Burada kendimize de bir soru sormamız gerekiyor.
Kaçak yapıyı tespit eden belediye…
Yapı tatil tutanağını düzenleyen belediye…
Encümen kararını alan belediye…
Yıkım kararını veren yine belediye…
Peki karar yıllarca uygulanmıyorsa?
Devletin denetim mekanizması nerede?
İlçenin mülki idare amiri kaymakam ne yapıyor?
İlin mülki idare amiri vali ne yapıyor?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ne yapıyor?
Çünkü sistem yalnızca “belediye karar alsın, sonra ister uygulasın ister uygulamasın” mantığı üzerine kurulmuş değil.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinde, yıkım kararlarının uygulanmaması halinde Bakanlığın devreye girebilmesine ilişkin açık bir mekanizma bulunuyor. Bakanlıkça gerçekleştirilen yıkımın masraflarının yüzde yüz fazlasıyla ilgili idareden tahsil edilmesi de öngörülüyor.
O halde yıllardır uygulanmayan yıkım kararları varsa yalnızca belediyelere değil, merkezi idareye de sormamız gerekiyor:
Kaç belediyeye “Bu yapıyı neden yıkmadınız?” diye sordunuz?
Kaç dosyada Bakanlık devreye girdi?
Kaç kaçak yapı Bakanlık tarafından yıktırıldı?
Kaç yıkımın bedeli yüzde yüz fazlasıyla ilgili belediyenin İller Bankası payından tahsil edildi?
Eğer bu mekanizma hiç veya yeterince işletilmiyorsa bunun nedeni nedir?
Ben artık meseleyi yalnızca “belediye yıkmadı” noktasında görmüyorum.
Yıkmayan kadar, mevzuatın kendisine verdiği denetim ve müdahale yetkisini kullanmayan kurumların durumu da sorgulanmalıdır.
Ama bunun çözümü öfke değil, hukuk devletidir.
Bir belediye başkanı görevini ihmal etmişse siyasi partisine bakılmadan hukuk işlemeli.
Bir kamu görevlisi görevini yerine getirmemişse makamına bakılmadan hukuk işlemeli.
Kaymakam da olsa…
Vali de olsa…
Belediye başkanı da olsa…
Fakat kimin suç işlediğine gazeteci değil, bağımsız yargı karar verir.
Bizim görevimiz ise belgeyi ortaya koymak ve sormaktır:
“Bu karar neden uygulanmadı?”
“Uygulanmadığını gören denetim makamı neden harekete geçmedi?”
Çünkü keyfîliğin panzehiri daha fazla keyfîlik değildir.
Demokrasi, denetim ve hukuk devletidir.
Bir ülkede kanun kişiye, makama veya siyasi partiye göre uygulanmaya başlarsa çürüme yalnızca belediyeyi değil, bütün sistemi sarar.
Ve benim korkum tam da budur:
İçimize kurt girdiyse, ağacı kesmek değil; kurdu bulup çıkarmak gerekir.
İZMİR’İN 30 İLÇESİNE AYNI SORUYU SORDUK:
KAÇ YIKIM KARARI ALDINIZ, KAÇINI YIKTINIZ?
İzmir’de yıllardır kaçak yapıları konuşuyoruz.
Yıkım kararlarını konuşuyoruz.
Yıkım ihalelerini konuşuyoruz.
Ve nedense sık sık aynı cümleyle karşılaşıyoruz:
“İhaleye katılan olmadı.”
Peki gerçekten tablo nedir?
Artık tahmin yürütmek istemiyoruz.
Rakamları istiyoruz.
Bu nedenle İzmir’in 30 ilçe belediyesine aynı Bilgi Edinme/CİMER başvurusunu gönderiyoruz.
Hem de uzun uzun değil.
Gayet basit sorularla…
2019’DAN BUGÜNE NE YAPTINIZ?
Belediyelere diyoruz ki:
2019’dan bugüne kadar kaç yıkım kararı aldınız?
Kaç yıkım ihalesine çıktınız?
Kaç ihaleye teklif veren olmadı?
Kaç yapıyı gerçekten yıktınız?
Bugün itibarıyla hakkında yıkım kararı bulunduğu halde kaç yapı hâlâ yıkılmayı bekliyor?
Ve bence en önemli soru:
Bu yapıların kaçında yıkımı engelleyen bir mahkeme kararı var?
Kaçında hiçbir hukuki engel olmadığı halde yıkım gerçekleştirilmedi?
Hepsi bu.
“KEM KÜM” DEĞİL, RAKAM İSTİYORUZ
Bu soruların hiçbirinde yorum istemiyoruz.
Savunma istemiyoruz.
Roman hiç istemiyoruz.
Rakam istiyoruz.
“Belediyemiz kaçak yapılaşmayla etkin biçimde mücadele etmektedir…”
Güzel.
Ama sorduğumuz bu değil.
“İlgili mevzuat çerçevesinde gerekli işlemler tesis edilmektedir…”
O da güzel.
Ama onu da sormadık.
Kaç karar aldınız?
Kaç ihaleye çıktınız?
Kaçını yıktınız?
Kaçı hâlâ ayakta?
Dört rakam.
Hepsi bu.
BAKALIM 30 BELEDİYEDEN NASIL BİR İZMİR FOTOĞRAFI ÇIKACAK?
Cevaplar geldikçe hepsini yan yana koyacağız.
Belediyelerin siyasi partisine de bakmadan, ismine de bakmadan.
Kim net cevap vermiş?
Kim soruların tamamını cevaplamış?
Kim rakamları açıklamış?
Kim soruyu başka tarafa çekmiş?
Belgeleri ne diyorsa onu yayımlayacağız.
Belki de belediyelerin yıllardır gerçekten büyük bir yıkım yükü altında olduğunu göreceğiz.
Belki mahkeme kararları nedeniyle uygulanamayan yüzlerce karar çıkacak.
Belki de bambaşka bir tabloyla karşılaşacağız.
Şimdiden hüküm vermiyoruz.
Rakamların gelmesini bekliyoruz.
Ama şu kadarını söyleyebilirim:
Bu defa “ihaleye katılan olmadı” cümlesinin arkasında bırakmayacağız meseleyi.
Çünkü hemen arkasından ikinci soruyu soracağız:
PEKİ SONRA NE YAPTINIZ?
İzmir’in 30 ilçe belediyesine sorularımız gidiyor.
Şimdi sıra onlarda.
Bakalım “kem küm” mü gelecek, yoksa 2019’dan bugüne kaçak yapılarla mücadelenin gerçek bilançosu mu?
Cevapları tek tek yayımlayacağız.
Devam edeceğiz.



