Temiz İzmir Derneği Danıştay’a gidiyor: “Teknik itirazlarımız değerlendirilmeden karar verildi.”
İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde aktif diri fay hattı, yıllarca moloz ve inşaat atığı depolama alanı olarak kullanıldığı iddia edilen bölgenin imara açılmasına ilişkin hukuk mücadelesi Danıştay’a taşınıyor.
Temiz İzmir Derneği, İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin istinaf başvurusunu reddetmesinin ardından temyiz hazırlıklarını tamamladı.
Dernek Başkanı Nivent Kurtuluş, kararın yalnızca davayı değil, vatandaşların güvenli yaşam hakkını da ilgilendirdiğini belirterek, “Biz yalnızca planın iptalini istemedik; mahkemenin teknik ve bilimsel itirazlarımızı değerlendirmesini istedik.” dedi.
ONLARCA SAYFA DİLEKÇE, İKİ SATIRLIK RED
Temiz İzmir Derneği’nin istinaf dilekçesinde;
- 2015 tarihli jeolojik-jeoteknik raporun güncelliğini yitirdiği,
- planlama alanının yıllarca moloz ve inşaat atıklarıyla doldurulduğu,
- bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkiler içerdiği,
- aktif diri fay hattının yeterince değerlendirilmediği,
- çevresel riskler ile ÇED sürecinin tartışılmadığı
ayrıntılı şekilde anlatıldı.
Ancak Bölge İdare Mahkemesi, istinaf başvurusunu reddederken ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu belirtti ve kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığını ifade etti.
“PEKİ SORULARIMIZA CEVAP NEREDE?”
Temiz İzmir Derneği’ne göre asıl sorun, ileri sürülen teknik iddiaların tek tek değerlendirilmemesi.
Dernek, şu soruların hâlâ cevapsız bırakıldığını savunuyor:
- 2015 tarihli zemin raporu bugün hâlâ geçerli mi?
- Moloz ve inşaat atıklarıyla dolan alan için yeni jeolojik çalışma neden yapılmadı?
- Bilirkişi raporundaki çelişkiler neden giderilmedi?
- Çevresel riskler neden ayrıntılı incelenmedi?
- Fay hattı üzerindeki planlama kararları hangi güncel bilimsel verilere dayanıyor?
DANIŞTAY’A TAŞINAN İDDİALAR
Temyiz dilekçesinde öne çıkan başlıklar şöyle:
- Gerekçeli karar hakkının ihlali,
- Eksik yargısal inceleme,
- Bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmemesi,
- Çevre ve deprem yönünden eksik bilirkişi incelemesi,
- Hukuki dinlenilme hakkının ihlali,
- Etkili yargısal denetimin yapılmaması.
Dernek, Danıştay’dan kararın bozulmasını ve üniversitelerin ilgili bölümlerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif yapılmasını talep edecek.
“MESELE SADECE İMAR DEĞİL”
Bu dava yalnızca bir imar planı davası değildir. Bu dava, deprem gerçeğiyle yaşayan İzmir’de bilimsel verilerin planlama kararlarında ne ölçüde dikkate alındığının da sorgulanmasıdır. Teknik itirazlarımızın mahkeme kararında ayrıntılı şekilde değerlendirilmesini beklerdik. Bu nedenle hukuki mücadelemizi Danıştay’da sürdüreceğiz.
ŞİMDİ GÖZLER DANIŞTAY’DA
Danıştay’ın vereceği karar, yalnızca Güzelbahçe’deki bu plan değişikliği açısından değil, deprem riski, çevresel etkiler ve bilimsel raporların imar planlarındaki ağırlığı bakımından da önemli bir emsal niteliği taşıyabilir.
Deprem konuşuyoruz. Bilim konuşuyoruz. Çevre konuşuyoruz. Sonra onlarca sayfalık teknik itirazlar iki satırlık bir gerekçeyle reddediliyor. Oysa vatandaşın beklediği, ‘reddedildi’ cümlesi değil; neden reddedildiğinin bilimsel ve hukuki olarak ortaya konulmasıdır. Şimdi sözü Danıştay söyleyecek.
