1. Haberler
  2. Eğitim
  3. NEVVAR SALİH İŞGÖREN DOSYASI – 15

NEVVAR SALİH İŞGÖREN DOSYASI – 15

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BİLİRKİŞİ: “VAKIF ZARARA UĞRATILDI”

SAVCILIK: “TAZMİN VE RÜCU HAKKI VAR”

PEKİ PARA GERİ ALINDI MI?

Nevvar Salih İşgören Vakfı dosyasının 14. bölümünü çok önemli bir soruyla bitirmiştim:

“O rücu hakkı kullanıldı mı?”

Bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Ama önce yine aynı uyarıyı yapacağım.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/80301 Soruşturma, 2023/32408 Karar numaralı dosyası kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlandı. Kararda mağdur olarak da Nevvar Salih İşgören Vakfı gösteriliyor.

Bunu saklamıyorum.

Tam tersine her yazımda özellikle belirtiyorum.

Çünkü benim yaptığım bir ceza mahkemesi kararı vermek değil.

Ben 29 sayfalık savcılık kararının içinde yer alan bilirkişi raporlarını, müfettiş tespitlerini ve savcılığın kendi değerlendirmelerini okuyorum.

Ve bu kez tek bir sorunun peşindeyim:

Tespit edilen zararların akıbeti ne oldu?

“HAKEDİŞLERİNDEN FAZLA ÖDEME YAPILDI”

  1. bölümde Fahri Göre ve Kemal Yıldırım tarafından hazırlanan 11 Temmuz 2016 tarihli bilirkişi raporunu aktarmıştım.

Raporda Gürmer, Akasya/Askaya, Asmim/Asmin, Yeta, Uzay ve Serap şirketleriyle ilgili değerlendirmeler bulunuyordu.

2011–2014 yıllarındaki toplam 29.629.219 TL tutarındaki ihaleye tabi mal veya hizmet alımının yüzde 83,39’luk bölümünün adı geçen şirketlere verildiği; ihalelerin bu şirketlerden en az üçünün katılımıyla gerçekleştirildiği ve bilirkişi tarafından bunun teklif alma usulü şartlarına aykırı olup “haksız rekabet” oluşturduğu değerlendirilmişti.

Ama benim bugün üzerinde durduğum bölüm başka.

Karara aktarılan bilirkişi tespitinde, söz konusu şirketlere verilen işler karşılığında “hakedişlerinden fazla ödemelerin yapıldığı”, bu fazla ödemelerin Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin teftişinde tespit edildiği ve “bu yolla vakfın zarara uğratıldığı” yazıyor. nevvar salih takipsizlik kararı…

Bunlar benim yorumum değil.

Savcılık kararına giren bilirkişi tespitleri.

O halde bundan sonra sorulması gereken soru son derece basit:

O PARA NE OLDU?

Çünkü bir zarar tespit edilmişse dosya yalnızca ceza soruşturmasından ibaret değildir.

Nitekim bunu ben söylemiyorum.

Savcılık kararının kendisi söylüyor.

SAVCILIK: “HUKUKİ TAZMİN VE RÜCU HAKKI MEVCUT”

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın değerlendirme bölümünde savcılık, Nevvar Salih İşgören Vakfının özel hukuk tüzel kişisi olduğunu ve Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadığını belirtiyor.

Ardından ise benim bu yazı dizisi açısından son derece önemli bulduğum şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Tespit olunan zararlar bakımından vakıf tarafından hukuki tazmin ve rücu hakkının mevcut olduğu.”

İşte burada duruyorum.

Çünkü bu cümle dosyayı başka bir yere götürüyor.

Ceza soruşturması takipsizlikle sonuçlanmış olabilir.

Peki zarar?

Takipsizlik kararı, bilirkişinin tespit ettiği parasal zararı kendiliğinden ortadan kaldırıyor mu?

Savcılığın kendisi “tazmin ve rücu hakkı var” diyorsa, bu hakkın kullanılıp kullanılmadığını sormak gerekmiyor mu?

Ben de tam olarak bunu soruyorum.

VAKIF DAVA AÇTI MI?

Bilirkişi raporlarında fazla ödeme yapıldığı belirtilen şirketlere karşı Nevvar Salih İşgören Vakfı tarafından herhangi bir alacak veya tazminat davası açıldı mı?

