1. Haberler
  2. Diğer
  3. UMUDUMU YİTİRDİM…

UMUDUMU YİTİRDİM…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün çok yoruldum.

Canlarımı besledim, dilekçelerimi verdim, yine kurum kurum dolaştım.

Ama beni asıl yoran bedenim değil.

İnsanlar…

Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma ve kamuoyuna yansıyan iddiaları ilk okuduğumda çok üzüldüm.

Öyle böyle değil.

Ruhum acıdı.

Şunu en baştan söyleyeyim:

Gözaltına alınmak suçlu olmak değildir.

Savcılığa atfedilen iddialar, mahkeme kararı değildir.

Haluk Levent de herkes gibi yargılama sonunda verilecek kesin hükme kadar masumiyet karinesinden yararlanır.

Ama…

Eğer depremzedeler için verilen bağışlara ilişkin kamuoyuna yansıyan bu korkunç iddialar doğruysa…

Benim söyleyecek birkaç sözüm var.

BEN SENİN GEÇMİŞİNİ BİLİYORDUM HALUK LEVENT…

Karşılıksız çek haberlerini de…

Senet ve borç tartışmalarını da…

Yıllar içerisinde adının geçtiği davaları ve iddiaları da okumuştum.

Beraat ettiğin dava olduğunu da biliyorum.

Kısacası geçmişin kamuoyundan gizli değildi.

Sonra 6 Şubat geldi.

Türkiye enkaz altında kaldı.

İnsanlar öldü.

Çocuklar annesiz, anneler çocuksuz kaldı.

Bir ülke sabaha çığlıklarla uyandı.

Ve sen çıktın ortaya.

Ahbap…

Sosyal medyadaki yardım çağrılarına yetişiyordun.

Zenginle fakir arasında köprü kuruyordun.

Birinin çadıra, diğerinin ilaca, ötekinin yemeğe ihtiyacı vardı.

Sen benim gözümde adeta bir Robin Hood olmuştun.

Sonra Kızılay’dan çadır satın aldığınızı duyduk.

Ben ne dedim biliyor musun?

“Vay be!”

Devletin kurumu çadır satıyor, Haluk Levent o çadırları alıp depremzedelere ulaştırıyor diye düşündüm.

Geçmişini unuttum.

Vallahi unuttum.

“Hidayete erdi herhalde” dedim.

Alkışladım.

Hem de öylesine değil…

Canıgönülden alkışladım.

Sana inandım.

Biz sana inandık.

MEĞER İNSANIN CANINI EN ÇOK İNANDIĞI YER ACITIYORMUŞ…

Şimdi savcılığın açıklaması olarak basına yansıyan çok ağır iddiaları okuyorum.

Dernekten şahsi kullanılan hesaplara para akışından söz ediliyor.

Bahis işlemlerinden söz ediliyor.

Gayrimenkullerden söz ediliyor.

Milyonlarca dolarlık mağduriyet iddiasından söz ediliyor.

Deprem felaketinin yarattığı acı içerisinde vatandaşların yaptığı bağışların şahsi hesaplara ve üçüncü kişilere aktarıldığı ileri sürülüyor.

Tekrar söylüyorum:

Bunlar iddia.

Yargı kararını beklemek zorundayız.

Ama insanım ben.

Gazeteciyim ama önce insanım.

Ve kendime şu soruyu sormadan duramıyorum:

EĞER DOĞRUYSA, NASIL YAPTINIZ?

Ben herhangi bir ticari ilişkide aldatılabilirim.

Siz beni dolandırabilirsiniz.

Ben de birine borçlu kalabilirim.

Para kavgası olur.

Çek olur.

Senet olur.

Mahkemeye gidersin, hesaplaşırsın.

Ama burada iddiaların merkezinde ne var?

MAĞDUR İÇİN VERİLEN PARA!

O para verilirken insanlar banka hesaplarına sadece para göndermedi.

Vicdanlarını gönderdiler.

Belki emekli maaşından 500 lira ayırdı biri.

Belki bir çocuk kumbarasını kırdı.

Belki asgari ücretli, “Ben bugün az yerim, depremzede yesin” dedi.

