Ben bugün kimseyi incitmek için yazmıyorum.
Ama kimsenin de rahatını kaçırmadan yazamam.
Çünkü ortada bir gerçek var:
İzmir iyi yönetilmiyor.
Ve herkes birbirine bakıyor.
35 BİN KİŞİ… HİZMET NEREDE?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yaklaşık 35.000’in üzerinde çalışan var.
Bu sayı bir belediye için “çok” değil…
AŞIRI ve GEREKSİZ!
Üstelik kendi verilerine göre:
- En düşük maaş: ~82.000 TL
- En yüksek maaş: ~94.000 TL
- Üzerine 112 günlük ikramiye
Şimdi soruyorum:
Bu yükün altından hangi belediye kalkar?
Bu bütçeyle hangi hizmet üretilir?
Daha da net sorayım:
Bu 35 bin kişinin tamamı gerçekten çalışıyor mu?
Kimse alınmasın…
İşini hakkıyla yapanı başımın üstüne koyarım.
Ama herkes için aynı şeyi söyleyemem.
Bu kadar insanın içinde hiç mi
“Ben bu maaşı hak etmiyorum” diyen yok?
Yoksa herkes memnun mu?
LİYAKAT MI, LİSTE Mİ?
Bu kadro nasıl oluştu?
Gerçek ihtiyaç mı?
Yoksa…
“Benim yakınımı da al”
“Benim adamı da yerleştir”
“Beni kırma”
diyenlerin listesi mi?
Yoksa seçim öncesi verilen sözler mi?
Bugün ortaya çıkan tablo:
- Şişmiş kadro
- Yavaşlayan sistem
- Artan maliyet
Yarın bir dosya taşınacak…
1 kişi yeter.
Ama sistem öyle ki:
5 kişi bakıyor
3 kişi kontrol ediyor
2 kişi imzalıyor
Sonra diyoruz ki:
“Neden işler yürümüyor?”
BU YÜKLE BU ŞEHİR YÜRÜR MÜ?
Bakın İngiltere de;
“Birleşik Krallık‘ın başkenti Londra‘nın üst düzey yönetim organıdır. Büyük Londra İdaresi, doğrudan seçilen Londra Belediye Başkanı ile 25 kişilik bir Londra Meclisi‘nden oluşmaktadır. “
“..,Londra aktüelin yayınında “İngiltere’de yerel yönetimlerde görev yapan Ülke genelinde toplam 4.733 belediye çalışanının olduğu..,”
Bizde büyükşehir belediyesi çalışanın 35 Bin küsur ilçe belediyelerini katmaya dilim varmıyor!!!
Bir tarafta:
- Maaş yükü
- SGK borçları
- Artan giderler
Diğer tarafta:
- Trafik çökmüş
- Körfez alarm veriyor
- Altyapı yetersiz
Ben soruyorum:
Bu denklem nasıl çözülecek?
SGK BORCU VE İZMİR’İN MALLARI
Borç büyüdü.
Sonuç?
İzmir’in en kıymetli arsaları SGK’ya gidiyor.
Şimdi dur.
Bu arsalar kimin?
İzmirlinin.
Ama ne oluyor?
Değerinin altında devrediliyor
Apar topar planlar hazırlanıyor
“Nasıl kurtarırız” telaşı başlıyor
Ben soruyorum:
Bu mallar sizin mi?
Bu kadar kolay mı vazgeçiyorsunuz?
İŞ DÜNYASINA AÇIK VE NET SESLENİYORUM;
Şimdi en kritik yere geliyorum.
İş dünyası.
Sizler…
- Sürekli imar artışı istiyorsunuz
- Projeler büyütüyorsunuz
- Değer artışı bekliyorsunuz
Peki soruyorum:
İzmir adına ne yapıyorsunuz?
Bakın açık konuşuyorum:
Bu şehir sıkışmış durumda.
Belediye nefes alamıyor.
Borç büyümüş.
Ve siz…
Sadece izliyorsunuz.
Olmaz!!!
YOLU DA SÖYLÜYORUM
Eleştirmek kolay diyebilirsiniz.
Hayır.
Ben size yol da gösteriyorum.
Birleşin.
Konsorsiyum kurun.
SGK’ya devredilmeden bu arsaları alın.
Belediyenin SGK ve vergi yükünü üstlenin.
Bu şehre nefes aldırın.
Bu bir iyilik değil.
Bu sizin geleceğinizi kurtarmaktır.
Çünkü:
İzmir kaybederse
sizin yatırımlarınız da değer kaybeder
İSTİNYE PARK GERÇEĞİ
Yıllarca eleştirdim, mahkemeye verdim,
Ama bugün bir şeyi teslim ediyorum:
İstinye Park en azından sorumluluk aldı
Alt geçit yaptı
Trafiğe çözüm üretti
Peki diğerleri?
Sadece bina mı yapıyorsunuz?
Bu şehir sahipsiz değil.
Şuursuzca sadece kendi cebini düşünenler,
sadece kendi payını alıyorsa
gerisiyle ilgilenmiyorsa
orada problem var.
Benim hiçbir çıkarım yok.
Ama bir derdim var:
İzmir.
Ve açık söylüyorum:
Bu gidişat iyi değil.
Herkes kendine gelsin:
- Belediyeler
- Çalışanlar
- İş dünyası
Herkes aynaya baksın.
Çünkü bu böyle giderse…
İzmir elden gidiyor.
Bilmem anlatabildim mi?
Nivent Kurtuluş
04.05.2026