İtirazımızı hazırladık yarın teslim edeceğiz.
T.C. DANIŞTAY İLGİLİ DAİRE BAŞKANLIĞI’NA
Gönderilmek Üzere
İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 3. İDARİ DAVA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA
DOSYA NO : E:2026/325 – K:2026/1115
TEMYİZ EDEN (DAVACI):
Temiz İzmir Derneği adına
Nivent KURTULUŞ
DAVALI:
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı
KONU
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 10.06.2026 tarih ve E:2026/325, K:2026/1115 sayılı kararının 2577 sayılı İYUK’un 49. maddesi uyarınca BOZULMASI istemidir.
TEMYİZ NEDENLERİ
I- BÖLGE İDARE MAHKEMESİ İSTİNAF SEBEPLERİNİ HİÇBİR ŞEKİLDE TARTIŞMAMIŞTIR
İstinaf dilekçemizde;
- 2015 tarihli jeolojik-jeoteknik etüt raporunun güncelliğini yitirdiği,
- dava konusu alanın yıllar içinde moloz ve inşaat atığı depolama sahasına dönüştüğü,
- bilirkişi raporunun jeoteknik raporun saha gerçekleriyle uyumlu olmadığını kabul ettiği,
- buna rağmen planın uygun bulunduğu,
- aktif diri fay hattı üzerinde planlama yapıldığı,
- çevresel riskler ile ÇED gerekliliğinin değerlendirilmediği,
- plan bütünlüğü ve eşitlik ilkesine aykırılık bulunduğu,
ayrıntılı şekilde ortaya konulmuştur.
Ancak Bölge İdare Mahkemesi bu iddiaların hiçbirini tek tek değerlendirmemiş, yalnızca ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Bu durum, istinaf incelemesinin etkili bir yargısal denetim niteliği taşımadığını göstermektedir.
II- GEREKÇELİ KARAR HAKKI İHLAL EDİLMİŞTİR
Anayasa’nın 141. maddesi uyarınca mahkemelerin bütün kararları gerekçeli olmak zorundadır.
Bunun yanında Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının doğal sonucu olarak mahkemeler, tarafların davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddialarını değerlendirmek zorundadır.
Somut olayda;
- jeolojik raporun güncelliği,
- diri fay hattı,
- çevresel riskler,
- ÇED zorunluluğu,
- bilirkişi raporundaki çelişkiler,
gibi davanın esasını doğrudan etkileyen iddialarımıza ilişkin herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmamıştır.
Bu yönüyle karar gerekçesiz ve eksik incelemeye dayanmaktadır.
III- BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ AÇIK ÇELİŞKİLER GİDERİLMEDEN HÜKÜM KURULMUŞTUR
Dosyadaki bilirkişi raporunda;
Jeoteknik raporun saha gerçekleriyle uyumlu olmadığı
tespit edilmesine rağmen aynı raporun sonuç bölümünde planın uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Zemin verilerinin gerçeği yansıtmadığı kabul edilirken bu verilere dayanılarak hazırlanan planın bilimsel olarak uygun kabul edilmesi kendi içinde açık bir çelişkidir.
Mahkeme bu çelişkiyi gidermemiştir.
IV- EKSİK BİLİRKİŞİ İNCELEMESİYLE KARAR VERİLMİŞTİR
Uyuşmazlık;
- deprem mühendisliğini,
- çevre mühendisliğini,
- jeofiziği,
- halk sağlığını,
- şehir ve bölge planlamasını
birlikte ilgilendirmektedir.
Buna rağmen bilirkişi incelemesi bu disiplinleri kapsayacak şekilde oluşturulmamış, özellikle çevresel kirlenme ve halk sağlığı yönünden teknik inceleme yapılmamıştır.
Eksik bilirkişi incelemesine dayanılarak hüküm kurulması usul hükümlerine aykırıdır.
