x
     

Menemen'den Mektup

4 Mart 2022 Cuma , 19:26
Okunma: 1552
0 Yorum

VAR!!!

 

 
Yazıyı ortak bir arkadaşımız göndermiş,

Kendisinden izin alarak bir kaç düzeltmeyle yayınlıyorum,

"Serdar Aksoy’la karşılaşmalarımızda başına gelen felaketi aramızda konuştuk, tartıştık, özeleştiri yaptık.

Bir şeyi yüzüne baktığımda anladım.

Anlattıklarından çok daha fazla anlatamadıkları vardı.

Üzerine gitmedim, sonuçta onun özeliydi.

Merak etmedim de değil, neydi o anlatamadıkları?

Günü gelinceyi mi bekliyordu?

İnşallah o gün gelir.

Bir kere partisine çok kırgındı, tepkiliydi.

Arkadaşı yoldaşı bildiği kişiler yada kişiliksizler tarafından aldatılmıştı, ihanete uğramıştı.

Zaten bunlar mahkeme aşamasında ortaya çıkıyordu ve çok daha fazlası çıkacaktı.

Haksızlığa uğramış insanın en çok istediği “adaletin tecellisi” dir galiba.

Parasal menfaatleri için gözlerini kırpmadan her pisliği yapacak bazı tiplerle yola çıkması sadece kendi hatası mıydı?

Peki ya partisinin yönetimin vefasızlığı?

Kimler neler neler istemişti.

Verseydi, sorun yoktu, vermediği için üstü çizilmişti sanırım.

Tahmin benimkisi işte, gerçeğini kendisine saklıyor ,susuyor, söylemiyor.

İyi de vücut dili denen bir şey var, anlıyorum da neyse.

CHP’nin en zor yıllarında, bir çoklarının ağzını bile açmaya korktuğu dönemlerde partisinden kopmamış baba Aksoy’un oğluna yapılanları o hasta haliyle katlanması ne acı ne kahredicidir.

Sonunda gözlerini yumarak belki de acısı son bulmuştur.

Oğluna bu kumpasları kuranları  ahirette bile affetmez bir baba.

Belediye başkanıyken ağzını açamayan el ovuşturan iki yüzlü rüzgar gülleri, onlar unutulabilir mi?

Serdar Aksoy bir insanlık dramıdır.

İnsan olarak görünen, tanımlanan  mahlukatın en dibini görmek zorunda kaldı.

Bir insan sadece tek başına bir insan değildir.

Eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri ve dostlarından oluşan sosyal bir varlıktır.

Onların cephesinden bakıldığında onlar acaba neler hissetmişlerdir?

İftira ve kumpaslarla hapishaneye gönderilmiş canları için kim bilir nasıl acı çekmişlerdir.

En zoru da çaresizlikleriydi belki de.

Ben ona Menemenli Dreyfus demek istiyorum.

Yüzbaşı Dreyfus’da alçak bir kumpas sonunda yargılanmış ve haksız yere acılar çekmişti.

Fakat namuslu insanlar sayesinde masumluğu ortaya çıkmış ve kahraman ilan edilmişti.

Yüzbaşı Dreyfus’a kumpas kuran şerefsizlerin kimse adını bile  bilmiyor ve anmıyor.

Dreyfus hala anılıyor.

Bir gün adalet tecelli eder, bundan eminim.

Menemen’de halkın seçtiği belediye başkanı olarak Serdar Aksoy adını tarihe yazılacak.

Peki onun ve ailesinin acılar çekmesini bilerek ve isteyerek planlayanlar hayırla anılacaklar mı?

Allah'ında bir adaleti olduğunu unutanlara, onun adaletinin  mutlaka gerçekleşeceğini ve ‘Yargıtay’ aşamasının olmadığını hatırlatırım.

İnşallah mahkeme masumlara ve kumpasçılara hak ettikleri adaleti verir.

Basında ve sosyal medyada Menemen belediyesinin içler acısı halini görmeyen kaldı mı?

Gerçek sahibinin olmadığı yerde her partiden fırsatçılar ne koparırsak kardır diyerek parça pinçik pay kapma derdindeler.

Halkın kendi seçtiği belediye başkanı tarafından yönetilmemesi demokrasiye sığıyor mu?

Dreyfus sonunda aklandı ve itibarı geri verildi.

Ona kumpas kuranlar lanetlendi.

Menemen’in seçilmiş belediye başkanı da görevine döndüğünde adalet gerçekleşmiş olacaktır.

Halk bir daha seçer mi seçmez mi, onu bilemeyiz. 

Fakat kendi seçtiği belediye başkanı tarafından yönetilmek en demokratik hakkıdır.

Halkın iradesine saygı göstermek bir lütuf değidir.

Aksine halkın taktirini kazanmaktır.

Bir şey var ki namuslu herkesin kabul ettiği;

hırsızın, utanmazın, çıkarcının, ilkesizin, hainin, fırıldağın PARTİSİ YOK.

Onlar her yerde karşınıza çıkabilir.

Aman dikkat.

Güzel günler görmek istiyorsak yukarıda sayılan tiplere sessiz kalmayalım, bana dokunmayan yılan bin yaşasın demeyelim.

Yılanın çıkarları gereği kimi ne zaman sokacağını kestiremeyiz.

Dünyayı güzelliklerin kurtaracağını öğrenmiştir diye düşünmek istiyorum.

Sevgi, muhabbet ve iyiliklerle kalın." 


Kaynak:

Etiketler:

  • Menemenden,
  • Mektup,
  •