1. Haberler
  2. Çevre
  3. 1. BÖLÜM BASMANE ÇUKURU’NDA YENİ BELGE:

1. BÖLÜM BASMANE ÇUKURU’NDA YENİ BELGE:

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BU BİLİRKİŞİ RAPORU VARKEN NİYET PROTOKOLÜ NEDEN İMZALANDI?

Basmane Çukuru dosyasını yıllardır takip ediyorum.

Bu dosyada söylenenleri, verilen sözleri, yapılan protokolleri ve mahkemeye taşınan süreçleri mümkün olduğunca belgeleriyle okuyucularımla paylaşmaya çalıştım.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’daki avukatım, bu dosyayı yakından takip ettiğimi bildiği için bana yeni bir bilirkişi raporu gönderdi.

Raporu okumaya başladığımda aklıma tek bir soru takıldı:

Bu rapor mahkeme dosyasındayken, İzmir Büyükşehir Belediyesi 16 Ocak 2026 tarihinde Basmane Çukuru için Niyet Protokolü’nü hangi gerekçeyle imzaladı?

Çünkü bilirkişi raporunda yer alan tespitler sıradan değil.

“2013’TEN SONRA İMAR ENGELİ YOK”

Bilirkişi heyeti, 18 Haziran 2013 tarihinden sonraki 11 yıllık dönemde inşaatın yapılmasını imar planı yönünden engelleyen bir sorun bulunmadığını söylüyor. Dahası, TMSF’nin taşınmazı sattığı şirketin de planda sorun görmeyerek ihaleye girdiği ve daha sonra zemin iyileştirme ruhsatı aldığı belirtiliyor.

Bu tespit çok önemli.

Çünkü yıllardır Basmane Çukuru tartışmalarının önemli başlıklarından biri planların iptal edilmesi ve projenin neden gerçekleştirilemediğiydi.

Ama bilirkişi heyeti başka bir noktaya dikkat çekiyor:

“İnşaatın yapılamamasında etken olan, ortakların yapısal durumlarıdır.”

Ardından da 2001 yılından itibaren taşınmazdaki paylara konulan çok sayıdaki hacizden ve TMSF hacizlerinden söz ediyor.

Şimdi benim sorum şu:

Belediyenin elinde böylesine önemli tespitler bulunan bir bilirkişi raporu varken neden Niyet Protokolü masasına oturuldu?

Belediyenin hukuki pozisyonu zayıf mıydı?

Yoksa tam tersine güçlü müydü?

Güçlüyse neden uzlaşma ihtiyacı doğdu?

Ve en önemlisi:

İzmir halkının malı olan bu taşınmaz konusunda belediyenin vazgeçtiği, kabul ettiği veya karşı tarafa tanıdığı haklar var mı?

Bunu Niyet Protokolü ile bilirkişi raporunu yan yana koyarak sorgulayacağız.

Çünkü bu dosyada artık sadece “Basmane Çukuru ne olacak?” sorusunu sormak yetmiyor.

Asıl soru şu:

BU RAPOR VARKEN O PROTOKOL NEDEN İMZALANDI?

BASMANE ÇUKURU DOSYASINDA 2014 AYRINTISI:

YÜKLENİCİ NEYİ KABUL ETMİŞTİ?

Çünkü bilirkişi raporundaki 2014 tarihli Tadil Sözleşmesi bence dosyanın en dikkat çekici noktalarından biri.

Raporda, TMSF’nin taşınmazı satması halinde yeni yüklenici ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında revize kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılacağı, ardından yeniden kat irtifakı kurulacağı ve tapu devirlerinin gerçekleştirileceği aktarılıyor.

Ancak asıl önemli olan bilirkişinin bunun ardından yaptığı değerlendirme.

Heyet, 2014 düzenlemesinin yüklenici ve İBB tarafından imzalandığını ve TMSF’nin de muvafakat ettiğini belirttikten sonra şu sonuca varıyor:

Davacının, taşınmazın TMSF tarafından satılacağını bildiği; kendisinin aradan çekilmesini, sözleşmenin feshedilmesini ve İBB’nin yeni alıcıyla kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmasını açıkça kabullendiği değerlendirmesinde bulunuyor.

İşte burada benim gazeteci olarak kafam iyice karışıyor.

Bir tarafta bu tespit var.

Diğer tarafta yıllar sonra tarafları yeniden aynı masaya getiren 16 Ocak 2026 tarihli Niyet Protokolü.

O zaman soralım:

2014’te kabul edilen neydi?

2026’da yeniden müzakere edilen ne?

