PEKİ BÜYÜKŞEHİR DE Mİ “EHLİYETSİZ”?
Bazı dava dosyalarını okurken insan kızmalı mı, gülmeli mi karar veremiyor.
Özdere’de eski adıyla BİEN Otel, yeni adıyla LUCCA Otel dosyasında yine mahkemedeyiz.
Hem de öyle uzaktan seyredenlerden değiliz.
Planları inceledik. İtiraz ettik. İtirazlarımız reddedilince yargıya gittik. Daha önce aynı planlama alanındaki planlara karşı açtığımız davayı kazandık. Mahkeme planları iptal etti.
Şimdi yeniden yapılan planlara karşı yeniden yargıdayız.
Ama bu kez dava dosyasından öğrendik ki bizim bir sorunumuz varmış:
Dava ehliyetimiz yokmuş!
İnsan ister istemez soruyor:
Öyle mi?
İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DE DAVA AÇMIŞ
Öncelikle kamuoyuyla paylaşmak istediğim bir şey var.
İzmir Büyükşehir Belediyesinin de söz konusu planlara karşı dava açmış olmasından ziyadesiyle mutluyum.
Çünkü kent adına tartışmalı bir planlama söz konusuysa, Büyükşehir Belediyesinin yargısal denetim istemesi son derece kıymetlidir.
Üstelik bizim davamız hakkında verilen ara kararda, aynı NİP-351129340 numaralı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile UİP-351129339 numaralı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından da dava açıldığı açıkça belirtiliyor.
Mahkeme bu iki davanın bağlantısını öylesine önemli görmüş ki bizim yürütmenin durdurulması talebimiz hakkında verilecek kararı, Büyükşehir Belediyesinin açtığı davadaki yürütmenin durdurulması kararına kadar erteledi.
Şimdi soralım:
Temiz İzmir Derneğinin dava ehliyeti yok da İzmir Büyükşehir Belediyesi neden aynı planı mahkemeye taşıdı?
Demek ki ortada yalnız bizim gördüğümüz hayali bir sorun yok.
Demek ki tartışılması gereken ciddi bir planlama meselesi var.
DAHA ÖNCE DAVA AÇTIK, KAZANDIK!
İşin daha ilginç tarafı şu:
Biz bu bölgeye dün gelmedik.
Aynı planlama alanıyla ilgili daha önce de dava açtık.
İzmir 8. İdare Mahkemesinin 2023/1409 E., 2025/408 K. sayılı dosyasında planların iptaline karar verildi.
Şimdi yapılan yeni planın kendi açıklama raporunda bile önceki planın mahkeme tarafından iptal edildiği ve alanın yeniden planlandığı anlatılıyor.
Yani dün açtığımız dava sonucunda plan iptal ediliyor…
Bugün aynı planlama sürecinin devamındaki yeni işlemi tekrar yargıya taşıyoruz…
Sonra karşımıza çıkıp:
“Dava ehliyetiniz yok.” deniliyor.
İyi de dostlar…
Dün vardığımız mahkemenin kapısına bugün hangi trafik levhasını koydunuz?
ŞİRKETİN MENFAATİ VAR, BİZİM YOK ÖYLE Mİ?
Daha da güzeli var.
Davalı yanında müdahil olan Bükköy Madencilik Turizm İnşaat Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş., mahkemeye sunduğu dilekçesinde kendisinin dava konusu plan alanında 49 yıl süreyle 5 yıldızlı otel turizm işletmesi inşaat ve işletme hakkı sahibi olduğunu belirtiyor.
Dolayısıyla şirket diyor ki özetle:
“Bu plan beni doğrudan ilgilendiriyor.”
Peki.
Buna diyecek sözümüz yok.
Ama aynı kıyının, aynı planlamanın, aynı kamu yararının ve aynı hukuka uygunluk tartışmasının peşinde koşan bir çevre derneğine dönüp:
“Sizin menfaatiniz yok.” demek biraz tuhaf olmuyor mu?
Turizm yatırımcısının menfaati somut…
Kentin, kıyının, çevrenin ve hukukun korunmasını amaç edinen derneğin menfaati soyut!
Ne güzel dünya!
PEKİ 20 BİN METREKARENİN ÜZERİNDE OLDUĞUNU BELİRTTİĞİMİZ EKLENTİLER NE OLACAK?
Asıl konuşulması gerekenlerden biri de bu.
Biz uzun zamandır eski adıyla BİEN, yeni adıyla LUCCA Otel hakkında kamuoyuna sorular soruyoruz.
