İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Basmane Çukuru ile ilgili son açıklamalarını hayretle okudum. Çünkü ortada net bir plan, kararlı bir vizyon ya da hukuki zemine oturan bir yol haritası değil; sürekli değişen, birbirini tutmayan ve İzmir kamuoyunu belirsizlik içinde bırakan ifadeler var.
Bir gün “kültür merkezi olabilir” deniliyor, ertesi gün “belediye ek hizmet binası olabilir” açıklaması yapılıyor. Sayın Başkan, bu kent yönetimi deneme-yanılma tahtası değildir. Konak Meydanı’nda belediye hizmet binasının ruhsatını çözdük diye basın önünde fotoğraf veriyorsunuz, ardından Basmane Çukuru için “ek hizmet binası yapabiliriz” diyorsunuz. İzmir’i yöneten makamlar fikir değiştirme platformu değil, karar üretme makamıdır.
Siz sürekli ortaya bir şeyler atıyorsunuz sonuç yok!!!
Daha da önemlisi, “Sözleşme iptal olursa mali yükle karşılaşırız” açıklaması yapılmaktadır. Hangi mali yük? Ortada yükümlülüklerini yerine getirmemiş, projeyi tamamlayamamış, batmış şirketler vardır. Sözleşme şartlarını yerine getirmeyen tarafın belediye olması mümkün değildir. Tam tersine, sözleşmenin gerekleri yerine getirilmemişse doğacak sorumluluk o şirketlere aittir.
Kahramanlar Otoparkı gerekçe gösterilmektedir. Oysa bu otopark yap-işlet-devret modeliyle yapılmış, işletme süresi boyunca gelirler işletmeci tarafından alınmış, süresi dolunca da iade edilmiştir. Belediyenin bu projeye ilişkin yeni bir mali yükümlülüğü varmış gibi kamuoyuna anlatılması, en hafif ifadeyle hatalıdır.
İnsanları YANILTMADIR!!!
Bir başka dikkat çekici ifade ise TMSF üzerinden oluşturulmaya çalışılan “mali risk” söylemidir. Belediyenin TMSF’ye borcu yoktur. Sözleşme ilişkileri şirketler ile kamu arasında kurulmuştur. Eğer ortada bir borç varsa, bu borcun muhatabı belediye değil, sözleşmenin tarafı olan şirketlerdir. Bu kadar temel bir hukuki gerçeğin bile tartışılır hale getirilmesi İzmir adına endişe vericidir.
Sayın Tugay, Tunç Soyer döneminde açılan dava belediyenin lehine ilerlemekte, bilirkişi raporları kamu mülkiyeti açısından önemli fırsatlar ortaya koymaktadır. Madem davalardan henüz feragat edilmemiştir, madem niyet protokolü henüz imzalanmamıştır, o halde bu acele nedir? İzmir kamuoyunun tansiyonunu yükselten bu belirsizlik neden yaratılmaktadır?
İzmir halkı artık şunu açıkça duymak istiyor:
Basmane Çukuru gerçekten kamunun kazanımı için mi yönetiliyor, yoksa adım adım yeni bir yapılaşma sürecinin zemini mi hazırlanıyor?
Bizler yıllardır bu dosyayı takip edenler olarak sürecin her aşamasını biliyoruz. Eğer gerçekten konuyu tüm yönleriyle değerlendirmek istiyorsanız, Temiz İzmir Derneği olarak her türlü bilgi ve belgeyle süreci madde madde anlatmaya hazırız. Elbette dinlemek isterseniz…
Ama dinlemezseniz de İzmir kamuoyunu bilgilendirmeye, sorulması gereken soruları sormaya ve bu kentin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü Basmane Çukuru yalnızca bir arsa değildir; İzmir’in geleceği, kamunun hakkı ve kent yönetiminin samimiyet sınavıdır.
Yarın Gurup Başkan Vekili Levent Yıldır’ı arayıp randevu talebimizi ileteceğiz,
Sonucunu sizlerle paylaşacağız.