Açıldıysa hangi mahkemede?

Esas numarası ne?

Hangi şirkete karşı ne kadar talepte bulunuldu?

Mahkeme ne karar verdi?

Karar kesinleşti mi?

Herhangi bir para tahsil edildi mi?

Tahsil edildiyse ana para ne kadar?

Faizi ne kadar?

Bugüne kadar vakfın kasasına geri dönen toplam tutar ne kadar?

İşte 15. bölümün cevabını aradığı sorular bunlar.

YÖNETİCİLERE RÜCU EDİLDİ Mİ?

Çünkü dosyada yalnız şirketler yok.

Savcılık kararında Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi ve Bornova Öğrenci Yurdu işlerinde yüklenici firmalara fazladan ödeme yapıldığına ilişkin tespitlerin bulunduğu ayrıca kayda geçiriliyor.

Aynı bölümde, ilgili yönetim kurulu kararlarında dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Moğulkoç, yönetim kurulu üyesi Ömer Şener’in imzalarının bulunduğu belirtiliyor.

Kusurlu elektrik işleri yönünden ise Yeta firmasının sorumluluğunun bulunduğu yazılıyor.

Buradan ikinci soru çıkıyor:

Şirketlerden tahsilat yapılmadıysa yöneticiler bakımından rücu yoluna gidildi mi?

Gidildiyse kimlere karşı?

Ne kadar talep edildi?

Sonuç ne oldu?

Gidilmediyse neden gidilmedi?

Ben kimsenin hukuki sorumluluğunun kesinleştiğini söylemiyorum.

Tam tersine bunu mahkemenin belirleyeceğini söylüyorum.

Ancak savcılık kararı açıkça hukuki tazmin ve rücu hakkından bahsediyorsa, bu hakkın kullanılıp kullanılmadığını sormak gazetecinin görevidir.

YETA İÇİN RAKAM DA VAR: 67.978,52 TL

Üstelik bazı tespitlerde rakam bile belli.

Kararda aktarılan 20 Haziran 2015 tarihli elektrik mühendisi Emin Özger raporunda, Gaziemir Devlet Hastanesinin elektrik tesisatı tamamlama işinde 7 No’lu hakedişte eksik veya hatalı işler nedeniyle yüklenici Yeta Yapı Elektrik firmasına 67.978,52 TL fazla ödeme yapıldığı belirtiliyor.

O zaman soruyorum:

67.978,52 TL geri alındı mı?

Alındıysa ne zaman?

Faiziyle mi?

Alınmadıysa neden?

Aradan geçen yıllar içerisinde bu alacak için dava veya icra takibi yapıldı mı?

Zamanaşımına uğramaması için herhangi bir işlem gerçekleştirildi mi?

Bunların cevabını bilmiyoruz.

İşte öğrenmek istediğimiz de bu.

BORNOVA ÖĞRENCİ YURDUNDA BİR TESPİT DAHA

Savcılık kararında Bornova Öğrenci Yurdu için de çok somut bir kalem bulunuyor.

Makine mühendisi tarafından düzenlenen raporda 50 odadaki bazı mutfak tesisatlarının yapılmadığı ve üç kalem iş nedeniyle toplam 10.313,30 TL fazla ödeme tespiti bulunduğu belirtiliyor.

Ancak aynı karar, bu eksik işleri hangi firmanın yaptığına ilişkin raporda bilgi bulunmadığını da özellikle kaydediyor.

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü dosyayı işimize gelen tarafından okumuyoruz.

Belge ne diyorsa onu yazıyoruz.

Firma tespit edilmemişse “şu firma yaptı” demiyoruz.

Ama şu soruyu soruyoruz:

Bu 10.313,30 TL’nin sorumlusu daha sonra belirlendi mi?

Belirlendiyse tahsil edildi mi?

BİR DE NEVSAL VAR

29 sayfalık kararın 23. sayfasında dikkat çekici başka bir şirket daha karşımıza çıkıyor:

Tasfiye Halinde Nevsal Eğitim Öğretim Tur. A.Ş.

Karara göre şirketin faaliyet alanı ikamet amaçlı binaların inşaatı.

