T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA
(İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı’na sunulmak üzere)
KONU:
13.04.2026 tarih ve 04.382 sayılı İzmir Büyükşehir Belediye Meclis kararı ile onanan CPP-351134952 işlem numaralı Buca İlçesi Güney Planlama Bölgesi 1. Etap 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğine itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 13.04.2026 tarih ve 04.382 sayılı kararı ile onanan ve askıya çıkarılan CPP-351134952 işlem numaralı Buca İlçesi Güney Planlama Bölgesi 1. Etap 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına, idare hukuku ilkelerine, yargı kararlarına ve hukuki güvenlik ilkesine açık aykırılıklar içermektedir.
Bu nedenle aşağıdaki gerekçelerle plana itiraz etmek zorunluluğu doğmuştur.
1- PLAN TEKLİFİ VE ÜST ÖLÇEK PLAN YETKİSİ YÖNÜNDEN HUKUKA AYKIRILIK
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7/b maddesi gereğince;
1/25.000 ölçekli nazım/çevre düzeni planlarını yapma, yaptırma ve onama yetkisi münhasıran Büyükşehir Belediyesine aittir.
İlçe belediyeleri üst ölçek plan yapıcı merci değildir.
Askıya çıkarılan planın hazırlık sürecinde;
Plan teklifinin Buca Belediyesi kaynaklı olması,
Plan müellifliği ve ihale sürecinin Büyükşehir adına mı yoksa ilçe belediyesi adına mı yürütüldüğünün açık olmaması,
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin teknik revizyon ve değerlendirme sürecinin belirsiz bırakılması,
yetki kullanımı bakımından ciddi hukuki tereddüt doğurmaktadır.
İdare hukukunun temel ilkesi gereği;
Yetki kamu düzenindedir ve açık kanuni düzenleme olmadıkça devredilemez.
Bu nedenle;
plan teklif süreci,
plan müellifliği,
teknik değerlendirme süreci,
Büyükşehir Belediyesi’nin asli plan yapıcı iradesinin nasıl oluştuğu
açık biçimde ortaya konulmadan işlem hukuken sakatlanmaktadır.
2- PLANLAR ARASI KADEMELİ BİRLİKTELİK İLKESİNE AYKIRILIK
3194 sayılı İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği gereği;
Her plan, üst ölçek plan kararlarına uygun olmak ve alt ölçek planlara yön vermek zorundadır.
Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında da;
Plan değişiklikleri kamu yararı ve zorunluluk olmadıkça parçacı biçimde yapılamaz; plan ana kararlarını bozacak şekilde değiştirilemez.
Dava konusu plan değişikliği;
belirli alanları yeniden yapılaşmaya açan niteliğiyle;
bütüncül şehircilik yaklaşımından uzak, parçacı planlama niteliği taşımaktadır.
3- GEÇMİŞ YARGI KARARLARI VE İPTAL GEREKÇELERİ GİDERİLMEDEN AYNI ALANIN YENİDEN PLANLANMASI HUKUKA AYKIRIDIR
Dava konusu alan;
geçmişte birçok kez plan değişikliğine konu olmuş,
açılan davalar sonucunda planlar iptal edilmiş,
İzmir 7. İdare Mahkemesi tarafından önceki plan kararları iptal edilmiştir.
Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre;
Mahkemece iptal edilen planların aynı hukuki sakatlıkları taşıyacak biçimde yeniden yürürlüğe konulması hukuka aykırıdır.
İdare;
mahkeme kararını şeklen değil,
öz ve gerekçe yönünden uygulamak zorundadır.
Mahkeme iptal gerekçeleri tam olarak giderilmeden benzer içerikli plan kararlarının yeniden askıya çıkarılması;
yargı kararlarının etkisiz hale getirilmesi sonucunu doğurur.
Bu nedenle plan açıklama raporunda;
mahkeme iptal gerekçelerinin hangi somut teknik ve bilimsel verilerle giderildiği yeterince ortaya konulmamıştır.
4- YEŞİL ALANLARIN VE KENTİN NEFES ALANLARININ YAPI BASKISINA AÇILMASI KAMU YARARINA AYKIRIDIR
Plan değişikliği ile;
yaklaşık 38 hektarlık alanın önemli bölümünde yeşil / açık alan niteliği taşıyan sahaların “Kentsel Gelişme Alanı” ve “Özel Proje Alanı” kararlarına dönüştürüldüğü görülmektedir.
Danıştay kararlarında;
Yeşil alanların yapılaşmaya açılması veya kamu kullanımından çıkarılması ancak üstün kamu yararı ile mümkündür.
Buca ilçesi;
yüksek nüfus yoğunluğu,
yoğun trafik baskısı,
kişi başına düşen yeşil alan azlığı,
teknik altyapı eksikliği,
sosyal donatı yetersizliği
bakımından İzmir’in en sorunlu ilçelerinden biridir.