Şimdi ben soruyorum:

Eğer iddialar doğruysa…

Hiç mi vicdanınız sızlamadı?

DEĞDİ Mİ?

Bak bugün ne oldu.

Gözaltındasın.

Hakkında çok ağır iddialar konuşuluyor.

Daha dün 7’den 70’e insanlar seni alkışlıyordu.

Sen bizim kahramanımızdın.

Sana “iyi insan” diyorduk.

Sana güvenip para gönderiyorduk.

Değdi mi?

İşte benim umudumu yitirdiğim yer tam burası.

Çünkü ben insanların değişebileceğine inanırım.

Bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir derim.

Bir insanın geçmişi kötü olabilir ama yarını güzel olabilir derim.

Ben sana da öyle baktım.

“Geçmiş geçmişte kaldı” dedim.

Yanılmış olma ihtimalim bugün ruhumu acıtıyor.

KUL HAKKI…

Ben cennetin de cehennemin de biraz bu dünyada başladığına inanırım.

Bir söz vardır:

Kul hakkıyla gelme…

İlahi adalet inancında kul hakkının affı, hak sahibinin rızasıyla ilişkilendirilir.

Peki iddialar doğru çıkarsa nasıl helalleşeceksiniz?

Kimin kapısını çalacaksınız?

Kumbarasını kıran çocuğun mu?

Emekli maaşından para gönderen teyzenin mi?

“Benim param bir depremzedeye çadır olsun” diyen vatandaşın mı?

Kaç kişiden helallik isteyeceksiniz?

Ben hep aynı şeyi söylüyorum:

Hiçbir yanlış sonsuza kadar saklı kalmaz.

Bugün olmaz.

Yarın olmaz.

Ama bir gün dosya açılır.

Bir evrak çıkar.

Bir hesap hareketi konuşur.

ŞEYTAN BİLE İNSANDAN KORKUP KAÇMIŞ…

Çok sevdiğim bir hikâye vardır.

Şeytan dünyaya inmiş.

“Şu insanoğlu ne yapıyor?” diye merak etmiş ve bir adamın yanında yürümeye başlamış.

Hava çok soğukmuş.

Adam ellerini ağzına götürüp üflemiş.

Şeytan sormuş:

“Ne yapıyorsun?”

Adam:

“Ellerim üşüdü, nefesimle ısıtıyorum” demiş.

Sonra birlikte çorba içmeye gitmişler.

Çorba sıcak gelince adam bu kez kaşığa üflemiş.

Şeytan şaşırmış:

“Az önce nefesinle ısıtıyordun, şimdi ne yapıyorsun?”

Adam:

“Çorba çok sıcak. Üfleyip soğutuyorum” demiş.

Şeytan adamdan uzaklaşıp kaçmış.

“Bir nefes hem ısıtıyor hem soğutuyorsa ben bu insanoğlundan korkarım” demiş.

Bugün nedense bu hikâyeyi hatırladım.

İnsan…

Bir eliyle umut olabiliyor.

Diğer eliyle o umudu yerle bir edebiliyor.

Bir gün milyonları ağlatıp alkışlatıyor.

Başka bir gün aynı milyonların kafasına bir soru bırakıyor:

YA BİZ KİME GÜVENECEĞİZ?

Haluk Levent…

Umarım bu iddialar doğru değildir.

Bunu gerçekten, bütün kalbimle söylüyorum.

Çünkü doğru çıkarsa yalnız para kaybolmuş olmayacak.

BİR ÜLKENİN İYİLİĞE OLAN İNANCINDAN DA BİR PARÇA ÇALINMIŞ OLACAK.

Dedim ya…

UMUDUMU YİTİRDİM.

Belki de şehir hayatından boşuna kaçıp dağın tepesine yerleşmedim.

Hayvanların gözünün içine baktığımda ne düşündüklerini anlamak kolay.

İnsanların gözünün içine baktığımda artık o kadar emin değilim…

NİVENT KURTULUŞ

13.07.2026

0
mutlu
Mutlu
5
_zg_n
Üzgün
1
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
UMUDUMU YİTİRDİM…
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Gaze-temiz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!