İzmir’de planlama sürecinin nasıl işlediğini anlamak isteyenler için Balçova İnciraltı’ndaki son plan değişikliği adeta ders niteliğinde bir örnek oldu.
Balçova ilçesi İnciraltı Mahallesi 25034 ada 1 parsel ile ilgili plan sürecini incelediğimizde ortaya çıkan tablo gerçekten düşündürücü.
Bilindiği gibi şehir planlamasında çok temel bir kural vardır.
Üst ölçek planlar alt ölçek planlara yön verir.
Yani önce 1/25000 ölçekli nazım plan yapılır.
Ardından 1/5000 ölçekli nazım plan hazırlanır.
Son olarak da 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapılır.
Şimdi soralım…
İzmir’de gerçekten böyle mi olmuş?
Hayır.
İnciraltı’nda önce 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar hazırlanmış ve onaylanmış.
Daha sonra ise bu planların 1/25000 ölçekli İzmir Çevre Düzeni Planı’na uygun olmadığı fark edilmiş.
Peki ne yapılmış?
Planlama hatası düzeltilmiş mi?
Hayır.
Onun yerine yaklaşık dört ay sonra 1/25000 ölçekli plan değiştirilmiş.
Yani kısaca özetlersek:
Planlar üst ölçeğe göre yapılmamış.
Üst ölçek plan, alt ölçek plana uydurulmuş.
Şehir planlama literatüründe bunun adı nedir, gerçekten merak ediyorum.
Çünkü bu durum artık planlama değil,
“sonradan plan uydurma” görüntüsü vermektedir.
Üstelik bu kararlar sıradan bir kurumda alınmıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yüzlerce şehir plancısı ve hukukçu görev yapıyor.
Dahası…
Belediyenin genel sekreteri ve yardımcıları da şehir plancısı.
Hal böyleyken insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bu kadar plancı ve hukukçunun bulunduğu bir kurumda, planlama sürecinde bu kadar temel bir hata nasıl yapılabiliyor?
Daha da ilginci…
Planlama yapılan alan sıradan bir özel mülk değil.
Belediyenin kendi mülkiyetindeki bir alan.
Yani hem planı hazırlayan kurum aynı,
hem de planlanan alanın sahibi.
Buna rağmen süreçte böylesine temel bir planlama hatasının ortaya çıkması, İzmir’de planlama süreçlerinin nasıl yürütüldüğüne dair ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Bu tablo aynı zamanda İzmir’de yıllardır çözülemeyen pek çok planlama sorununun da nedenini açıklıyor.
Çünkü kent yönetiminde;
şeffaflık zayıf,
katılımcılık sınırlı,
hesap verilebilirlik ise neredeyse yok.
Kararların önemli bir kısmı imar komisyonlarında kapalı kapılar ardında alınıyor.
Oysa şehir planlama sadece teknik bir mesele değildir.
Aynı zamanda kamu sorumluluğudur.
Ve kamu adına yapılan planların, hatalar ortaya çıktığında planları değiştirmek yerine süreci şeffaf şekilde açıklaması gerekir.
Bugün İnciraltı’nda yaşanan tam olarak budur.
Plan hatası mı yapılmıştır?
Yoksa planlar belirli bir karar doğrultusunda mı hazırlanmıştır?
İzmir kamuoyu bu sorunun cevabını bekliyor.
Gerçekten ŞAKA gibi!
Bu hatayı yapan kurumda İzmir büyükşehir belediyesi