Bu kadar yoğun yapı baskısı altındaki bir ilçede;
kentin nefes alan alanlarının yapılaşmaya açılması şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırıdır.
5- “ÖZEL PROJE ALANI” KARARI BELİRSİZDİR VE HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNE AYKIRIDIR
Plan değişikliğiyle getirilen “Özel Proje Alanı” kararı;
kullanım yoğunluğu,
emsal etkisi,
yapılaşma karakteri,
kamu kullanım oranı,
nüfus baskısı
bakımından belirsizlik taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına göre;
İdari işlemler belirli, öngörülebilir ve net olmak zorundadır.
Vatandaş;
ne yapılacağını,
ne kadar yapılaşma olacağını,
kamu kullanım oranını,
yoğunluk sınırlarını
önceden öngörebilmelidir.
“Özel Proje Alanı” gibi belirsiz kararlar;
alt ölçekli planlarda geniş takdir alanı bırakmakta ve
hukuki güvenlik ilkesine zarar vermektedir.
6- YENİ NÜFUS YÜKÜ VE ALTYAPI ETKİLERİ YETERLİ BİLİMSEL VERİYLE DESTEKLENMEMİŞTİR
Plan raporunda;
yaklaşık 3.890 ila 7.750 kişilik yeni nüfus projeksiyonu öngörülmektedir.
Ancak;
trafik etkisi,
okul ihtiyacı,
sağlık altyapısı,
otopark yükü,
ulaşım baskısı,
sosyal donatı dengesi,
teknik altyapı kapasitesi
bakımından yeterli bilimsel ve somut kamu yararı analizi bulunmamaktadır.
Danıştay kararlarında;
Bir bölgenin mevcut altyapı kapasitesini zorlayacak plan kararlarının bilimsel raporlarla desteklenmesi gerektiği
açıkça kabul edilmektedir.
Buca bugün dahi;
yoğun trafik,
altyapı yetersizliği,
sosyal donatı baskısı,
otopark sorunu
yaşamaktadır.
Bu gerçek ortadayken ilave nüfus baskısı yaratacak plan kararları kamu yararına aykırıdır.
7- PARÇACI PLANLAMA YASAĞINA AYKIRILIK
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği gereği;
plan değişiklikleri;
plan ana kararlarını, sürekliliğini ve bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olmak zorundadır.
Dava konusu alan;
geçmişte defalarca özel plan değişikliklerine konu olmuş,
aynı bölgede yeniden yeniden yapılan parçalı müdahaleler;
bütüncül şehircilik yaklaşımından uzak, parçacı planlama niteliği taşımaktadır.
Danıştay’ın yerleşik kararlarında;
Parsel veya bölge bazlı rant baskısıyla plan bütünlüğünü bozan plan değişiklikleri hukuka aykırıdır.
8- GEÇMİŞTE AYNI ALANIN SORUŞTURMALARA KONU OLMUŞ OLMASI İDAREYE ÖZEL DİKKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ YÜKLER
Söz konusu alan geçmişte;
2010 yılında dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay imzasıyla,
2011 yılında dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin imzasıyla soruşturma izinlerine konu olmuş süreçlerle gündeme gelmiştir.
Bu soruşturma izinleri;
aynı alanla ilgili planlama süreçlerinin kamuoyunda ve idari denetim makamlarında ciddi tartışmalara konu olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle;
aynı alanla ilgili yeni plan kararlarında idarenin;
çok daha dikkatli, şeffaf ve kamu yararı odaklı davranma yükümlülüğü vardır.
Geçmişte soruşturmalara konu olmuş bir planlama pratiğinin;
yeniden benzer tartışmalar yaratacak biçimde yürütülmesi kabul edilemez.
9- İMAR PLANLARI RANT ÜRETME ARACI DEĞİL, KAMU YARARINI KORUMA ARACIDIR
Danıştay’ın yerleşik kararlarında;
İmar planlarının amacı özel menfaat yaratmak değil, kamu yararını gerçekleştirmektir.
Daha önce defalarca iptal edilmiş, soruşturmalara konu olmuş, kamuoyunda tartışılmış bir alanda;
aynı tartışmaları yeniden doğuracak plan kararlarının askıya çıkarılması;
hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
SONUÇ VE TALEP
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
13.04.2026 tarih ve 04.382 sayılı Meclis kararı ile onanan CPP-351134952 işlem numaralı Buca İlçesi Güney Planlama Bölgesi 1. Etap 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin;
yetki yönünden,
şehircilik ilkeleri yönünden,
planlama esasları yönünden,
kamu yararı yönünden,
yargı kararları yönünden,
hukuki güvenlik yönünden,
yeşil alan kaybı yönünden,
altyapı ve nüfus baskısı yönünden
iptal edilmesini, askı sürecinde itirazımız doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini ve söz konusu plan değişikliğinin yürürlüğe konulmamasını arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla.
TEMİZ İZMİR DERNEĞİ adına
Nivent Kurtuluş Şehir Plancısı Ercüment Şahin