Dosyamızda 20 bin metrekarenin üzerinde olduğunu belirttiğimiz ruhsat ve projeye aykırı/kaçak eklentilere ilişkin iddialar ve belgeler bulunuyor.
Bunların üzerine gidilmesini istiyoruz.
Bu yapılaşmalar nasıl gerçekleşti?
Kim denetledi?
Kim işlem yaptı?
Hangi bölümler ruhsatlı, hangi bölümler projeye uygun?
Hangi tarihlerde hangi idari işlemler tesis edildi?
Varsa yıkım kararlarının akıbeti ne oldu?
Bunları sormayalım mı?
Üstelik bu dosya geçmişte dönemin Menderes Belediye Başkanı Mustafa Kayalar’ın görevden uzaklaştırılmasıyla sonuçlanan sürecin kamuoyunda en fazla tartışılan başlıklarından biri oldu.
Dolayısıyla karşımızda dün ortaya çıkmış sıradan bir imar tartışması yok.
Yıllardır süren bir dosya var.
BİZDEN BEKLENEN NE?
Belki biz yanlış anlıyoruz.
Birileri bize açıklasın.
Bir çevre derneği ( yerel yönetimlerde yolsuzlukla mücadele) ne yapmalı?
Kaçak yapılaşma iddiası gördüğünde başını başka tarafa mı çevirmeli?
Kıyıda tartışmalı plan gördüğünde susmalı mı?
Mahkemenin iptal ettiği planın ardından yapılan yeni planı incelememeli mi?
İtiraz etmemeli mi?
Dava açmamalı mı?
Yoksa dava açma ehliyeti yalnızca planlardan ekonomik olarak yararlanacak olanlara mı ait?
İşte tam burada küçük bir hatırlatma yapmak gerekiyor.
BİZ EMİR ALMAYIZ
Temiz İzmir Derneği olarak bugüne kadar yaptığımız iş çok basit:
Belgeye baktık.
Hukuka baktık.
Kamu yararına baktık.
Yanlış gördüğümüzde sorduk.
Cevap alamadığımızda tekrar sorduk.
Gerekli gördüğümüzde mahkemeye gittik.
Çünkü biz kimseden emir almıyoruz.
Kimsenin yatırımına düşman değiliz.
Kimsenin malında, mülkünde gözümüz yok.
Ama “yatırım” denildiğinde hukuk askıya alınacaksa, işte orada sorularımız başlar.
Ve buradan açıkça söyleyelim:
Bizi davamızdan geri adım attıracak para henüz icat edilmedi.
Bunun fiyatı yok.
Çünkü satılık olmayan şeylerin etiketi de olmaz.
DAVAMIZI YİNE DURUŞMALI İSTEDİK
Dava dosyasında duruşma talebimizi de yineledik.
Çünkü bu dosyada söylenecek sözümüz var.
Önceki mahkeme kararları var.
Bilirkişi raporları var.
Planlar var.
Kısmi yapılaşma hesapları var.
Kıyı mevzuatı var.
Eski ve yeni planların karşılaştırılması var.
Ve cevap bekleyen çok sayıda soru var.
Mahkeme duruşma yapılmasına karar verirse;
tüm bilgi, belge ve becerimizle orada olacağız.
Kimsenin sesini yükseltmesine de gerek yok.
Bizim sesimizi belgelerimiz yükseltir.
SON SORUMUZ DA ŞİMDİLİK BU OLSUN
Bükköy A.Ş.’nin planlardan doğrudan etkilendiğini söyleyerek davaya katılma hakkı varsa buna saygı duyuyoruz.
Kültür ve Turizm Bakanlığı planını savunuyorsa onu da dinliyoruz.
İzmir Büyükşehir Belediyesi aynı planları yargıya taşıdıysa bundan da memnuniyet duyuyoruz.
Ama o zaman bizim de küçücük bir sorumuz var:
Aynı planı daha önce dava edip iptal ettiren Temiz İzmir Derneğinin bugün “dava ehliyeti yok” denilerek kapının dışında bırakılması isteniyorsa…
Asıl rahatsızlık ehliyetimizden mi, yoksa dosyayı bırakmamamızdan mı kaynaklanıyor?
Bunun cevabını biz vermeyelim.
Mahkeme versin.
Biz orada olacağız.
LUCCA dosyası kapanmadı.
Sorular bitmedi.
Belgeler tükenmedi.
Ve biz hiçbir yere gitmiyoruz.



