İzmir’de belediye iştiraki Egeşehir’e operasyon yapılırken, Başkan Cemil Tugay’ın 3 günlük İtalya programına gitmesi tartışma yarattı
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki Egeşehir Yapı Planlama Müşavirlik ve Teknoloji A.Ş. hakkında yürütülen soruşturma kapsamında bu sabah jandarma ekiplerinin operasyon düzenlemesi, kent gündemine bomba gibi düştü,
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada; “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “örgüte üye olma” ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiaları kapsamında gözaltılar yaşanırken, aynı saatlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın 3 günlük program için İtalya’ya hareket ettiği haberi kamuoyunda dikkat çekti.
Torino’da düzenlenen “Bloomberg LSE European City Leadership Initiative – Mayors Reunion” programına katılmak üzere İtalya’ya giden Başkan Tugay’ın, belediyenin iştiraki hakkında böylesine ciddi iddiaların gölgesinde şehir dışında olması tartışmaları da beraberinde getirdi.
SORU ŞU: BÖYLE BİR GÜNDE BAŞKAN KENTİNDE OLMAZ MI?
Bir belediye iştirakine yönelik jandarma operasyonu, gözaltılar, “ihaleye fesat” ve “örgüt” suçlamaları…
Ve aynı gün belediye başkanı şehir dışında…
Kamuoyunda şimdi şu soru soruluyor:
Bir şehrin emini, belediyesinin en kritik günlerinden birinde ekibinin başında mı olmalıydı, yoksa uluslararası program mı öncelikliydi?
Elbette yurt dışı temasları belediye başkanlarının görevleri arasındadır. Ancak böylesi bir operasyonun yaşandığı günde, kamu vicdanının beklentisi de nettir:
Başkan kriz anında kentinde mi olmalıydı?
BELEDİYENİN AÇIKLAMASI TATMİN ETTİ Mİ?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı 5 maddelik açıklamada;
- İhalelerin hukuka uygun olduğu,
- Mahkeme süreçlerinin kesinleştiği,
- Egeşehir’in ihale makamı değil sonradan müşavir olduğu,
- 7 firmanın çağrıldığı, 5 teklif alındığı,
- Firmaların daha önce de büyük projelerde yer aldığı
belirtildi.
Ancak açıklamada dikkat çeken nokta şu oldu:
Kamuoyunun beklediği somut rakamlar, denetlenebilir veriler ve açık soruların cevapları yine ortada yok.
Çünkü kamuoyu şunu soruyor:
- Hangi firmalar hangi kriterlerle çağrıldı?
- Yaklaşık maliyet nasıl hesaplandı?
- Teklifler arasında ne fark vardı?
- Yüklenici seçiminde hangi objektif kriterler esas alındı?
- Kamu zararına ilişkin bir risk analizi yapıldı mı?
- Süreçte hangi yöneticiler hangi aşamada hangi yetkiyi kullandı?
Bu soruların yerine açıklamada daha çok “mahkemeler uygun buldu”, “hukuka uygundu”, “tecrübeli firmalardı” gibi genel ifadeler yer aldı.
KAMUOYU SAVUNMA DEĞİL, ŞEFFAFLIK İSTİYOR
Bir soruşturmanın devam ediyor olması elbette önemlidir.
Ancak soruşturma devam ederken bile kamuoyunun beklentisi açıktır:
Soyut savunmalar değil, açık bilgi.
Kurumsal sorumluluğun bir şirketten diğerine işaret edilmesi değil,
kim hangi kararı aldı, hangi aşamada hangi yetkiyi kullandı, kamu adına hangi denetim mekanizması işletildi?
İzmir halkı şimdi bunu soruyor.
Ve bir başka soru daha masada duruyor:
Belediye iştiraki operasyon geçirirken, Başkan’ın Torino programı gerçekten ertelenemez miydi?
Çünkü bazı günler protokol değil,
krizin başında durmak gerekir.
İZMİR CEVAP BEKLİYOR…
Bu dosyada artık ihtiyaç duyulan şey;
genel savunma metinleri değil, belgeye dayalı, denetlenebilir, şeffaf açıklamalardır.
Çünkü operasyonun gölgesinde kamu vicdanında tek soru büyüyor:
OPERASYON VAR… BAŞKAN NEREDE?
Kanımca bu durum Cemil Tugay’a hiç ama hiç yakışmadı!
Aklıma takılan bir soru daha var!
Cemil Tugay İtalya’ya giderken hanımını da yanında götürdü mü?



