1. Haberler
  2. Eğitim
  3. NEVVAR SALİH İŞGÖREN DOSYASI – 14

NEVVAR SALİH İŞGÖREN DOSYASI – 14

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BU KEZ RAKAMLARIN ARKASINDAKİ ŞİRKETLERE BAKIYORUZ

Bir önceki yazımı şu soruyla bitirmiştim:

“Vakfın işlerini alan şirketler kimlerindi?”

Gürmer kimin şirketiydi?

Yeta’nın sahibi kimdi?

Uzay, Asmin, Askaya ve Serap’ın ortakları kimlerdi?

Ve bilirkişi raporlarında yer alan “fazla ödeme” tespitlerinin akıbeti ne oldu?

Bugün o soruların ilk bölümünü yine yorumlarla değil, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/80301 Soruşturma, 2023/32408 Karar numaralı 29 sayfalık kovuşturmaya yer olmadığına dair kararından okuyacağız. Dosyanın mağduru da kararda açıkça Nevvar Salih İşgören Vakfı olarak gösteriliyor. nevvar salih takipsizlik kararı

Ve daha baştan altını çiziyorum:

Bu dosyanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Bunu önceki yazımda da yazdım, bugün de yazıyorum.

Ama bir takipsizlik kararının içinde yer alan bilirkişi tespitleri, şirket ilişkileri, arama ve el koyma işlemleri ve ticaret sicili kayıtları da aynı kararın parçalarıdır.

Ben de onları okuyorum.

19 MAYIS 2016: AYNI GÜN, BİRDEN FAZLA ADRESTE ARAMA

Dosyanın 5. sayfasında çok önemli bir aşama anlatılıyor.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, sulh ceza hâkimliklerinin kararlarına dayanılarak 19 Mayıs 2016 tarihinde eş zamanlı arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildiği yazıyor.

Nerelerde?

Nevvar Salih İşgören Vakıf Merkezi ile birlikte;

Nevvar Eğitim Öğretim Turizm İnşaat Taahhüt Turizm Ltd. Şti., Askaya, Yeta, Uzay, Serap, Asmin ve Gürmer şirketlerinde.

Karar ayrıca 2020 yılında şirket ortakları ve müdürlerinin tespit edilerek haklarında çeşitli araştırmalar yapılmasının istendiğini de anlatıyor.

Yani bugün sözünü ettiğimiz şirket isimleri dosyanın kenarında geçen birkaç isim değil.

Savcılık soruşturmasının doğrudan konusu olmuş şirketler.

Peki kim kimdi?

GÜRMER’DE DİKKAT ÇEKEN İSİM: VAKIF MÜTEVELLİ ÜYESİ

Savcılık kararının 6. sayfasında, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 13 Nisan 2016 tarihli yazısıyla elde edilen şirket sahiplik ve ortaklık bilgileri sıralanıyor.

Ve Gürmer İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti. için şu isimler yazılıyor:

Ömer Şener, Hülya İlknur Şener ve Muharrem Gürkan Manav.

Buradaki kritik nokta şu:

Kararın kendisi, Ömer Şener’in vakfın mütevelli üyesi olduğunu özellikle belirtiyor.

İşte benim gazeteci olarak durduğum yer tam burası.

Bir vakfın yönetiminde/mütevelli yapısında bulunan bir kişinin ortak olduğu şirketin aynı vakıftan iş alması başlı başına cevaplandırılması gereken bir konudur.

Üstelik birazdan okuyacağımız bilirkişi tespiti meseleyi çok daha ciddi bir noktaya taşıyor.

YETA’NIN SAHİBİ KİMDİ?

Savcılık kararına göre Yeta Yapı Elektrik Taahhüt Elektrik İnşaat Mühendislik Hizmetleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin sahibi ve yöneticisi Cem Özer’di.

Askaya Mühendislik İnşaat ve Beton Mamulleri Ltd. Şti.’nin sahibi ve yetkilisi Baycan Gökçay olarak gösteriliyor.

