1. Haberler
  2. Diğer
  3. ÖNCE İNŞAAT SONRA PLAN MI?

ÖNCE İNŞAAT SONRA PLAN MI?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

MAHKEME KARARINA RAĞMEN TAHTALI HAVZASI’NDA TARIM ALANLARI İMARA AÇILDI

Tahtalı Barajı Koruma Alanı içerisinde kalan tarım arazilerinin, daha önce yargı tarafından iptal edilen plan kararlarına rağmen yeniden depolama alanına dönüştürülmesi ciddi biçimde araştırılmalıdır.

İzmir’in en önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası, yalnızca bugünün değil, kentin geleceğinin de korunması gereken stratejik alanlarından biridir. Bu nedenle havza içerisindeki tarım alanlarına ilişkin her plan değişikliği, sıradan bir imar düzenlemesi olarak görülemez.

Ancak bugün Menderes Oğlananası’nda bulunan 154 ada 84 parseldeki toplam 120.644 metrekare büyüklüğündeki tarım alanlarının, daha önce yargı sürecine konu olmuş bir planlama yaklaşımının ardından yeniden yüksek yoğunluklu depolama alanı kullanımına dönüştürülnesi gündemdedir.

Söz konusu alan, daha önce afet mevzuatı kapsamında rezerv alan olarak ve depolama kullanımı amacıyla planlanmış; bu plana ilişkin uygulamalar ise idari yargıya taşınmıştır. Mahkeme sürecinde plan uygulamasının durdurulmasına İzmir 7. İdrarı mahkemesi ilişkin karar verilmiş, yapılan itirazın da reddedildiği belirtilmektedir.

Buna rağmen bu kez, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlatılan planların, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yeniden depolama alanı kullanımına yönelik olarak onaylandığı ileri sürülmektedir.

İddianın merkezinde ise iki plan bulunuyor:

NİP-35114748 numaralı 1/25.000 ölçekli plan değişikliği

ve

NİP-35114767 numaralı 1/5.000 ölçekli nazım imar planı.

İddialara göre bu planlarla tarım alanı niteliğindeki yaklaşık 120 bin metrekarelik alan, yüksek yoğunluklu depolama alanına dönüştürülmüştür.

Burada cevaplanması gereken en önemli soru şudur:

Daha önce yargı denetimine konu olmuş ve hakkında iptal/durdurma kararları verilmiş bir planlama yaklaşımı, farklı bir planlama süreci üzerinden yeniden hayata geçirilebilir mi?

Bu sorunun cevabı yalnızca “yeni bir plan yapıldı” denilerek geçiştirilemez.

Çünkü Danıştay kararlarında da Tahtalı Barajı Havzası’nın korunmasına ilişkin planlama ilkeleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Yargı kararlarında, Tahtalı Havzası’nın İzmir’in önemli yüzeysel su kaynaklarından biri olduğu; havza içerisindeki planlama kararlarının su kaynaklarının korunması, tarım alanlarının niteliği ve ilgili koruma hükümleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Dahası, daha önceki yargı değerlendirmelerinde verimli tarım arazilerine baskı yapan plansız sanayileşmenin önlenmesi ve tarımsal alanların korunması da planlama ilkeleri arasında ele alınmıştır.

Dolayısıyla mesele yalnızca bir parselin kullanım kararının değiştirilmesi değildir.

Mesele;

tarım arazisinin korunması,

içme suyu havzasının korunması,

üst ölçekli plan kararlarına uyulması,

yargı kararlarının bağlayıcılığı

ve

kamu yararı ile planlama ilkelerinin gözetilip gözetilmediğidir.

YARGI KARARI YENİ BİR PLANLA AŞILABİLİR Mİ?

Burada özellikle üzerinde durulması gereken konu budur.

Bir mahkeme kararının ardından aynı bölge için yeni bir plan hazırlanabilir. Ancak yeni planın, mahkeme kararının ortaya koyduğu hukuki ve teknik gerekçeleri gerçekten karşılayıp karşılamadığı ayrıca incelenmelidir.

Eğer yeni plan yalnızca önceki kararın sonucunu değiştirmek amacıyla aynı kullanım kararını başka bir planlama aracı üzerinden yeniden getiriyorsa, bunun hukuka uygunluğu ayrıca tartışılmalıdır.

Çünkü idarenin plan yapma yetkisi sınırsız değildir.

İmar planları; kamu yararı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları, üst ölçekli plan kararları, ilgili özel mevzuat ve yargı kararlarıyla birlikte değerlendirilmek zorundadır.

