ÇEŞME’DE YENİ PLAN, ESKİ SORULAR!
MAHKEME İPTAL ETTİ, PLAN YENİDEN GELDİ…
Turizm alanından “rezerv alana” dönüşen kıyıda büyük rant iddiası
Çeşme Altınkum Turizm Alanı’nda yaşanan son gelişmeler, kamuoyunun yanıt beklediği ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Çeşme’nin en değerli ve en güzel kıyılarından biri olan Altınkum’un bir anda “riskli alan” ve “rezerv alan” statüsüne alınmasının ardından hazırlanan imar planları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü’nün 27.08.2026 tarihli ve 16579416 sayılı yazısı ile onaylandı.
Ancak ortada son derece önemli bir ayrıntı var:
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 16.03.2025 tarihli ve 80191575 sayılı yazısıyla olumsuz görüş bildirmişken bu plan nasıl ve hangi gerekçeyle onaylandı?
Üstelik bölgeye ilişkin daha önce onaylanan planların çeşitli yargı süreçlerinde İdare Mahkemeleri ve Danıştay tarafından iptal edilmiş olması, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de olumsuz görüş bildirmesi, kamuoyunun daha fazla açıklama beklemesine neden oluyor.
Bütün bu itirazlara rağmen planların adeta jet hızıyla onaylanması, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
Burada gerçekten kentsel dönüşüm mü yapılıyor, yoksa yeni bir rant alanı mı yaratılıyor?
Afet Yasası ve riskli yapıların dönüşümü amacıyla getirilen düzenlemelerin, kamu yararı yerine yüksek getirili gayrimenkul projelerine zemin hazırlamak amacıyla kullanıldığı yönündeki iddialar artık mutlaka tartışılmalıdır.
Çünkü rezerv yapı alanlarının temel amacı, riskli yapıların dönüşümü ve güvenli yapılaşmanın sağlanmasıdır.
Eğer bir alan “rezerv alan” ilan ediliyor ancak bu alanın kullanımında gerçekten riskli yapıların dönüşümüne yönelik somut bir ihtiyaç ve kamu yararı bulunmuyorsa, burada ciddi bir amaç ve yetki tartışması ortaya çıkar.
Daha da önemlisi, bu tür uygulamalar ileride telafisi mümkün olmayan mülkiyet, imar ve hukuk sorunlarına yol açabilir.
Asıl mesele ise çok daha büyük
Altınkum gibi doğal güzellikleri, kıyısı ve turizm değeri son derece yüksek bir bölgede ortaya çıkan planlama kararlarının; lüks sahil villaları ve yüksek değerli konut projelerine kapı açacağı yönündeki endişeler kamuoyunda giderek büyüyor.
Eğer planların gerçek amacı kamu yararı ve kentsel dönüşüm değil de yüksek değerli gayrimenkul üretimi ve bunun üzerinden rant paylaşımı ise, bunun adı kentsel dönüşüm değildir.
Bunun adı olsa olsa kamu yararı kisvesi altında rant yaratma tartışmasıdır.
Ve unutulmamalıdır:
Bugün alınan her karar, yarın idari davaların, mülkiyet uyuşmazlıklarının, kamu zararı iddialarının ve olası sorumluluk soruşturmalarının konusu olabilir.
Bu nedenle kamu adına görev yapan kurumların, “Biz yaptık, oldu” anlayışıyla hareket etmek yerine bütün süreci şeffaf biçimde kamuoyuna açıklaması gerekir.
Buradan açıkça soruyoruz:
Altınkum neden rezerv alan ilan edildi?
Riskli yapıların dönüşümü için gerçekten böyle bir alana ihtiyaç var mı?
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın olumsuz görüşüne rağmen plan neden onaylandı?
Daha önce yargı tarafından iptal edilen planlardan hangi ders çıkarıldı?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin olumsuz görüşü neden dikkate alınmadı?
Ve en önemlisi:
Bu planlardan kim kazanacak, kim kaybedecek?
İzmir’in, Çeşme’nin, Altınkum’un kıyıları ve doğal alanları birilerinin kısa vadeli kazanç hesabına terk edilemez.
Türkiye’nin dört bir yanında gerçek anlamda kentsel dönüşüm bekleyen; eski, sağlıksız, riskli yapıların bulunduğu mahalleler varken, kamu kaynaklarının ve devletin planlama gücünün turizm merkezlerindeki değerli doğal alanları yüksek rantlı gayrimenkul projelerine açmak için kullanıldığı izlenimi kabul edilemez.
Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ve Emlak Konut’un önceliği; deprem riski altındaki vatandaşların güvenli konutlara kavuşması olmalıdır.
Doğal sit alanlarımızın, kıyılarımızın ve kamu yararının değil; rantın korunması kabul edilemez.
Çeşme Altınkum sahipsiz değildir.
Bu ülkenin doğal ve kamusal değerleri birkaç kişinin kazanç kapısı değildir.
Buradan uyarıyoruz:
Doğamızdan, kıyılarımızdan, kamusal alanlarımızdan ve milli servetimizden elinizi çekin.
Çünkü bugün yapılanların hesabı yarın hukuk önünde mutlaka sorulabilir.
Artık gerçekten yeter.
Kelimenin tam anlamıyla: Yuh olsun!
Ercüment Şahin Şehir Plancısı
28.0802026