Uzay Mekanik’in hissedarları ise Şevket Akın Kayacan, Hüseyin Birazer, Zeliha İçen Kömürcü ve Gökhan Erdoğan olarak sıralanıyor.

Kararda “Asmim” olarak geçen şirketin hissedarları da Ali Kibar ve Zehra Kibar olarak yazılmış. nevvar salih takipsizlik kararı

Serap şirketinde ise Yönetim Kurulu Başkanı Barış Buluz, Başkan Yardımcısı Gökhan Gençkan, şirket temsilcisi Ünal Sarıkaya, şirket müdürleri ise Halil Çelik ve Erdal Cengiz olarak belirtiliyor.

Buraya kadar yalnızca şirketlerin kimliklerini çıkardık.

Şimdi asıl meseleye gelelim.

29 MİLYON 629 BİN LİRALIK İŞİN YÜZDE 83,39’U

İşte 14. bölümün bana göre en çarpıcı belgesi burada.

Savcılık kararına aktarılan Fahri Göre ve Kemal Yıldırım imzalı 11 Temmuz 2016 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde, 2011–2014 yıllarında yapılan toplam:

29.629.219 TL tutarındaki ihaleye tabi mal veya hizmet alımının yüzde 83,39’luk bölümünün ihbarda adı geçen şu şirketlere verildiği tespit ediliyor:

Gürmer, Askaya/Akasya, Asmin/Asmim, Yeta, Uzay ve Serap.

Burada şirket adlarının bazı bölümlerde farklı yazımlarla geçtiğini özellikle belirtiyorum; ben karar metnindeki yazımı esas alıyorum.

Şimdi hesap makinesini elimize alalım.

29 milyon 629 bin 219 liranın yüzde 83,39’u yaklaşık:

24 milyon 708 bin TL.

Ve tekrar hatırlatayım:

2011–2014 yıllarının parasından söz ediyoruz.

Ama bilirkişi bununla da kalmıyor.

“EN AZ ÜÇÜNÜN KATILIMIYLA…”

Aynı bilirkişi raporunda vakfın 2011–2014 yılları arasında yaptığı ihalelerin, adı geçen şirketlerden en az üçünün katılımıyla gerçekleştirildiği ve bu durumun “teklif alma usulü şartlarına aykırı olup haksız rekabet durumunu oluşturduğu” yönünde tespit bulunuyor.

Bu cümle benim değil.

Bilirkişi raporunun sonuç bölümü.

Daha da önemlisi var.

Raporda, Ömer Şener ve eşine ait Gürmer şirketiyle “organik bağ” bulunduğundan söz ediliyor.

Ve ardından bilirkişi heyeti, diğer şirketlere yönelik “planlı olarak yüksek meblağlarla, usulsüz olarak iş tekliflerinin verildiği” yönündeki ihbarın gerçeği yansıttığının tespit edildiğini yazıyor.

Burada durmak gerekiyor.

Çünkü artık yalnızca:

“Bu şirketler vakıftan iş aldı mı?” sorusunu sormuyoruz.

Bilirkişi raporunun kendi tespitlerini konuşuyoruz.

VE DAHA AĞIR BİR CÜMLE: “HAKEDİŞLERİNDEN FAZLA ÖDEME”

11 Temmuz 2016 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde bir başka tespit daha var.

Rapora göre adı geçen şirketlere verilen işler karşılığında hakedişlerinden fazla ödemeler yapıldığı, bu fazla ödemelerin Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin teftişi sırasında soruşturma dosyasındaki rapor ve eklerde tespit edildiği ve bu yolla vakfın zarara uğratıldığı belirtiliyor.

İşte 13. bölümde tek tek yazdığım rakamlar şimdi daha büyük bir resmin içine oturuyor.

Gaziemir Hastanesi…

Bornova Öğrenci Yurdu…

Elektrik işleri…

Proje hizmetleri…

Ve şimdi şirket ilişkileri.

Ben yine hüküm vermiyorum.

Ama bu bilirkişi tespitlerinin karşısında çok basit sorular soruyorum:

Fazla ödendiği tespit edilen paralar geri alındı mı?