ASIL SORU: KAMU YARARI NEREDE?

120 bin metrekareyi aşan bir tarım alanının depolama alanına dönüştürülmesi söz konusuysa, kamuoyunun şu sorulara açık ve belgeli yanıtlar alma hakkı vardır:

  • Bu alanın depolama alanı olarak seçilmesinin teknik gerekçesi nedir?
  • Alternatif alanlar değerlendirildi mi?
  • Alanın mevcut tarım sınıfı ve toprak niteliği nedir?
  • 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında hangi kurumların görüşleri alındı?
  • İZSU’nun Tahtalı Havzası bakımından görüşü nedir?
  • DSİ’nin görüşü nedir?
  • Önceki mahkeme kararında belirtilen hukuki ve teknik gerekçeler yeni plan hazırlanırken nasıl değerlendirildi?
  • Yeni planın, önceki yargı kararından hangi yönleriyle ayrıldığı ortaya konuldu mu?
  • Depolama alanının havzaya ve tarımsal üretime olası etkileri konusunda hangi bilimsel raporlar hazırlandı?
  • Plan değişikliği gerçekten kamu yararı gerekçesine dayanıyor mu?
  • Aynı bölgede farklı bir alan seçilmesi neden mümkün görülmedi?

Bunlar cevaplanmadan yapılacak her tartışma eksik kalacaktır.

MAHKEME KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI TARTIŞMA KONUSU OLAMAZ

Burada altı çizilmesi gereken temel ilke şudur:

İdare, yargı kararlarını uygulamak ve kararların gereklerini yerine getirmek zorundadır.

Bu nedenle mesele, “Bakanlık yeni bir plan yapabilir mi?” sorusundan ibaret değildir.

Asıl mesele;

Yeni planın, daha önce verilmiş yargı kararının gereklerini gerçekten yerine getirip getirmediğidir.

Eğer bir mahkeme kararıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan bir planlama yaklaşımı, yalnızca planın adı, ölçeği veya hazırlayan kurum değiştirilerek yeniden aynı sonucu doğuruyorsa, bunun hukuki açıdan incelenmesi gerekir.

Burada sorumluluk yalnızca planı hazırlayanlarda değil, planı inceleyen ve onaylayan idari merciler bakımından da değerlendirilmelidir.

BU NEDENLE SORUŞTURMA VE DENETİM TALEBİ GÜNDEME GELMELİ

Ortaya atılan iddiaların doğru olup olmadığı, ancak plan dosyalarının tamamı, mahkeme kararları, kurum görüşleri ve teknik raporlar birlikte incelenerek ortaya konulabilir.

Ancak eğer iddia edildiği gibi;

mahkeme kararına rağmen aynı kullanım kararı yeniden oluşturulmuşsa,

Tahtalı Barajı koruma hükümleri göz ardı edilmişse,

tarım alanının niteliği yeterince değerlendirilmemişse

ve

planlama sürecinde kamu yararı yerine farklı bir amaç gözetilmişse,

bu durum yalnızca bir imar planı tartışması olmaktan çıkar.

İdari ve hukuki sorumluluk bakımından incelenmesi gereken ciddi bir tablo ortaya çıkar.

Bu nedenle ilgili kurumların planlama sürecini bütün yönleriyle açıklaması, mahkeme kararlarının yeni plan üzerindeki etkisini ortaya koyması ve gerekli görülmesi halinde idari inceleme ve soruşturma mekanizmalarının işletilmesi gerekir.

Çünkü konu yalnızca 154 ada 84 parsel değildir.

Konu, İzmir’in içme suyu kaynaklarından biri olan Tahtalı Havzası’nın geleceğidir.

Konu, bugün tarım arazisi olan bir alanın yarın geri dönülmesi mümkün olmayan bir yapılaşma baskısına açılıp açılmayacağıdır.

Ve en önemlisi:

Bir mahkeme kararı verildikten sonra, idare aynı sonucu farklı bir plan üzerinden yeniden üretebilir mi?

Bu sorunun cevabı kamuoyuna açık, belgeli ve hukuki gerekçeleriyle verilmelidir.

Tahtalı Havzası’nda toprağın, suyun ve kamu yararının korunması yalnızca bugünün değil, İzmir’in gelecek kuşaklara karşı sorumluluğudur.

Önümüzdeki hafta itirazımızı teslim edeceğiz.

Nivent Kurtuluş

17.09.2026

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
4
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
ÖNCE İNŞAAT SONRA PLAN MI?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Gaze-temiz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!