FİRMA KONUŞTU, SORULAR DAHA DA BÜYÜDÜ!
İzmir’in Çiğli ilçesi Sasalı Mahallesi’nde bulunan ve hakkında mahkeme tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildiği belirtilen İkon Sasalı projesiyle ilgili yaptığımız haberin ardından proje sahibi şirketten açıklama geldi.
Ancak açıklama, kamuoyunun kafasındaki soruları azaltmak yerine yeni soruları da beraberinde getirdi.
FİRMA NE DİYOR?
Şirket tarafından yapılan açıklamada özetle;
- Bölgedeki imar planlarının mahkeme kararıyla iptal edildiği,
- Bölgenin plansız kaldığı,
- Şirketin mağdur olduğu,
- İmar planı iptal edildiğinde projenin mevcut seviyesine kadar tamamlanmış olduğu,
- Plan iptalinden sonra yeni inşaat yapılmadığı,
- Sadece güvenlik, bakım, çevre düzenlemesi ve peyzaj çalışmaları yürütüldüğü,
ileri sürülüyor.
AMA ORTADA BİR ÇELİŞKİ VAR
Bizim haberimizde sorduğumuz soru çok basitti:
Mahkeme kararı verildiğinde projenin gerçekleşme oranı neydi?
Çünkü bölgedeki birçok kişinin aktardığı bilgiye göre;
mahkeme kararının ardından seviye tespitleri yapıldı, inşaatlar durduruldu ve proje yaklaşık yüzde 20 seviyelerindeydi.

Bugün ise kamuoyuna sunulan görüntülerde;
- Tamamlanmış villalar,
- Bitirilmiş dış cepheler,
- Düzenlenmiş peyzaj alanları,
- Satış lansmanına hazır örnek yaşam alanları
görülüyor.
O halde kamuoyu adına şu soruyu yeniden soruyoruz:
Mahkeme kararının verildiği tarihte proje hangi seviyedeydi?
Bugünkü seviye hangi tarihte oluştu?
2863 SAYILI KANUN TARTIŞMASI
Açıklamalarda ve kulislerde zaman zaman 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 17. maddesine atıf yapıldığı görülüyor.
Ancak burada dikkat çekici bir hukuki ayrıntı bulunuyor.
Kanunda yer alan hüküm açıkça;
“Koruma Bölge Kurulunca sit alanı olarak ilan edilen yerlerde…”
ifadesiyle başlıyor.
Yani bu hüküm;
bir alanın sonradan sit ilan edilmesi halinde, ilan tarihinden önce ruhsat almış ve belirli seviyeye ulaşmış yapılar için düzenlenmiş bir istisna niteliği taşıyor.
Oysa Sasalı dosyasında kamuoyuna yansıyan bilgilerde;
Yeni bir sit ilanı yok.
Sit derecesinde sonradan yapılmış bir değişiklik yok.
Alan zaten mevcut doğal sit statüsü içerisinde bulunuyor.
Bu nedenle kamuoyunda şu soru soruluyor:
2863 sayılı Kanun’un 17. maddesi bu olayda gerçekten uygulanabilir mi?
Yoksa tamamen farklı bir hukuki durum mu söz konusu?
DAHA DA İLGİNÇ OLAN NE?
Şirket açıklamasında;
“İmar planı iptal edildikten sonra yeni yapı ruhsatı alınması mümkün olmamıştır.”
diyor.
Bu zaten tartışma konusu değil.
Asıl tartışma şu:
Mahkeme kararından sonra inşaat faaliyetleri devam etti mi?
Seviye tespit tutanaklarında ne yazıyor?
Mühürleme yapıldı mı?
Yapı tatil tutanağı düzenlendi mi?
Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü hangi denetimleri yaptı?
İşte bu soruların cevabı hâlâ verilmiş değil.
Temiz İzmir Derneği tarafındanCİMER BAŞVURUSU YAPILDI
- Mahkeme kararının belediyeye tebliğ tarihi,
- Seviye tespit tutanakları,
- Yapı tatil tutanakları,
- Mühürleme işlemleri,
- Denetim raporları,
- Projenin karar tarihindeki gerçekleşme oranı,
- Bugünkü gerçekleşme oranı,
hakkında ayrıntılı bilgi talebiyle CİMER başvurusu yapıldı.
Bu aşamada tartışmanın çözümü açıklamalarla değil, resmi belgelerle mümkün.
Çünkü mesele artık sadece bir şirketin açıklaması değil.
Mesele;
- Mahkeme kararının uygulanıp uygulanmadığı,
- İdarenin hangi işlemleri yaptığı,
- Projenin hangi tarihte hangi seviyede olduğu,
- İnşaat faaliyetlerinin ne zaman durduğu,
sorularının net olarak cevaplandırılmasıdır.
Biz de kamuoyu adına bekliyoruz:
Mahkeme kararının verildiği gün ile bugünkü durum arasındaki farkı ortaya koyan resmi belgeler açıklanacak mı?
Yoksa Sasalı’daki bu büyük soru işareti büyümeye devam mı edecek?
Temiz İzmir Derneği ve kamuoyu adına soruyoruz:
“Yürütmesi durdurulan bir planın üzerinde yükselen bu villalar hangi tarihte tamamlandı?”
Yoksa bu firma İmar Kanunu, 2863 sayılı Kanunu yeniden mi yazıyor?
Aynı soruları İzmir büyükşehir belediyesine soracağız.



