Basmane Çukuru meselesinde günlerdir yazıyoruz, konuşuyoruz, tartışıyoruz.
Önce değerleme uzmanı Naki Avşar yazdı.
Sonra biz gördüklerimizi, duyduklarımızı ve masada konuşulanları İzmir kamuoyuyla paylaştık.
Ama şimdi bir şeyi açıkça söylemenin zamanı geldi.
Biz o görüşmeden sonra boş durmadık.
Cemil Tugay ile yaptığımız görüşmede söylediği bir cümle vardı:
“O halde bana bir avukat önerin.”
Biz bu cümleyi duyduğumuz gün işi ciddiye aldık.
Çünkü bu söz, meselenin hâlâ kapanmadığını,
Basmane Çukuru’nun kaderinin hâlâ değişebileceğini gösteriyordu.
O günden beri çalışıyoruz.
Dosyaları yeniden açtık.
Bilirkişi raporlarını tekrar masaya yatırdık.
Hukuki içtihatları tek tek inceledik.
Ve Sayın Tugay’ın istediği gibi bir hukukçu ile görüştük.
Avukatımız dosyayı baştan sona değerlendirdi.
Sadece mevcut durumu değil,
Belediyenin davayı nasıl kazanabileceğini, hangi hukuki adımların atılması gerektiğini, hangi risklerin bulunduğunu ve hangi fırsatların hâlâ masada olduğunu içeren bir yol haritası hazırladı.
Artık elimizde yalnızca yorumlar yok.
Hukuki mütalaa var.
Yol haritası var.
Strateji var.
Sözün özü:
İzmir adına üzerimize düşen hazırlığı tamamladık.
Şimdi sıra Sayın Cemil Tugay’da.
Önümüzdeki hafta kendisinden bir randevu talep edeceğiz.
Ve o randevuda avukatımızla birlikte masaya oturup şunu anlatacağız:
Bu davanın nasıl kazanılabileceğini…
Basmane Çukuru’nun İzmir’e nasıl geri kazandırılabileceğini…
Otuz yıldır İzmir’in ortasında duran bu utancın nasıl kapatılabileceğini…
Çünkü mesele artık çok nettir.
Ortada otuz yıl önce yapılmış bir sözleşme var.
Ama ortada yapılmış bir bina yok.
Yüzde bir seviyesine bile ulaşmamış bir inşaat var.
İflas etmiş yüklenici şirketler var.
Ve hukuken doğmamış haklar üzerine kurulmuş iddialar var.
Yargıtay içtihatları ortada.
Kat karşılığı sözleşmenin geriye etkili feshi halinde tapuların ve hakların hacizlerden arınmış şekilde arsa sahibine döneceği açıkça ifade ediliyor.
Yani mesele aslında çok basit bir soruya geliyor:
Otuz yıldır yapılmamış bir inşaat üzerinden İzmir’in geleceği neden ipotek altına alınsın?
Basmane Çukuru arsası kime ait?
İzmir halkına.
Biz bu meseleye ne siyasi bakıyoruz ne kişisel.
Bizim derdimiz çok basit.
Bu şehir otuz yıldır bir çukurla anılmasın.
Sayın Cemil Tugay eğer gerçekten Basmane Çukuru’nu kazanmak istiyorsa,
eğer gerçekten İzmir’in malını İzmir’e geri kazandırmak istiyorsa,
eğer gerçekten bu dosyayı tarihe geçecek bir başarıya dönüştürmek istiyorsa…
Bu randevuyu verecektir.
Çünkü artık ortada sadece bir tartışma yok.
Bir hazırlık var.
Bir hukuk var.
Bir çözüm var.
Ve şunu da açıkça söyleyelim:
Eğer doğru hukuki adımlar atılırsa,
Basmane Çukuru’nun İzmir’e kazandırılması mümkündür.
Tarih bazen siyasetçilere büyük fırsatlar verir.
Basmane Çukuru da böyle bir fırsattır.
Sayın Tugay bu fırsatı değerlendirirse,
bu başarının sahibi kendisi olacaktır.
Biz ise sadece şunu söylemiş olacağız:
İzmir kendi malına sahip çıktı.
Biz hazırız Sayın Tugay.
Şimdi merak ettiğimiz tek şey şu:
Siz hazır mısınız?
Nivent Kurtuluş
05.03.2026