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin dava dosyasındaki hukuki pozisyonu neydi?

Niyet Protokolü hazırlanırken bu bilirkişi raporları hukukçuların önüne konuldu mu?

Konulduysa hukukçular ne görüş verdi?

Belediye Meclisi üyelerine bilirkişi raporlarının içeriği anlatıldı mı?

Ve en önemlisi:

Niyet Protokolü ile karşı tarafa, mahkemede elde edemeyebileceği herhangi bir hak tanındı mı?

Bunu sormak İzmirlinin hakkıdır.

Çünkü söz konusu olan herhangi bir özel mülk değil.

İzmir’in göbeğindeki Basmane Çukuru’dur.

BASMANE ÇUKURU’NDA ASIL SORU:

BELEDİYE DAVADA GÜÇLÜYSE NEDEN PROTOKOL İMZALADI?

Elimizde 3 adet bilirkişi raporu var.

Önceki bilirkişi raporları var.

Mahkeme dosyası var.

Bir de 16 Ocak 2026 tarihli Niyet Protokolü var.

Bunların hepsini yan yana koyduğumuzda benim cevap aradığım soru çok basit:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hukuki pozisyonu gerçekten neydi?

Çünkü bilirkişi heyeti yalnızca plan meselesine değinmiyor.

Raporda, yüklenicilerin 27 yıllık sözleşme sürecinde belirli dönem dışında imar planını sözleşmenin feshi nedeni yapmadıkları, aksine 2014’e kadar sözleşme tadilleriyle ilişkiyi sürdürdükleri belirtiliyor.

Dahası, raporda EGS Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na mali güçlük nedeniyle TMSF tarafından el konulması ve yüklenicilerin ekonomik durumları ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor. Heyet, haciz kayıtlarının ekonomik sıkıntının devam ettiğini gösterdiğini de kayda geçiriyor. Basmane Çukuru bilirkişi.(1)

Bir başka önemli nokta daha var.

İzmir Büyükşehir Belediyesi 2020 yılında yalnızca seyirci kalmamış.

Bilirkişi raporuna göre İBB, sözleşmenin feshedildiğini bildirirken açtığı davada kat irtifakının terkinini, yüklenicilere devredilmiş tapuların iptalini, haciz ve diğer takyidatların kaldırılmasını ve taşınmazın yeniden İBB adına tescilini talep etmiş.

Şimdi duralım.

Belediye bir taraftan mahkemede taşınmazın kendisine dönmesini istiyor.

Bilirkişi raporlarında belediyenin lehine yorumlanabilecek son derece önemli tespitler bulunuyor.

Sonra ne oluyor?

16 Ocak 2026’da Niyet Protokolü imzalanıyor.

İşte benim anlayamadığım ve açıklanmasını istediğim tam olarak budur.

Mahkeme kararını beklemek İzmir Büyükşehir Belediyesi açısından daha mı riskliydi?

Risk neydi?

Belediyenin kaybetme ihtimali varsa bunun hukuki gerekçesi neydi?

Yok, belediyenin eli gerçekten güçlüyse neden protokol yoluna gidildi?

Protokol sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi ne kazanıyor?

Karşı taraf ne kazanıyor?

Ve olası bir anlaşmanın İzmir halkına ekonomik karşılığı nedir?

Ben kimseyi suçlamıyorum.

Ama İzmir’in malı söz konusuysa sormak zorundayım.

Üstelik artık bu soruları söylentiler üzerinden değil, mahkeme dosyasındaki bilirkişi raporlarını önümüze koyarak soruyoruz.

Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden açık ve belgeli bir açıklama bekliyorum:

BU BİLİRKİŞİ RAPORLARI VARKEN 16 OCAK 2026 TARİHLİ NİYET PROTOKOLÜ NEDEN İMZALANDI?

Ve daha önemlisi:

İZMİR BU PROTOKOLDEN NE KAZANDI, NE VERDİ?

Basmane Çukuru’nu takip etmeye devam edeceğiz.

Çünkü çukur yalnızca Basmane’nin ortasında değil; yaklaşık otuz yıllık kararların, sözleşmelerin ve cevaplanmamış soruların tam ortasında duruyor.

Tüm bu soruları geçtiğimiz ay belediyeye sordum 30 gün ek süre istediler.

Son bilirkişi raporunda neler yazıyor hepsini sizlerle ilk bilirkişi raporuyla karşılaştırmalı olarak yayınlayacağım.

DEVAM EDECEĞİZ…

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
17
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
1. BÖLÜM BASMANE ÇUKURU’NDA YENİ BELGE:
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Gaze-temiz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!