V- ÇED GEREKLİLİĞİNE İLİŞKİN İDDİALAR KARŞILANMAMIŞTIR
İstinaf dilekçemizde;
uzun yıllar moloz ve inşaat atığı depolama sahası olarak kullanılan alanın yerleşime açılmasının çevresel etkilerinin değerlendirilmediği ve ÇED yönünden inceleme yapılmadığı ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi bu iddiamıza ilişkin hiçbir değerlendirme yapmamıştır.
VI- DİRİ FAY HATTI İLE İLGİLİ ESASLI İDDİALAR DEĞERLENDİRİLMEMİŞTİR
Dosyada bulunan bilirkişi raporunda dahi Holosen diri fay hattının varlığı kabul edilmiştir.
Buna rağmen;
- tampon bölgenin yeterliliği,
- mikro bölgeleme çalışmaları,
- zemin büyütmesi,
- yüzey kırığı riski,
konularında herhangi bir bilimsel değerlendirme yapılmamış, mahkeme de bu eksikliği irdelememiştir.
VII- ETKİLİ YARGISAL DENETİM YAPILMAMIŞTIR
İstinaf merciinin görevi yalnızca ilk derece mahkemesi kararına katıldığını belirtmek değildir.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen somut hukuki ve teknik itirazları değerlendirerek bunların neden kabul edilmediğini ortaya koyması gerekir.
Somut olayda bu yükümlülük yerine getirilmemiştir.
Bu nedenle karar hukuka uygun bir istinaf incelemesi niteliği taşımamaktadır.
VIII- İSTİNAF MERCİİ KANUNUN KENDİSİNE YÜKLEDİĞİ DENETİM GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEMİŞTİR
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesi yalnızca ilk derece mahkemesi kararını onaylayan bir merci değildir.
İstinaf incelemesi;
- maddi vakıaların,
- bilirkişi raporlarının,
- hukuki değerlendirmelerin,
- tarafların ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin
ayrı ayrı incelenmesini gerektiren ikinci derece bir yargısal denetimdir.
Somut olayda ise Bölge İdare Mahkemesi;
davacı tarafından ileri sürülen hiçbir istinaf sebebini tartışmamış, her bir iddia hakkında ayrı gerekçe oluşturmamış, yalnızca ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu belirtmekle yetinmiştir.
Bu nedenle yapılan inceleme gerçek anlamda bir istinaf denetimi olmayıp, ilk derece kararının gerekçesiz şekilde tekrarından ibaret kalmıştır.
VIII- İSTİNAF MERCİİ KANUNUN KENDİSİNE YÜKLEDİĞİ DENETİM GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEMİŞTİR
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesi yalnızca ilk derece mahkemesi kararını onaylayan bir merci değildir.
İstinaf incelemesi;
- maddi vakıaların,
- bilirkişi raporlarının,
- hukuki değerlendirmelerin,
- tarafların ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin
ayrı ayrı incelenmesini gerektiren ikinci derece bir yargısal denetimdir.
Somut olayda ise Bölge İdare Mahkemesi;
davacı tarafından ileri sürülen hiçbir istinaf sebebini tartışmamış, her bir iddia hakkında ayrı gerekçe oluşturmamış, yalnızca ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu belirtmekle yetinmiştir.
Bu nedenle yapılan inceleme gerçek anlamda bir istinaf denetimi olmayıp, ilk derece kararının gerekçesiz şekilde tekrarından ibaret kalmıştır.
IX- BİLİRKİŞİ RAPORU HÜKME ESAS ALINABİLECEK NİTELİKTE DEĞİLDİR
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bilirkişiliğe ilişkin ilkeleri ile yerleşik Danıştay içtihatlarına göre;
kendi içinde çelişkili, bilimsel açıklama içermeyen veya uyuşmazlığın bütününü karşılamayan bilirkişi raporları hükme esas alınamaz.
Dosyada bulunan bilirkişi raporu;
bir taraftan;
Jeoteknik rapor saha gerçekleriyle uyumlu değildir.
tespitini yapmakta,
hemen ardından ise aynı rapora dayanılarak planın uygun olduğu sonucuna ulaşmaktadır.
Bilimsel yöntem açısından bu iki tespitin birlikte doğru kabul edilmesi mümkün değildir.
Mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar vermiştir.
