Dün, Gürsel Tekin’in organize ettiği üye kabul töreni bizde bir aydınlanmaya yol açtı. Bu törenden başlayarak biraz gerilere gidelim.
Artık her yeni olayda kendi kendimize soruyoruz: Nasıl oldu da gözümüz kapalı, kulaklarımız sağırmış? Nasıl görememişiz, duyamamışız, anlayamamışız?
Kabahat bizde…
Herkes kendisinden bekleneni yapıyor, oyununu oynuyor. Biz ise bu oyunun dışına çıkıp, bizi aldatmalarına artık izin vermeyeceğiz.
Şimdi düne geri dönelim…
- Öncelikle, bu törenin yapıldığı kültür merkezinin kirası belediyeye ödendi mi? Hani her şeyi kuralına göre yapacaklardı ya… Faturayı ve ödeme makbuzunu gösterseler de öğrensek.
- Bu organizasyonda CHP Genel Başkanı’nı figüranlara konuşturan zihniyeti kınıyorum. Aslında bizi figüran yerine koyduklarını göstermiş oldular.
- Parti başkanına, zaten parti üyesi olan kişilere yeniden rozet taktıran zihniyeti kınıyorum. Bizi aptal yerine koydular.
- Parti Başkanı yanındayken çalışma arkadaşlarıma bağıran, topluluk önünde hem kendisini hem de Genel Başkanı küçük düşüren zihniyeti kınıyorum. Bizi de seviyesiz zannettiler.
Kemal Bey bütün bunları görmüyor mu?
Görüyor…
Ama hiçbir şeye müdahale etmiyor.
İşte bu yaklaşımı aslında her şeyi açıklıyor.
Deniz Baykal’ın yerine seçilmesinin temel nedenlerinden biri de belki buydu.
Söz dinleyen, hiçbir şeye itiraz etmeyen, yumuşak başlı bir sosyal demokrat…
Ne istenirse kabul edecek, çevresine de kabul ettirecek ve mevcut düzenin devamını sağlayacak bir anlayış…
Kemal Bey, genel başkan seçildikten sonra gerçekten yaptığı işin çok önemli olduğuna ve zamanla vazgeçilmez hâle geldiğine inanmış olabilir.
Ancak yönlendirildiğini, yönetildiğini hiç düşünmemiş.
Belki de kişiliği böyle…
Yapacak bir şey yok.
Kendisini vazgeçilmez gören ama kolayca yönlendirilebilen, yönetilebilen; buna rağmen topluma büyük bir lider gibi takdim edilen bir “dede”…
“İşbirlikçi” demek içimi acıtıyor.
Ben, “saf demokrat” demeyi tercih ediyorum.
Şimdi ise aynı lider, bu özellikleri nedeniyle mahkeme kararıyla yeniden siyasetin merkezine taşınıyor.
Dönsün ki salona doldurulan figüranlar gibi davranalım…
“Kalk” desinler kalkalım…
“Seç” desinler seçelim…
Başrolde ise her zaman seçimi kazanan egemenler var.
Sanki Truman Show filminin içindeyiz.
Şüpheleniyorduk…
Sonunda geminin direği gökyüzü dekorunu yırttı ve oyunu anladık.
Sağ olun Gürsel Tekin…
Sağ olun Kemaller…
Son olarak bir çağrım var:
Sayın iktidar…
Lütfen BirGün Gazetesi muhabirini tutuklamayın.
“Oğlumla birlikte para kazanmak için geldik.” diyen kişiyi de tutuklamayın.
Haldun Ertan
26.07.2026



