Toplum siyasetçiden kusursuz olmasını beklemiyor. Fikirlerin değişebileceğini, siyasi yolların ayrılabileceğini ve yeni arayışların ortaya çıkabileceğini biliyor.
Ancak dün savunulanların bugün hiçbir açıklama yapılmadan reddedilmesi, yıllarca birlikte yürüyenlerin bir anda birbirlerini suçlaması ve seçmenin oyuyla kazanılan makamların başka partilere taşınması güven duygusunu nasıl etkiliyor?
Siyasetçi verdiği kararın hukuken mümkün olduğunu söyleyebilir ancak hukuken mümkün olan her tercih, seçmen açısından siyasi ve ahlaki olarak da kabul edilebilir midir?
İnsanlar artık söylenen sözlerden çok, bu sözlerin hangi şartlarda değiştiğine bakıyor olabilir mi?
Makam varken savunulan ilkeler, makam kaybedildiğinde de korunabiliyor mu?
Siyasi gelecek belirsizleştiğinde alınan kararlar gerçekten düşünsel bir değişimi mi, yoksa başka kaygıları mı gösteriyor?
Belki de toplum siyasetçiden hiç değişmemesini değil; değiştiğinde bunun nedenini dürüstçe anlatmasını, geçmişte söyledikleriyle yüzleşmesini ve seçmenin iradesini kendi geleceğinden daha önemsiz görmemesini bekliyordur!
Peki siyasetçiler bu beklentiyi karşılayabiliyor mu, yoksa siyasete ve siyasetçiye duyulan güveni yine siyasetçilerin kendi tercihleri mi tüketiyor?
Ne dersiniz?
Cengiz Biçen
05.06.2026