VEDOP kayıtlarına göre şirket ortakları ise vakıf yönetiminde adı geçen Ömer Lütfi Çırak, Burhan Moğulkoç, Mesut Şahin, Erol Urgun ve Nureddin Memur.

Şimdi burada yeni bir pencere açılıyor.

Bu şirket neden kuruldu?

Vakfın yöneticilerinin ortak olduğu bu şirketin vakıfla herhangi bir ticari ilişkisi oldu mu?

Vakfa ait herhangi bir iş, taşınmaz, proje, ödeme veya ekonomik faaliyet bu şirket üzerinden yürütüldü mü?

Tasfiyeye neden girdi?

Tasfiye sırasında vakıfla herhangi bir alacak-borç ilişkisi var mıydı?

Bunları da Vakıflar Genel Müdürlüğüne soracağız.

Çünkü dosyanın içinde karşılaştığımız her yeni belge başka bir kapı açıyor.

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE SORUYORUM

Şimdi artık elimizde soru değil, cevaplandırılması gereken bir hesap tablosu var:

Bilirkişi ve müfettiş raporlarında Nevvar Salih İşgören Vakfının zarara uğratıldığı belirtilen her bir işlem için zarar tutarı neydi? Hangi kişi veya şirketten ne kadar para geri istendi? Kaçı için dava açıldı? Kaçı için icra takibi yapıldı? Kaç lira tahsil edildi? Ne kadarı hâlâ tahsil edilmedi?

Ve belki en önemlisi:

Savcılığın açıkça işaret ettiği “hukuki tazmin ve rücu hakkı” neden ve nasıl kullanıldı?

Kullanılmadıysa:

Neden kullanılmadı?

BU PARA KİMİN PARASIYDI?

İşte benim meselem burada başlıyor.

Bu rakamları yalnız muhasebe kayıtlarındaki sayılar olarak görmüyorum.

Çünkü Nevvar ve Salih İşgören bu vakfı bir ticari şirket kurmak için bırakmadılar.

Vakfın amaçları vardı.

Sağlık vardı.

Eğitim vardı.

Öğrenci vardı.

Burs vardı.

Dolayısıyla bilirkişi raporunda “vakıf zarara uğratıldı” denilen her lira için bugün sorulması gereken soru şudur:

O para geri alındı mı?

Alındıysa belgesini görelim.

Alınmadıysa nedenini öğrenelim.

Dava açıldıysa dosya numarasını görelim.

Rücu edildi ise sonucunu görelim.

Edilmediyse bunun gerekçesini öğrenelim.

Çünkü bu dosya:

“Takipsizlik çıktı, kapatın.” denilerek okunabilecek bir dosya değil.

Biz zaten takipsizlik kararının kendisini okuyoruz.

Hem de yalnız son sayfasını değil:

29 SAYFASININ TAMAMINI.

Ve o 29 sayfanın içinde savcılığın kendi değerlendirmesi duruyor:

“TAZMİN VE RÜCU HAKKI MEVCUT.”

O halde şimdi sıra Vakıflar Genel Müdürlüğünde.

SORUYORUM:

O HAK KULLANILDI MI?

KAÇ LİRA GERİ ALINDI?

KİMDEN ALINDI?

HANGİ DAVALAR AÇILDI?

HANGİ ALACAKLAR TAHSİL EDİLEMEDİ?

VE BUGÜN İTİBARIYLA VAKFIN BİLİRKİŞİ RAPORLARINDA TESPİT EDİLEN ZARARLARINDAN GERİYE NE KALDI?

Bunların cevabını istediğimiz Bilgi Edinme Başvurusunu Vakıflar Genel Müdürlüğüne yapacağız.

Cevap geldiğinde de hiçbir kelimesini saklamadan yayımlayacağız.

Çünkü mesele geçmişte ne olduğundan ibaret değil.

Mesele, tespit edilen zararın peşine düşülüp düşülmediğidir.

DEVAMI 16. BÖLÜMDE…

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE CEVAP VERECEK?

TAZMİN VE RÜCU DAVALARI VAR MI?

TAHSİL EDİLEN PARA NE KADAR?

VE NEVSAL A.Ş. DOSYANIN NERESİNDE?

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
11
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
NEVVAR SALİH İŞGÖREN DOSYASI – 15
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Gaze-temiz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!