X- EKSİK BİLİRKİŞİ HEYETİYLE HÜKÜM KURULMASI HUKUKA AYKIRIDIR
Uyuşmazlık;
- şehir ve bölge planlamasını,
- çevre mühendisliğini,
- jeolojiyi,
- jeofiziği,
- deprem mühendisliğini,
- halk sağlığını
birlikte ilgilendirmektedir.
Buna rağmen dosyada;
özellikle çevresel kirlenme,
asbest,
tehlikeli atık,
zemin kirliliği,
deprem mühendisliği
alanlarında uzman bilirkişilerden oluşan bilimsel bir heyet oluşturulmamıştır.
Eksik uzmanlıkla hazırlanan rapora dayanılarak karar verilmesi hukuka uygun değildir.
XI- MAHKEME DELİLLERİ TARTIŞMAMIŞTIR
Dosyada;
- fotoğraflar,
- resmi kurum yazıları,
- çevre kayıtları,
- saha tespitleri,
- dava dilekçesinde ayrıntılı açıklanan teknik bulgular
bulunmasına rağmen,
mahkeme bunların hiçbirini değerlendirmemiştir.
Delillerin tartışılmaması, kararın denetlenebilirliğini ortadan kaldırmaktadır.
XII- HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI İHLAL EDİLMİŞTİR
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı;
tarafların ileri sürdüğü iddiaların mahkeme tarafından değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Davacı tarafından ileri sürülen;
- aktif fay hattı,
- eski jeolojik rapor,
- çevresel risk,
- ÇED zorunluluğu,
- bilirkişi raporundaki çelişkiler
kararda tartışılmamıştır.
Bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.
XIII- ANAYASA’NIN 125. MADDESİ UYARINCA İDARİ İŞLEMLERİN YARGISAL DENETİMİ TAM OLARAK YAPILMAMIŞTIR
Anayasa’nın 125. maddesi gereğince idarenin her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tabidir.
Bu denetim;
yalnızca işlemin şeklen hukuka uygun olup olmadığının değil,
bilimsel,
teknik,
şehircilik,
kamu yararı,
çevre,
deprem güvenliği
yönlerinden de incelenmesini gerektirir.
Oysa Bölge İdare Mahkemesi bütün bu teknik itirazları tartışmaksızın ilk derece mahkemesinin sonucunu tekrar etmekle yetinmiştir.
Bu durum Anayasa’nın öngördüğü etkili yargısal denetim ilkesine uygun değildir.
XIV- BOZMA NEDENİ
Dosyada;
✔ gerekçesiz değerlendirme,
✔ eksik inceleme,
✔ çelişkili bilirkişi raporu,
✔ eksik uzman bilirkişi,
✔ delillerin tartışılmaması,
✔ hukuki dinlenilme hakkının ihlali,
✔ etkili yargısal denetimin yapılmaması
bir arada bulunmaktadır.
Bu aykırılıkların her biri tek başına bozma sebebi niteliğindedir.
Mahkemeler, idarenin yaptığı işlemi yalnızca onaylayan makamlar değildir. Yargısal denetimin amacı, idarenin işlemlerini hukuka, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygunluk bakımından gerçek anlamda incelemektir. Somut olayda ise davacı tarafından ileri sürülen hiçbir temel teknik ve hukuki itiraz tartışılmadan karar verilmiş; bu nedenle etkili bir yargısal denetim gerçekleştirilememiştir. Bu eksiklikler birlikte değerlendirildiğinde, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması zorunludur.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
- İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 10.06.2026 tarih ve E:2026/325, K:2026/1115 sayılı kararının BOZULMASINA,
- Eksik inceleme ve gerekçesiz karar nedeniyle dosyanın yeniden incelenmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
- Gerek görülmesi hâlinde, güncel jeolojik-jeoteknik durum, çevresel etkiler, diri fay hattı ve halk sağlığı risklerini kapsayacak şekilde üniversitelerin ilgili bölümlerinden oluşturulacak yeni ve farklı bir bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılmasına,
- Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
Temiz İzmir Derneği adına
Nivent KURTULUŞ



