediyenin mi, yoksa şoförlerin mi zamanı çalınarak zarar oluyor?
 
Bu toplu sözleşmelere aykırı bir durum değil mi?
 
Bu sessizliği bozmanın zamanı gelmedi mi? Ben İzmir’in – İzmirlinin belediye çalışanlarının her kim olursa olsun Yasa ve Adalet önünde haklı olanın yanındayım. Ben doğru yaptığımı düşünüyorum, vicdanen rahatım, Ya SİZLERDE rahat mısınız?
 

Etiketler:

Misafir - 10.08.2015 00:18:54

  • Cesamin ÖZKAN
  • Türkiye'yi çağdaş normlara sahip Avrupa ülkelerinin düzeyine çıkartmayı amaç edinmiş hedefine koymuş bir sosyal demokrat partiden seçilmiş ( Bana göre atanmış ) İzmir gibi bir kentin belediye başkanının öyle çift camlı Mercedese binmesi, helede ulusal geliri 10.000 $ da seyreden ve oldukça adaletsiz bir dağılımın olduğu bir toplumsal yapıda öyle bir araca binmesi demek o adamın sosyal demokratlığının tozunu dumanını attırır. Sen bu ilin çok önemli kaynaklarını çar çur edeceksin, eline alığın her işi yüzüne gözüne bulaştıracaksın, kentin merkezini ve ilçelerini keçmekeş içerisinde çirkinleştirme adına tam gaz çalışacaksın, devreladığın her sosyal ve ekonomik değerleri üniteleri batıracaksın, ülke ekonomisindeki yerini her geçen gün dahada cılızlaşması yönünde çabalar içinde olacaksın ve bunların yansıması olarak sözde mensubu bulunduğun partiye kayıplar yaşatacaksın sonrada sıkılmadan o mercedese bineceksin. CHP nin hedeflediği o çağdaş avrupa kentlerinin belediye başkanları senin gibi beceriksiz değilken ve yaptıkları işleri en mükemmeline yakın yapararken bazıları işyerine bisikletleri ile gidiyor. Senin gibi hem beceriksizce işler yapıp hemde o fahiş fiyatlı Mercedese binmiyorlar. Çünkü onlar yaptıkları işlerin güzelliği ve anlatılabilir yanıyla mutlu oluyorlar ve halkı ile el ele kola kola sokakta kafede birlikte olmaktan keyif alıyorlar. Siz kiiiiiiim çağdaş hedeflere ulaşmak kim. Siz bu ili sağ kanatta setyreden Burhan Özfatura kadar bile ileriye taşıyamadınız. O nedenle sizin doğru dürüst bir siyasi tanımınızı yapmakta olanaksız. Kısacası çok ama çok tipik bir yapı sergileyen ilginç bir yönetim tarzı olan, bu tarzın içinde bolca olumsuz işler olan ve bu olumsuz işlerin ötesinde İzmirlinin CHP den kaçması için tam gaz çalışan dolayısı ile ülkenin AKP li yıllar geçirmesine sebep olan tipik szöde CHP li sözde sosyal demokrat olduğunu iddia eden tipik bir modelsiniz. Tabiki bu kadar ilginç vede tipik bir modelin İzmir gündeminde oluşu başkanlığa geliş öykünüz dahil sonrasındaki dönemlerin ulusal konjonktürün marifeti birde CHP nin yönetiminin hatası ile olduğuda çok açıktır. Valla o mercedes ağlıyordur. Çünkü o aracın üretiminde alın terleri olan işçi ve mühendisler tasarımcılar o kadar çok değerliki ürettikleri aracın kullanıcılarının onları mutlu etmesini isterler. Yani İzmirde ağlıyor ama o mercedeste kesin ağlıyordur.
  • Yazarın Diğer Yazıları