Alındıysa hangi şirketten ne kadar tahsil edildi?

Faiziyle mi tahsil edildi?

Tahsil edilmediyse neden edilmedi?

Sorumlular hakkında rücu işlemi yapıldı mı?

SAVCILIK KARARININ ÇOK ÖNEMLİ BİR CÜMLESİ DAHA VAR

Dosyanın ilerleyen bölümünde savcılık, Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi ve Bornova Öğrenci Yurdu inşaatlarında yüklenici firmalara fazladan ödeme yapıldığına dair tespitler bulunduğunu tekrar kayda geçiriyor.

Ayrıca hatalı veya eksik işlemlere ilişkin yönetim kurulu kararlarında Burhan Moğulkoç, Ömer Lütfi Çırak ve Ömer Şener’in imzalarının bulunduğunu, kusurlu elektrik işleri bakımından ise Yeta firmasının sorumluluğunun bulunduğunu belirtiyor.

Yani “fazla ödeme” ifadesi dosyada bir kere geçip kaybolmuyor.

Kararın değerlendirme sürecinde yeniden karşımıza çıkıyor.

PEKİ DOSYA NEDEN TAKİPSİZLİKLE SONUÇLANDI?

İşte burada birbirinden ayırmamız gereken iki şey var.

Savcılık kararının değerlendirme bölümünde, vakfın özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadığı belirtiliyor.

Ancak aynı değerlendirmede çok önemli bir cümle daha kuruluyor:

“Tespit olunan zararlar bakımından vakıf tarafından hukuki tazmin ve rücu hakkının mevcut olduğu.”

İşte benim 14. bölüm sonunda sorduğum soru tam olarak budur:

O RÜCU HAKKI KULLANILDI MI?

Savcılık takipsizlik vermiş olabilir.

Ceza soruşturmasının sonucu ayrıdır.

Ama bilirkişi raporlarında vakfın zarara uğratıldığı yönünde tespitler varsa ve savcılık kararının kendisi de vakfın hukuki tazmin ve rücu hakkının mevcut olduğunu söylüyorsa;

Nevvar Salih İşgören Vakfı bu paraların peşine düştü mü?

Dava açtı mı?

İcra takibi yaptı mı?

Şirketlerden para tahsil edildi mi?

Yönetim kurulu üyelerine rücu edildi mi?

Yoksa bilirkişi raporlarında yazılı kalan bu zarar tespitlerinin üzeri zamanla kapandı mı?

İşte şimdi Vakıflar Genel Müdürlüğüne soracağımız en önemli sorulardan biri budur.

Çünkü bu para herhangi bir ticari şirketin parası değil.

Nevvar ve Salih İşgören’in İzmir’e bıraktığı vakfın parasıdır.

Hastane için…

Okul için…

Öğrenciler için…

Burs için bırakılan paradır.

Ve biz hâlâ aynı yerdeyiz:

Kimseyi mahkûm etmiyoruz.

Takipsizlik kararını gizlemiyoruz.

Ama aynı takipsizlik kararının içine girmiş bilirkişi tespitlerini de yok saymıyoruz.

Çünkü bu dosyayı yalnızca son sayfasından okumuyoruz.

29 sayfanın tamamını okuyoruz.

DEVAMI 15. BÖLÜMDE:

BİLİRKİŞİ: “VAKIF ZARARA UĞRATILDI”

SAVCILIK: “TAZMİN VE RÜCU HAKKI VAR”

PEKİ PARA GERİ ALINDI MI?

HANGİ ŞİRKETTEN NE KADAR TAHSİL EDİLDİ?

RÜCU DAVASI AÇILDI MI?

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BU ZARARLAR İÇİN NE YAPTI?

YOKSA DOSYA KAPANDI, PARA MESELESİ DE ORADA MI KALDI?

15. bölümde bu kez takipsizlik kararından çıkıp, bu tespitlerin sonrasında ne yapıldığının peşine düşeceğiz.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
12
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
NEVVAR SALİH İŞGÖREN DOSYASI – 14
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Gaze-temiz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!